A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































kapsamlıdır. Böylece ikinci kavramanın geniş ölçüde açık olduğu söylenebilir. A temsili B, C, D v.b. den daha fazla betimlenmişse ama hepsi bulanıksa, Anın geri kalanlardan daha açık olduğu söylenir. Bir nesne hakkında ne kadar çok belirleyici not varsa nesne zihinde o kadar açık bir şekilde görünür. Şeyler ne kadar belirlenmişse, temsilleri o kadar fazlasını içerir. Bir bulanık temsilde ne kadar çok şey toplanmışsa, temsil ne kadar çok kaplamsal açıklığa sahipse o, o kadar çok poetiktir. Bu nedenle, şeyleri, şiirde temsil edildiklerinde, mümkün olduğu kadar belirlemek, poetiktir.89 Kısacası, kaplamsal açıklık bireyi, kendi bütün indirgenemez duyusal bilinçliliğinde sunar.
Meditationesta Baumgarten bir dizi tanım yapar. “Söylem”i, “akla, birleştirilmiş temsilleri veren sözcük dizisi” olarak; “duyusal temsiller”i, bilincin aşağı bölümü aracılığıyla alınanlar”; duyusal söylemi, duyusal temsillerin söylemi olarak ve son olarak şiiri mükemmel duyusal söylem olarak tanımlar. Duyusal söylemi oluşturan parçalar şunlardır: 1) duyusal temsiller, 2) onların karşılıklı bağlantıları, 3) sözcükler ya da harflerle gösterilen ve sözcükleri simgeleyen/sembolize eden anlamlı sesler. Buradaki ana düşünceler şunlardır: Şiir, sadece gerçeği iletmeyi hedeflemez fakat gerçeği/hakikati duyusal temsiller ya da duyulardan elde edilerek çizilen imgeler aracılığıyla iletmeyi amaçlar. Bir şiirin mükemmelliği her iki ortama bağlı olabilir, yani kullandığı sözcükler ve uyandırdığı/canlandırdığı imgeler ve bu iki boyutun arasındaki ilişkiye bağlıdır. Böylece Baumgarten, bir sanat eserinin canlandırdığı imge, hakikati/gerçeği iletmek için daha fazla ya da daha az mükemmel olan bir aracı değildir sadece, fakat kendi çabası/yeteneği sonucunda mükemmelliğin bir yeridir fikrini ortaya koyar. Baumgarten, duyusal temsilleri belirsiz den çok açık olarak tanımlayarak, Leibnizci-Wolffçü çerçevenin içinde kalır -böylece o, şiirin belirsizliği amaçladığını reddeder- duyusal temsiller açık ama bulanıktır; açıktır ancak seçik değil, karışıktırlar. Duyularla deneyimlendiği için mantıksal olarak birbirine bağlanmış unsurlardan oluşmuş değildir90. Baumgarten şöyle der: Şiirler içlemsel açıklığı değil, kaplamsal açıklığı hedefler. Kaplamsal açıklık, mümkün olduğu kadar çok bilgi iletmeyi sağlar ancak bunu bilimsel ya da mantıksal söylemin hedeflediği gibi, imajları birbirinden
89 a.g.e., s. 78 90 Will, F, Cognition Through Beauty in Moses Mendelssons Early Aesthetics, The Journal of
Aesthetics and Art Criticism, Cilt.14, No.1, The American Society for Aesthetics, 1955, s. 97
47



54. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

baumgarten
olan
açık
duyusal
değil
temsil


54. SAYFA ICERIGI

kapsamlıdır. Böylece ikinci kavramanın geniş ölçüde açık olduğu söylenebilir. A temsili B, C, D v.b. den daha fazla betimlenmişse ama hepsi bulanıksa, Anın geri kalanlardan daha açık olduğu söylenir. Bir nesne hakkında ne kadar çok belirleyici not varsa nesne zihinde o kadar açık bir şekilde görünür. Şeyler ne kadar belirlenmişse, temsilleri o kadar fazlasını içerir. Bir bulanık temsilde ne kadar çok şey toplanmışsa, temsil ne kadar çok kaplamsal açıklığa sahipse o, o kadar çok poetiktir. Bu nedenle, şeyleri, şiirde temsil edildiklerinde, mümkün olduğu kadar belirlemek, poetiktir.89 Kısacası, kaplamsal açıklık bireyi, kendi bütün indirgenemez duyusal bilinçliliğinde sunar.
Meditationesta Baumgarten bir dizi tanım yapar. “Söylem”i, “akla, birleştirilmiş temsilleri veren sözcük dizisi” olarak; “duyusal temsiller”i, bilincin aşağı bölümü aracılığıyla alınanlar”; duyusal söylemi, duyusal temsillerin söylemi olarak ve son olarak şiiri mükemmel duyusal söylem olarak tanımlar. Duyusal söylemi oluşturan parçalar şunlardır: 1) duyusal temsiller, 2) onların karşılıklı bağlantıları, 3) sözcükler ya da harflerle gösterilen ve sözcükleri simgeleyen/sembolize eden anlamlı sesler. Buradaki ana düşünceler şunlardır: Şiir, sadece gerçeği iletmeyi hedeflemez fakat gerçeği/hakikati duyusal temsiller ya da duyulardan elde edilerek çizilen imgeler aracılığıyla iletmeyi amaçlar. Bir şiirin mükemmelliği her iki ortama bağlı olabilir, yani kullandığı sözcükler ve uyandırdığı/canlandırdığı imgeler ve bu iki boyutun arasındaki ilişkiye bağlıdır. Böylece Baumgarten, bir sanat eserinin canlandırdığı imge, hakikati/gerçeği iletmek için daha fazla ya da daha az mükemmel olan bir aracı değildir sadece, fakat kendi çabası/yeteneği sonucunda mükemmelliğin bir yeridir fikrini ortaya koyar. Baumgarten, duyusal temsilleri belirsiz den çok açık olarak tanımlayarak, Leibnizci-Wolffçü çerçevenin içinde kalır -böylece o, şiirin belirsizliği amaçladığını reddeder- duyusal temsiller açık ama bulanıktır; açıktır ancak seçik değil, karışıktırlar. Duyularla deneyimlendiği için mantıksal olarak birbirine bağlanmış unsurlardan oluşmuş değildir90. Baumgarten şöyle der: Şiirler içlemsel açıklığı değil, kaplamsal açıklığı hedefler. Kaplamsal açıklık, mümkün olduğu kadar çok bilgi iletmeyi sağlar ancak bunu bilimsel ya da mantıksal söylemin hedeflediği gibi, imajları birbirinden
89 a.g.e., s. 78 90 Will, F, Cognition Through Beauty in Moses Mendelssons Early Aesthetics, The Journal of
Aesthetics and Art Criticism, Cilt.14, No.1, The American Society for Aesthetics, 1955, s. 97
47

İlgili Kaynaklar







single.php