A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































Baumgartenın sunduğu savın yeniliği, duyarlık ile anlama yetisinin birbirinden kökten ayrılmasında yatar. Bu iki yetinin konuları kendilerine özgü olduğu gibi, her ikisi de yetkinleşme yeteneğine sahiptirler. Anlama yetisinin metodu, soyutlama aracılığı ile duyuları açık ve seçik hale getirmek, genel tanımlamalar yapmak iken, duyusallığın alanı, bireyin güzellikte ortaya çıkan özüdür. Güzellik anlaşılır özellikte değil, duyulur özelliktedir. Estetik düşüncenin başta gelen özgünlüklerinden biri budur: aralarında nitelik farkı olduğu için, aşamalarla da olsa güzellikten kavrama geçilemediği gibi, duyusal bilgiden entelektüel bilgiye de geçilemez. Cassirerin ifade ettiği gibi: bir manzarayı en küçük öğelerine kadar ayrıştıran ve bu öğelerin her biri için farklı bir kavram arayan, dolayısıyla da bir bakıma manzarayı dil ve bilimsel yerbilim aygıtı aracılığıyla betimleyen ve yaptığı bu işlemden aldığı izlenimi bize iletmek isteyen kişi, bunu yapmakla yeni bir bilimsel görüşe ulaşabilir ama bu görüşün içinde söz konusu manzaranın güzelliğinden geriye en küçük bir iz bile kalmamış olur. Bu manzara kendini yalnızca bölünmez sezgiye, manzaranın saf izlenme olgusuna bir bütün olarak sunar.4 Çalışmanın birinci bölümünde Baumgartenın yeni duyusal bilgi bilimini, duyu verilerini, sadece algının daha üst ve daha gelişmiş işlemleri için uyarıcı olarak dikkate almak değil, tam tersine bilginin bağımsız bir biçimi olarak nasıl gördüğü anlatılmıştır. Doğal estetik başlığı altında iyi birer konuşmacıya ihtiyaç duyan Baumgartenın, bunların kendi Metaphysicasında alt bilgi yetisi içerisinde ele aldığı bir dizi yeteneği ortaya konulmuştur. Bununla bağlantı olarak Baumgarten başarılı estetikçi (felix aestheticus) notu altında henüz oyun çağındaki bir çocuk olarak dikkat, hafıza kabiliyeti, fikir kabiliyeti, fanteziyi eşit şekilde geliştirebilen alıştırmalarla ve estetik eğitim etkisi ile kendini ölçülü ve uygun şekilde ifade edebilirken anlaşılır da olabilen bir insanın ideal görüntüsünü tanımlamıştır. Bu ana nokta altında estetik, dilsel iletişime hizmet eden pedagojik bir karaktere sahiptir. Buradaki model durum, dinleyicilere yönelen konuşmacı ve okuyuculara yönelen şairdir.
İkinci bölümde, estetik hakikat bağlamında Baumgartenın insancıl bilgi olanaklarının anlamı ve geçerliliğini sorguladığı ve “duyusal bilgi”yi, rasyonel düşünme
4 Lenoir, Beatrice, Sanat Yapıtı, YKB Yayınları, çev. Aykut Derman, İstanbul, 2004, s. 203
3



10. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Sinema estetiğinde sinematografik uzam ve hareket algısı - Sayfa 19
Baumgarten’a göre aşağı bilgi yetisinin ortaya koyduğu tasavvurların özniteliği açık ve seçik olmamasıdır. Açık ve seçiklik ussal (intellectiv) bilginin özelliğidir ve mantık biliminin araştırma alanına dâhildir. Mantık bilimi açık ve seçik tasavvurların doğruluğunu araştırır. Buna karşın duyusal (sensitiv) bilginin bilimi olan estetik, yöneldiği varlık alanından dolayı açık ve seçik bilgi ortaya ...

10. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

duyu
duyusal
baumgarten
estetik
kavram
güzellik


10. SAYFA ICERIGI

Baumgartenın sunduğu savın yeniliği, duyarlık ile anlama yetisinin birbirinden kökten ayrılmasında yatar. Bu iki yetinin konuları kendilerine özgü olduğu gibi, her ikisi de yetkinleşme yeteneğine sahiptirler. Anlama yetisinin metodu, soyutlama aracılığı ile duyuları açık ve seçik hale getirmek, genel tanımlamalar yapmak iken, duyusallığın alanı, bireyin güzellikte ortaya çıkan özüdür. Güzellik anlaşılır özellikte değil, duyulur özelliktedir. Estetik düşüncenin başta gelen özgünlüklerinden biri budur: aralarında nitelik farkı olduğu için, aşamalarla da olsa güzellikten kavrama geçilemediği gibi, duyusal bilgiden entelektüel bilgiye de geçilemez. Cassirerin ifade ettiği gibi: bir manzarayı en küçük öğelerine kadar ayrıştıran ve bu öğelerin her biri için farklı bir kavram arayan, dolayısıyla da bir bakıma manzarayı dil ve bilimsel yerbilim aygıtı aracılığıyla betimleyen ve yaptığı bu işlemden aldığı izlenimi bize iletmek isteyen kişi, bunu yapmakla yeni bir bilimsel görüşe ulaşabilir ama bu görüşün içinde söz konusu manzaranın güzelliğinden geriye en küçük bir iz bile kalmamış olur. Bu manzara kendini yalnızca bölünmez sezgiye, manzaranın saf izlenme olgusuna bir bütün olarak sunar.4 Çalışmanın birinci bölümünde Baumgartenın yeni duyusal bilgi bilimini, duyu verilerini, sadece algının daha üst ve daha gelişmiş işlemleri için uyarıcı olarak dikkate almak değil, tam tersine bilginin bağımsız bir biçimi olarak nasıl gördüğü anlatılmıştır. Doğal estetik başlığı altında iyi birer konuşmacıya ihtiyaç duyan Baumgartenın, bunların kendi Metaphysicasında alt bilgi yetisi içerisinde ele aldığı bir dizi yeteneği ortaya konulmuştur. Bununla bağlantı olarak Baumgarten başarılı estetikçi (felix aestheticus) notu altında henüz oyun çağındaki bir çocuk olarak dikkat, hafıza kabiliyeti, fikir kabiliyeti, fanteziyi eşit şekilde geliştirebilen alıştırmalarla ve estetik eğitim etkisi ile kendini ölçülü ve uygun şekilde ifade edebilirken anlaşılır da olabilen bir insanın ideal görüntüsünü tanımlamıştır. Bu ana nokta altında estetik, dilsel iletişime hizmet eden pedagojik bir karaktere sahiptir. Buradaki model durum, dinleyicilere yönelen konuşmacı ve okuyuculara yönelen şairdir.
İkinci bölümde, estetik hakikat bağlamında Baumgartenın insancıl bilgi olanaklarının anlamı ve geçerliliğini sorguladığı ve “duyusal bilgi”yi, rasyonel düşünme
4 Lenoir, Beatrice, Sanat Yapıtı, YKB Yayınları, çev. Aykut Derman, İstanbul, 2004, s. 203
3

İlgili Kaynaklar







single.php