A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































Baumgarten Aestheticasının ilk paragrafında estetiği şöyle tanımlar: Estetik (serbest sanatlar teorisi olarak, alt düzey algılama, güzel düşünme sanatı ve analog düşünme sanatı olarak) duyusal bilginin bilimidir.5 Baumgarten bu tanımda birçok unsuru bir araya getirir ve Aestheticanın geri kalanında bu açılış ifadesinin farklı unsurlarını açar. Üzerinde durulması gereken en önemli nokta ise onun estetiğinin konuya ikili bir yaklaşımın birleşimi olmasıdır. Estetik, bir sanat teorisi olmanın yanı sıra duyusal algılama bilimi olarak da değerlendirilir. Filozof olmanın yanı sıra iyi de bir şair olan6 Baumgarten için genel hedeflerden biri sanatı bilimin yardımıyla oluşturmaktır; fakat bu ikisinin ilişkisi her zaman Baumgartenın düşündüğü kadar açık değildir.
1.1. Duyusal Bilgi
Baumgartenın estetiği, duyusal algı için epistemolojik ayrımın taahhüdü olarak algılanabilir. Bu, duyuların nesnelerinin Platon tarafından değerlerinin düşürülmesinin Descartes (15961650) tarafından yenilenmesinden sonra en büyük görevdi.
Platon, bir yanda duyulan bir yanda düşünülen olmak üzere iki ayrı dünya belirler. Bunlardan birincisi, duyularla algılanan, görülen dünyadır. Duyulur dünya, sürekli oluşların, yok oluşların yaşandığı gelip geçici ve relatif gerçeğin dünyasıdır. Görünüşler dünyası olarak da nitelendirilebilecek bu dünya doğru sanının (orthe doxa) konusudur. İkinci olarak asıl gerçeğin dünyası olan idealar dünyası var olan ve hiç oluş halinde olmayandır; değişmeden kalır, işte bu dünya bilginin (episteme) konusudur. Duyu organlarıyla algılanamayan, bilginin asıl konusu olan bu dünyaya ancak akıl yolu ile ulaşılır. Gerçek bilginin temeli, duyulur dünyada değil idealar dünyasında bulunur.7
Descartes bilginin kaynağında yalnızca aklın olduğunu savunur ve matematiği yetkin bir bilgi örneği olarak görür. Descartesa göre, yargılar açık ve seçik olarak kavranan şeyler üzerine dayandırılırsa, yanılma, aldanma olasılığı yoktur. Çünkü o,
5 Baumgarten, A. G., a.g.e., s. 3 6 Kneller J., Imaginative Freedom and the German Enlightenment, Journal of the History of Ideas,
Cilt.51, No.2, University of Pensilvanya pres, 1990, s. 218-239 7 Gökberk, M, Felsefe Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2005, s.56
6



13. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Sinemada görüntü - gerçek ilişkisi - Sayfa 12
7 Duyusal algılarla gerçeklik arasındaki farkı belirtenlerden bir diğeri de Nicolai Hartmann’dır. Hartmann, duyusal algılar ve dış dünyaya ait nesneler arasında sıkı bir ilişki olduğunu ve duyumların bu nesnelerin birer simgesi olduğunu belirtir; ancak duyumlar nesnelerin kopyası değildir. Bununla birlikte dış dünya ve onu simgeleyen algılar birbirine koşut gitmektedir. Hartmann’a göre, gerçek va...
Sinema estetiğinde sinematografik uzam ve hareket algısı - Sayfa 18
‘estetik’ sözcüğü, bahsi geçen düşünürün ‘estetik kuramı’ kastedilecek şekilde kullanılır. Örneğin ‘Kant Estetiği’ derken Kant’ın estetik kuramından bahsedilir.8 Etimolojik olarak ‘estetik’, Yunanca ‘aisthesis’ sözcüğünden gelmektedir. Aisthesis, ‘duyu ile algılamak’ anlamına gelen ‘aisthanesthai’ fiil kökünden türetilmiş, ‘duyum, duyulur algı’ manası taşıyan bir sözcüktür. Günümüzde tıp alanında...
Evreni Kalbinde Bulan Adam: Burhan Toprak ve sanatının Türk edebiyatındaki yeri - Sayfa 32
21 II.1. “Estetik” Kavramı Üzerine Alman düşünürü Christian Wolff’un (1679-1744) öğrencisi olan Alexander Gottlieb Baumgarten (1714-1762), hocasının mantık (doğru düşünme bilgisi) ve etik (doğru isteme bilgisi) alanında yazdığı Logica ve Ethica adlı eserlerde, var olduğunu gördüğü bir boşluğu doldurmanın ardına düşüp ilk defa, düşünce ve istek dışında kalan “duyu”lar üzerinde durarak bugünkü “est...

13. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

duyusal
duyu
yanı
olan
felsefe
bilginin


13. SAYFA ICERIGI

Baumgarten Aestheticasının ilk paragrafında estetiği şöyle tanımlar: Estetik (serbest sanatlar teorisi olarak, alt düzey algılama, güzel düşünme sanatı ve analog düşünme sanatı olarak) duyusal bilginin bilimidir.5 Baumgarten bu tanımda birçok unsuru bir araya getirir ve Aestheticanın geri kalanında bu açılış ifadesinin farklı unsurlarını açar. Üzerinde durulması gereken en önemli nokta ise onun estetiğinin konuya ikili bir yaklaşımın birleşimi olmasıdır. Estetik, bir sanat teorisi olmanın yanı sıra duyusal algılama bilimi olarak da değerlendirilir. Filozof olmanın yanı sıra iyi de bir şair olan6 Baumgarten için genel hedeflerden biri sanatı bilimin yardımıyla oluşturmaktır; fakat bu ikisinin ilişkisi her zaman Baumgartenın düşündüğü kadar açık değildir.
1.1. Duyusal Bilgi
Baumgartenın estetiği, duyusal algı için epistemolojik ayrımın taahhüdü olarak algılanabilir. Bu, duyuların nesnelerinin Platon tarafından değerlerinin düşürülmesinin Descartes (15961650) tarafından yenilenmesinden sonra en büyük görevdi.
Platon, bir yanda duyulan bir yanda düşünülen olmak üzere iki ayrı dünya belirler. Bunlardan birincisi, duyularla algılanan, görülen dünyadır. Duyulur dünya, sürekli oluşların, yok oluşların yaşandığı gelip geçici ve relatif gerçeğin dünyasıdır. Görünüşler dünyası olarak da nitelendirilebilecek bu dünya doğru sanının (orthe doxa) konusudur. İkinci olarak asıl gerçeğin dünyası olan idealar dünyası var olan ve hiç oluş halinde olmayandır; değişmeden kalır, işte bu dünya bilginin (episteme) konusudur. Duyu organlarıyla algılanamayan, bilginin asıl konusu olan bu dünyaya ancak akıl yolu ile ulaşılır. Gerçek bilginin temeli, duyulur dünyada değil idealar dünyasında bulunur.7
Descartes bilginin kaynağında yalnızca aklın olduğunu savunur ve matematiği yetkin bir bilgi örneği olarak görür. Descartesa göre, yargılar açık ve seçik olarak kavranan şeyler üzerine dayandırılırsa, yanılma, aldanma olasılığı yoktur. Çünkü o,
5 Baumgarten, A. G., a.g.e., s. 3 6 Kneller J., Imaginative Freedom and the German Enlightenment, Journal of the History of Ideas,
Cilt.51, No.2, University of Pensilvanya pres, 1990, s. 218-239 7 Gökberk, M, Felsefe Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2005, s.56
6

İlgili Kaynaklar







single.php