Fitoterapi terim olarak ilk kez Fransız hekim Henri Leclerc (18701955) tarafından kullanılmıştır. Leclerce göre fitoterapi; hastalıkların tedavi edici özellikleri olan bitkisel droglarla ya da ekstraksiyon ürünleri kullanılarak elde edilen çay, damla, kapsül, şurup, draje, tablet gibi ürünlerle iyileştirilmesidir [13].
Tüm dünyada bitkisel ilaçlarla tedavi giderek artmakta ve şimdiye kadar görülmemiş bir popülarite kazanmaktadır [13]. Bu uygulama özellikle gelişmiş ülkelerde daha yaygındır [9]. Bitkisel ilaçlara yönelmenin başlıca nedenleri:
Yeterli düzeyde kimya endüstrileri gelişmemiş, kalkınma yolundaki ülkelerin, memleketlerindeki bitkilerden yararlanarak kolay ve ucuz bir tedavi olanağı elde etmeleri,
Tedavi alanına sokulan yeni sentetik bileşiklerin bazılarında görülen tehlikeli yan etkiler (Bitkisel droglar çok uzun zamandan beri kullanıldıkları için yan etkileri çok iyi bilinmektedir),
Bazı ilaç etken maddelerinin, bitkisel drogların sentetik olanlardan daha ucuz ve daha kolaylıkla elde edilebilmeleri,
Bitkisel drogların birkaç etkiye birden sahip olmaları, buna karşın sentetik bileşiklerin ise genellikle tek bir etkiye sahip olmaları,
Bazı sentetik ilaçların (antibiyotikler gibi) yan etkilerini önleyebilmek için diğer bazı ilaçlarla birlikte kullanılma ihtiyacı göstermeleri (bitkisel droglarda böyle bir durumun bulunmaması) [4].
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)nün 91 ülkenin farmokopedilerine ve tıbbi bitkileri üzerine yapılmış olan bazı yayınlara dayanarak hazırladığı bir araştırmaya göre tedavi amacıyla kullanılan bitkilerin toplam miktarı 20000 civarındadır [13].
Ancak P. Gensonun yaptığı bir araştırmaya göre ise Türkiyede 140 kadar tıbbi bitki kaydedilmiştir. Bunlar 1948 ve 1974 yıllarındaki kayıtlardır. Halbuki
3



3. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Türkiye florasında yer alan santral sinir sistemine etkili bitkilerin farmasötik potansiyelleri ve toksisiteleri - Sayfa 19
Atropa belladonna, Papaver somniferum, Hyoscyamus nigrum gibi bugün de tıbbi amaçlarla kullanılan pek çok tıbbi bitkinin yer aldığı kayıtlıdır (Üstün, 1998). Farklı kültürler tıbbi bitkileri farklı disiplinler altında tedavi aracı olarak yüzyıllarca kullanagelmiş, günümüzdeki modern anlamıyla kullanımı ise 19. yüzyılı bulmuştur. Kimya alanındaki gelişmeleri takiben, organik bileşiklerin izolasyon...
Hibiscus sabdariffa L. bitkisinin antimikrobiyal ve antioksidan aktivitesinin araştırılması - Sayfa 14
2 bitkileri ile ilgili bilgilerimizin kökenleri Hititler dönemine kadar dayanmaktadır. Bu dönemde Anadolu’da bazı tıbbi bitkilerin yetiştiğini ve bazı drogların (Haşhaş başı, Kitre, Mazı ve Safran gibi) dış satımının yapıldığı belirtilmektedir (Dağcı ve Dığrak, 2006). Ülkemizde bitkisel zenginlik; üç fitocoğrafik bölgenin kesiştiği bölgede bulunması, Güney Avrupa ile Güneybatı Asya floraları aras...
Satureja spicigera (C. Koch) Boiss. (Trabzon kekiği)'nın mikroçoğaltımı ve in vitro koşullarda üretilen bitkiciklerin fenolik bileşiklerinin analizi Micropropagation of - Sayfa 28
13 bitkilerin iyileştirici etkilerinin bulunduğu inancı insanlığın çok eski devirlerine kadar gitmektedir. Erişilebilen ilk yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilere göre ilk insanlar, çeşitli hastalıkların tedavisi için bitkilerden yararlanmışlardır. Kullanım biçimleri ise asıl etken madde olan doğal ürünlerden çok, bitkinin kendisine veya değişik yollarla elde edilen özütlerine dayanmaktaydı (T...

3. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

ilaç
bitki
diğer
bitkisel
olan
tedavi


3. SAYFA ICERIGI

Fitoterapi terim olarak ilk kez Fransız hekim Henri Leclerc (18701955) tarafından kullanılmıştır. Leclerce göre fitoterapi; hastalıkların tedavi edici özellikleri olan bitkisel droglarla ya da ekstraksiyon ürünleri kullanılarak elde edilen çay, damla, kapsül, şurup, draje, tablet gibi ürünlerle iyileştirilmesidir [13].
Tüm dünyada bitkisel ilaçlarla tedavi giderek artmakta ve şimdiye kadar görülmemiş bir popülarite kazanmaktadır [13]. Bu uygulama özellikle gelişmiş ülkelerde daha yaygındır [9]. Bitkisel ilaçlara yönelmenin başlıca nedenleri:
Yeterli düzeyde kimya endüstrileri gelişmemiş, kalkınma yolundaki ülkelerin, memleketlerindeki bitkilerden yararlanarak kolay ve ucuz bir tedavi olanağı elde etmeleri,
Tedavi alanına sokulan yeni sentetik bileşiklerin bazılarında görülen tehlikeli yan etkiler (Bitkisel droglar çok uzun zamandan beri kullanıldıkları için yan etkileri çok iyi bilinmektedir),
Bazı ilaç etken maddelerinin, bitkisel drogların sentetik olanlardan daha ucuz ve daha kolaylıkla elde edilebilmeleri,
Bitkisel drogların birkaç etkiye birden sahip olmaları, buna karşın sentetik bileşiklerin ise genellikle tek bir etkiye sahip olmaları,
Bazı sentetik ilaçların (antibiyotikler gibi) yan etkilerini önleyebilmek için diğer bazı ilaçlarla birlikte kullanılma ihtiyacı göstermeleri (bitkisel droglarda böyle bir durumun bulunmaması) [4].
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)nün 91 ülkenin farmokopedilerine ve tıbbi bitkileri üzerine yapılmış olan bazı yayınlara dayanarak hazırladığı bir araştırmaya göre tedavi amacıyla kullanılan bitkilerin toplam miktarı 20000 civarındadır [13].
Ancak P. Gensonun yaptığı bir araştırmaya göre ise Türkiyede 140 kadar tıbbi bitki kaydedilmiştir. Bunlar 1948 ve 1974 yıllarındaki kayıtlardır. Halbuki
3







single.php