A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































göründüğü sürece gerçekti; fakat felsefi yeterlilik (adaequatio) teorisinin gerektirdiği gibi objenin maddesi ile yuyuşmak zorunda da değildi. Bir argüman, ancak mantıklı bir sağlaması olmaksızın tarafımızdan doğru olarak kabul ediliyorsa, olabilirlik dahilinde bulunabilir. Estetik gerçeğin nesnesi için Baumgarten “ne kesinlik ne de onun gerçeği tam olarak aydınlatılabilir” der. Güzel nesne, hakikatin kendisi değil, hakikate benzer olanın alanına aittir.
Güzele ilişkin düşünce ediminde tasarımlanan şeyin büyük bir bölümünün ne büsbütün kesin olduğu ne de tam bir açıklık altında hakikatine göre algılanabileceği zaten açık hale gelmiştir. Yine de duyusal bakış açısından, yanlış olan hiçbir şey çirkinlik duygusu olmaksızın keşfedilemez. Yanlışlığı keşfetmeksizin bizi mükemmel kesinliğe ulaştırmayacak olan şey hakikate-benzer-olan dır. Bu yüzden özsel anlamı bakımından, estetik hakikatin hakikate benzer olduğu söylenebilir: estetik hakikat, tam bir kesinlik içermese bile, yine de herhangi bir yanlışlık tipinin ayırtına varmamıza izin vermeyen hakikat düzeyidir.
Yani estetik hakikat kendi gerçek anlamında bir olasılık; hakikatin, her ne kadar insanı yetkinliğe yönlendirmese de, tam bir kesinlik içermese de, yine de herhangi bir yanlışlığın gözlemlenemediği bir hakikat basamağıdır.
Bu tür bir hakikat, Leibniz’in sisteminin savunduğu ve Baumgarten’ın da farklı zamanlarda katıldığı gibi, zihin-realite uygunluğu olarak geleneksel felsefi kavranışından ayrılarak asi bir yol tutar.
İzleyiciler veya dinleyicilerin ruhlarında belirli bir şeyi önceden tasarlanmış düşüncelerine yansıtmaları yani genel konuya uyan ve oluşmuş veya oluşacak ve aynı zamanda genelin fikirlerini içeren hususların artık yanlış olup olmadığı (Mantık ve geniş anlamda) veya gerçek olduğu ile (mantık ve dar anlamda), bizim duyusal hislerimizden kolayca ayrılamayan ve bu şekilde doğal ve ihtimale dayalı olan, estetikçinin izlemesi gereken ifade edilmek istenmiştir ki bu esnada Aristotales’in ve Cicero’nun onayından da emin olunabilir. Bu tür durumlarda akıl-benzeri, eğer bu konuların gerçekliğinden kesinlikle emin olmamışsa bir yanlışlık saptamaz. Bu nedenle
35



42. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

estetik
baumgarten
olan
mantık
güzel
hakikat


42. SAYFA ICERIGI

göründüğü sürece gerçekti; fakat felsefi yeterlilik (adaequatio) teorisinin gerektirdiği gibi objenin maddesi ile yuyuşmak zorunda da değildi. Bir argüman, ancak mantıklı bir sağlaması olmaksızın tarafımızdan doğru olarak kabul ediliyorsa, olabilirlik dahilinde bulunabilir. Estetik gerçeğin nesnesi için Baumgarten “ne kesinlik ne de onun gerçeği tam olarak aydınlatılabilir” der. Güzel nesne, hakikatin kendisi değil, hakikate benzer olanın alanına aittir.
Güzele ilişkin düşünce ediminde tasarımlanan şeyin büyük bir bölümünün ne büsbütün kesin olduğu ne de tam bir açıklık altında hakikatine göre algılanabileceği zaten açık hale gelmiştir. Yine de duyusal bakış açısından, yanlış olan hiçbir şey çirkinlik duygusu olmaksızın keşfedilemez. Yanlışlığı keşfetmeksizin bizi mükemmel kesinliğe ulaştırmayacak olan şey hakikate-benzer-olan dır. Bu yüzden özsel anlamı bakımından, estetik hakikatin hakikate benzer olduğu söylenebilir: estetik hakikat, tam bir kesinlik içermese bile, yine de herhangi bir yanlışlık tipinin ayırtına varmamıza izin vermeyen hakikat düzeyidir.
Yani estetik hakikat kendi gerçek anlamında bir olasılık; hakikatin, her ne kadar insanı yetkinliğe yönlendirmese de, tam bir kesinlik içermese de, yine de herhangi bir yanlışlığın gözlemlenemediği bir hakikat basamağıdır.
Bu tür bir hakikat, Leibniz’in sisteminin savunduğu ve Baumgarten’ın da farklı zamanlarda katıldığı gibi, zihin-realite uygunluğu olarak geleneksel felsefi kavranışından ayrılarak asi bir yol tutar.
İzleyiciler veya dinleyicilerin ruhlarında belirli bir şeyi önceden tasarlanmış düşüncelerine yansıtmaları yani genel konuya uyan ve oluşmuş veya oluşacak ve aynı zamanda genelin fikirlerini içeren hususların artık yanlış olup olmadığı (Mantık ve geniş anlamda) veya gerçek olduğu ile (mantık ve dar anlamda), bizim duyusal hislerimizden kolayca ayrılamayan ve bu şekilde doğal ve ihtimale dayalı olan, estetikçinin izlemesi gereken ifade edilmek istenmiştir ki bu esnada Aristotales’in ve Cicero’nun onayından da emin olunabilir. Bu tür durumlarda akıl-benzeri, eğer bu konuların gerçekliğinden kesinlikle emin olmamışsa bir yanlışlık saptamaz. Bu nedenle
35

İlgili Kaynaklar







single.php