A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































benzeri (analogon rationis), modern anlamda sanat eserleri sayılan, yani güzel sanatların başlangıç sistemine ait olan eserleri yargılama yetisi olur. Baumgartena göre bu, akla paralel olan akıl-benzerinin (analogon rationis) konusu, nesnesi ya da kavradığı şey güzel veya güzelliktir. Metapysicasında güzeli veya güzelliği duyular tarafından algılanan mükemmellik (perfectio phenomenon)21 olarak tanımlayan Baumgarten, Aestheticada farklı bir tanım yapar: Estetiğin amacı, duyusal bilginin yetkinliğe yani güzelliğe ulaşmasını sağlamaktır. Duyusal bilginin kusurlu olmasından, yani çirkinlikten kaçınmaktır22. Güzellik, duyusal bilginin mükemmelliğidir (perfectio cognitios sensitiva). Aklın kavradığı mantıksal bağıntılılığa dayalı mükemmellik türü olarak hakikatin tersine, tasarımların duyusal bağıntısı olarak güzel, akıl-benzeri (analogon rationis)in konusudur. Wolff için güzellik, mükemmelliğin duyusal bilgisidir. Baumgarten’ın Wolffün bu güzellik tanımından ayrıldığı gözden kaçırılabilir ama bu tanımı dönüştürerek “güzellik duyusal bilmenin mükemmelliğidir” derken şunu söyler: güzellik, duyularımızın ulaşabildiği bir formda olan herhangi bir objectiv mükemmelliğin temsilinde -ya da sadece ondamevcut değildir fakat ya da aynı zamanda- o, duyusal temsillerin spesifik olasılıklarının kullanılmasında mevcuttur. Başka bir deyişle, bir yapıtın biçiminde, içeriğinde olduğu kadar güzellik için potansiyel vardır. Çünkü onun biçimi, bizim duyusal temsil için kompleks yeteneğimize yani akıl-benzerine (analogon-rationis) hoş gelebilir, tıpkı içeriğinin teorik ya da pratik aklımızın hoşuna gidebileceği gibi. Akılbenzerinde toplanmış olan bu zihinsel (mental) yetilerin doyumu/hoşnutluğu, bir haz kaynağıdır. Baumgartenın duyusal bilmenin mükemmelliğini, temsil edilmiş olanın mükemmelliği gibi, güzellikte belirgin bir haz kaynağı tanıması, onu sanat eserinde sadece bir değil, güzelliğin üç farklı potansiyel kaynağını tanımaya götürür:
1) Çeşitli canlandırmaların ve bunların birliği arasındaki uyum (şeylerin ve düşüncelerin güzelliği). Duyusal bilginin güzelliğinden, dilin alışkanlıklarından dolayı sık sık karıştırıldığı nesnelerin ve maddenin güzelliğini dışlamalıyız, çünkü çirkin şeylerin güzel, güzel şeylerin de çirkin biçimde düşünülebileceğini göstermek kolaydır.
21 Baumgarten, A. G., s. XII 22 a.g.e., s. 11
12



19. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

duyusal
güzel
olan
baumgarten
tanım
mükemmelliği


19. SAYFA ICERIGI

benzeri (analogon rationis), modern anlamda sanat eserleri sayılan, yani güzel sanatların başlangıç sistemine ait olan eserleri yargılama yetisi olur. Baumgartena göre bu, akla paralel olan akıl-benzerinin (analogon rationis) konusu, nesnesi ya da kavradığı şey güzel veya güzelliktir. Metapysicasında güzeli veya güzelliği duyular tarafından algılanan mükemmellik (perfectio phenomenon)21 olarak tanımlayan Baumgarten, Aestheticada farklı bir tanım yapar: Estetiğin amacı, duyusal bilginin yetkinliğe yani güzelliğe ulaşmasını sağlamaktır. Duyusal bilginin kusurlu olmasından, yani çirkinlikten kaçınmaktır22. Güzellik, duyusal bilginin mükemmelliğidir (perfectio cognitios sensitiva). Aklın kavradığı mantıksal bağıntılılığa dayalı mükemmellik türü olarak hakikatin tersine, tasarımların duyusal bağıntısı olarak güzel, akıl-benzeri (analogon rationis)in konusudur. Wolff için güzellik, mükemmelliğin duyusal bilgisidir. Baumgarten’ın Wolffün bu güzellik tanımından ayrıldığı gözden kaçırılabilir ama bu tanımı dönüştürerek “güzellik duyusal bilmenin mükemmelliğidir” derken şunu söyler: güzellik, duyularımızın ulaşabildiği bir formda olan herhangi bir objectiv mükemmelliğin temsilinde -ya da sadece ondamevcut değildir fakat ya da aynı zamanda- o, duyusal temsillerin spesifik olasılıklarının kullanılmasında mevcuttur. Başka bir deyişle, bir yapıtın biçiminde, içeriğinde olduğu kadar güzellik için potansiyel vardır. Çünkü onun biçimi, bizim duyusal temsil için kompleks yeteneğimize yani akıl-benzerine (analogon-rationis) hoş gelebilir, tıpkı içeriğinin teorik ya da pratik aklımızın hoşuna gidebileceği gibi. Akılbenzerinde toplanmış olan bu zihinsel (mental) yetilerin doyumu/hoşnutluğu, bir haz kaynağıdır. Baumgartenın duyusal bilmenin mükemmelliğini, temsil edilmiş olanın mükemmelliği gibi, güzellikte belirgin bir haz kaynağı tanıması, onu sanat eserinde sadece bir değil, güzelliğin üç farklı potansiyel kaynağını tanımaya götürür:
1) Çeşitli canlandırmaların ve bunların birliği arasındaki uyum (şeylerin ve düşüncelerin güzelliği). Duyusal bilginin güzelliğinden, dilin alışkanlıklarından dolayı sık sık karıştırıldığı nesnelerin ve maddenin güzelliğini dışlamalıyız, çünkü çirkin şeylerin güzel, güzel şeylerin de çirkin biçimde düşünülebileceğini göstermek kolaydır.
21 Baumgarten, A. G., s. XII 22 a.g.e., s. 11
12

İlgili Kaynaklar







single.php