A. G. Baumgarten’da duyusal bilginin bilimi olarak estetik


































































olanı ifade ettiğinden, şairlerin yaptığının daha felsefi olduğunu söyleyerek öven Aristotelesle aynı görüşte olduğunu söyler. Nitekim ona göre; genel olan, belirli bir türdeki insanın gereklilik ve olasılığa göre söylediği veya yaptığıyken, özel olan, Alkibiadesin yapıp yaşadıklarıdır. Şair de tarih yazarı da bir insanı veya bir olaylar grubunu anlatır. Her ikisi de olaylara dayanırlar. Aristotelese göre insanın aklına gelen böyle bir benzetme doğru değildir. Tarih yazarı ve şair, biri düzyazı öteki nazım yazdığı için birbirlerinden ayrılmazlar; çünkü Herodotesin eserinin mısralar haline getirilmiş olduğu pekala düşünülebilir. Bununla birlikte, ister nazım, isterse düzyazı halinde olsun, Herodotesin eseri bir tarih eseridir. Ayrılık daha çok şu noktada bulunur: Tarihçi daha çok gerçekten olan şeyi ifade eder, şairse olabilir/olası olan şeyi ifade eder. (Poetica IX,2) Her ne kadar onlar gerçeklik aynı gerçeklik kategorisine dayanıyor gibi görünseler de, şiir, gerçekçilik kategorisinin dışına çıkar. O halde ifade buldukları kategori bakımından bir şiir eseri ile bir tarih eseri birbirinden ayrılırlar. Diğer yandan, onların arasında bir başka önemli ayrılık daha bulur Aristoteles: Şiir, tarih eserine göre daha felsefi olduğu gibi, daha üstün olarak da değerlendirilebilir; çünkü şiir, daha çok genel olanı, tarih ise tek olanı tasvir eder. Genel olan deyince de, olasılık ya da zorunluluk kanunlarına göre belli özellikteki bir kimsenin böyle ya da şöyle konuşmasını, böyle veya şöyle hareket etmesini anlıyoruz. Tek olan deyince de, bir Alkibiades şunu yaptı veya başına şu geldi bunu anlıyoruz.(Poetica IX,3) Demek oluyor ki sanat, örneğin şiir dediğimiz mimetik etkinliğin, gerçeklik kategorisinin dışında bazı kategorilere dayanması ve tek olanı değil, genel olanı konu olarak almasıyla tarihten ya da tarih yazarlığından ayrılır.
Baumgartena göre Poetik olasılık, hiçbir şekilde ne mantıksal ve bilimsel, ne de tarihsel doğruluk düzleminde temellendirilmemelidir. Ona göre bu; evrenin öncelikli sebeplerini, dünyanın temel maddelerini/ana nesnelerini ve dokularını düzenli ve titizlikle incelemek akıl-benzerinin problemi değildir. Dolayısıyla Poetik düşünme biçimi, güzel fakat kaba bir istisnai temsilden başka bir şey değildir ve bunun tüm olasılıkları, bütünün güzelliğinin izin verdiği ölçüde akıl-benzeri için de bu istisna kadar küçük görünür.
51



58. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

1955-1959 dönemi Türk romanında toplumcu gerçekçilik - Sayfa 22
“İstersen bir ayna al eline, dört bir yana tut. Bir anda yaptın gitti güneşi, yıldızları, dünyayı, kendini, evin bütün eşyasını, bitkileri, bütün canlı varlıkları.” (Alıntılayan: Belge 1997, 199) Fakat bununla birlikte “yansıtma kuramı”nın temellerini atmıştır. Platon’un öğrencisi Aristo ise akılcı (rasyonalist) bir filozoftur ve duyular âleminin asıl âlem olduğuna inanır. Aristo’ya göre de sanat...
Resim sanatında estetik değer - Sayfa 50
37 Burada kastedilene göre Aristotales, Platon’un sanatın taklit ettiği nesneye dair tek bir şey yansıtabileceği, genel olanı yansıtamayacağı ve dolayısıyla taklit ettiği nesneye ait doğru bir bilgi veremeyeceği düşüncesinden farklı olarak, sanatın tek tek olanı anlatmak yerine geneli ve olması gerekeni anlattığını belirtir. Aristotales, Poetika adlı eserinde, öğrencisi olduğu Platon’un Devlet ad...
Bir estetik problem olarak sanatta değer ve değerlendirme - Sayfa 41
31 sanat eserlerini izlemek, o toplumun sadece sanatını değil ahlaksal, dinsel, hukuksal ya da siyasal pek çok değerinin bir arada izlenmesi ve o insanların yaşadığı duyguların ve düşüncelerin anlaşılması anlamına gelir ki; bu da sanatın, insan yaşamının en güzel ve en samimi anlatımı olduğunun bir göstergesidir. Aristoteles, Poetika adlı yapıtında tarih yazarını ve ozanı karşılaştırırken birini...

58. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

olan
olanı
tarih
gibi
şiir
biri


58. SAYFA ICERIGI

olanı ifade ettiğinden, şairlerin yaptığının daha felsefi olduğunu söyleyerek öven Aristotelesle aynı görüşte olduğunu söyler. Nitekim ona göre; genel olan, belirli bir türdeki insanın gereklilik ve olasılığa göre söylediği veya yaptığıyken, özel olan, Alkibiadesin yapıp yaşadıklarıdır. Şair de tarih yazarı da bir insanı veya bir olaylar grubunu anlatır. Her ikisi de olaylara dayanırlar. Aristotelese göre insanın aklına gelen böyle bir benzetme doğru değildir. Tarih yazarı ve şair, biri düzyazı öteki nazım yazdığı için birbirlerinden ayrılmazlar; çünkü Herodotesin eserinin mısralar haline getirilmiş olduğu pekala düşünülebilir. Bununla birlikte, ister nazım, isterse düzyazı halinde olsun, Herodotesin eseri bir tarih eseridir. Ayrılık daha çok şu noktada bulunur: Tarihçi daha çok gerçekten olan şeyi ifade eder, şairse olabilir/olası olan şeyi ifade eder. (Poetica IX,2) Her ne kadar onlar gerçeklik aynı gerçeklik kategorisine dayanıyor gibi görünseler de, şiir, gerçekçilik kategorisinin dışına çıkar. O halde ifade buldukları kategori bakımından bir şiir eseri ile bir tarih eseri birbirinden ayrılırlar. Diğer yandan, onların arasında bir başka önemli ayrılık daha bulur Aristoteles: Şiir, tarih eserine göre daha felsefi olduğu gibi, daha üstün olarak da değerlendirilebilir; çünkü şiir, daha çok genel olanı, tarih ise tek olanı tasvir eder. Genel olan deyince de, olasılık ya da zorunluluk kanunlarına göre belli özellikteki bir kimsenin böyle ya da şöyle konuşmasını, böyle veya şöyle hareket etmesini anlıyoruz. Tek olan deyince de, bir Alkibiades şunu yaptı veya başına şu geldi bunu anlıyoruz.(Poetica IX,3) Demek oluyor ki sanat, örneğin şiir dediğimiz mimetik etkinliğin, gerçeklik kategorisinin dışında bazı kategorilere dayanması ve tek olanı değil, genel olanı konu olarak almasıyla tarihten ya da tarih yazarlığından ayrılır.
Baumgartena göre Poetik olasılık, hiçbir şekilde ne mantıksal ve bilimsel, ne de tarihsel doğruluk düzleminde temellendirilmemelidir. Ona göre bu; evrenin öncelikli sebeplerini, dünyanın temel maddelerini/ana nesnelerini ve dokularını düzenli ve titizlikle incelemek akıl-benzerinin problemi değildir. Dolayısıyla Poetik düşünme biçimi, güzel fakat kaba bir istisnai temsilden başka bir şey değildir ve bunun tüm olasılıkları, bütünün güzelliğinin izin verdiği ölçüde akıl-benzeri için de bu istisna kadar küçük görünür.
51

İlgili Kaynaklar







single.php