A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































duyusal söylem ne içerir? Duyusal söylemle, duyusal temsilleri içeren söylemi kastediyoruz. Baumgarten şu sonuca varır: Duyusal temsiller şiirin parçalarıdır bu nedenle poetiktirler.85 Bu yüzden duyular, estetik deneyimin çeşitliliğidir. Ancak bu yeterli değildir. Duyular homojen değildir .duyusal temsiller bulanık ya da açık olabilir, poetik temsiller de bulanık ya da açıktır.86 Baumgarten duyusallığın bu iki biçiminin estetik deneyim için eşit değerde olmadığını iddia etmeye devam eder. Tıpkı her açık fikrin rasyonel söylem için yeterli olmaması gibi, her duyu da estetik söylem için yeterli değildir. Estetiğe uygun duyu biçimi tümüyle incelenmelidir.
Leibniz duyular olan açık temsillerle, akılsal kavramlar olan açık ve seçik temsilleri ayırmıştır.87 Baumgarten aynı ayrımı yapar ancak o daha incelikli bir ayrım yapar, o açıklığın iki biçimi arasında ayırım yapar. Açıklık, zihin bir kavrama nesnesini diğerinden nesne olarak ayırdığı zaman ortaya çıkar. Örneğin, zihin loş bir ışığın rengini algılamış olabilir ama bunun mavi mi mor mu olduğunu söyleyemez. Bu bulanık algı olacaktır. Temsil, zihnin ayırt edebileceği kadar belirgin hale gelirse açıklığa ulaşılmış olur. Işık, sadece zihnin onun renginin mor değil mavi olduğunu görebileceği kadar parlarsa o zaman açıklık en alt düzeyde olacaktır. Açıklığın bir yönü daha vardır: eşit biçimde açık notlara sahip iki temsilden birincisine ait üç not, ikinciye ait altı not bulunduğunda, notların sayısı fazla olan ikinci temsil birinciye göre daha açıktır. Notların sayısının artması, açıklığın artmasını sağlar. Notların çokluğu aracılığıyla ulaşılan açıklığa kaplamsal açıklık denilebilir.88 Kaplamsal açıklık, canlıdır, hayat doludur. Zihin bir nesne hakkında minimum açıklığa sahip olması o nesneyi belirli bir kategoriye koymak dışında onu belirleyememesi anlamına gelir. Örneğin, zihnin uzakta bir ev görmesi minimum açıklıktır. Bu durumda zihin bu evin bir köşk mü yoksa bir çiftlik evi mi olduğunu söyleyemez. Yeterli miktarda ayırt edici not yoktur: mesela, zihin çatının biçimini ya da duvarların malzemesini v.b. göremez. Zihin bu notları bilirse, ev hakkında daha açık duyusal bilgiye -mantıksal değil- sahip olacaktır. Daha açık algının içerdiği notların sayısı, daha az açık algınınkinden daha geniş ya da daha
85 a.g.e., s. 336 86 a.g.e., s. 336 87 Ogden, R. M., A Dafination of Aesthetics, The Philosophical Review, Vol.42, No.5., Cornell
Unyversity, 1933, s.505 88 Brown, C., a.g.e., s. 77
46



53. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

duyusal
baumgarten
duyu
değil
olan
açık


53. SAYFA ICERIGI

duyusal söylem ne içerir? Duyusal söylemle, duyusal temsilleri içeren söylemi kastediyoruz. Baumgarten şu sonuca varır: Duyusal temsiller şiirin parçalarıdır bu nedenle poetiktirler.85 Bu yüzden duyular, estetik deneyimin çeşitliliğidir. Ancak bu yeterli değildir. Duyular homojen değildir .duyusal temsiller bulanık ya da açık olabilir, poetik temsiller de bulanık ya da açıktır.86 Baumgarten duyusallığın bu iki biçiminin estetik deneyim için eşit değerde olmadığını iddia etmeye devam eder. Tıpkı her açık fikrin rasyonel söylem için yeterli olmaması gibi, her duyu da estetik söylem için yeterli değildir. Estetiğe uygun duyu biçimi tümüyle incelenmelidir.
Leibniz duyular olan açık temsillerle, akılsal kavramlar olan açık ve seçik temsilleri ayırmıştır.87 Baumgarten aynı ayrımı yapar ancak o daha incelikli bir ayrım yapar, o açıklığın iki biçimi arasında ayırım yapar. Açıklık, zihin bir kavrama nesnesini diğerinden nesne olarak ayırdığı zaman ortaya çıkar. Örneğin, zihin loş bir ışığın rengini algılamış olabilir ama bunun mavi mi mor mu olduğunu söyleyemez. Bu bulanık algı olacaktır. Temsil, zihnin ayırt edebileceği kadar belirgin hale gelirse açıklığa ulaşılmış olur. Işık, sadece zihnin onun renginin mor değil mavi olduğunu görebileceği kadar parlarsa o zaman açıklık en alt düzeyde olacaktır. Açıklığın bir yönü daha vardır: eşit biçimde açık notlara sahip iki temsilden birincisine ait üç not, ikinciye ait altı not bulunduğunda, notların sayısı fazla olan ikinci temsil birinciye göre daha açıktır. Notların sayısının artması, açıklığın artmasını sağlar. Notların çokluğu aracılığıyla ulaşılan açıklığa kaplamsal açıklık denilebilir.88 Kaplamsal açıklık, canlıdır, hayat doludur. Zihin bir nesne hakkında minimum açıklığa sahip olması o nesneyi belirli bir kategoriye koymak dışında onu belirleyememesi anlamına gelir. Örneğin, zihnin uzakta bir ev görmesi minimum açıklıktır. Bu durumda zihin bu evin bir köşk mü yoksa bir çiftlik evi mi olduğunu söyleyemez. Yeterli miktarda ayırt edici not yoktur: mesela, zihin çatının biçimini ya da duvarların malzemesini v.b. göremez. Zihin bu notları bilirse, ev hakkında daha açık duyusal bilgiye -mantıksal değil- sahip olacaktır. Daha açık algının içerdiği notların sayısı, daha az açık algınınkinden daha geniş ya da daha
85 a.g.e., s. 336 86 a.g.e., s. 336 87 Ogden, R. M., A Dafination of Aesthetics, The Philosophical Review, Vol.42, No.5., Cornell
Unyversity, 1933, s.505 88 Brown, C., a.g.e., s. 77
46

İlgili Kaynaklar







single.php