[105]. Test örneklerinden A. cappadocica uçucu yağında % 2.9 oranında, A. teretifoliada % 0.33 oranında karyofillen oksit tespit edilmiştir.
Barel ve arkadaşları, A. fragrantissima uçucu yağının antibakteriyal etkisini terpinen-4-ol molekülüne dayandırmışlardır [48]. Ünlü ve arkadaşları da A. setacea ve A. teretifolia örneklerinin GC/MS analizi ile kamfor, borneol, 1,8 sineol gibi anabileşenlerin yanında düşük oranlarda terpinen-4-ol (% 3.5 ve % 3.4) gibi antimikrobiyal özelliği olan maddeleri belirlediklerini rapor etmişlerdir [95]. Araştırmamızda terpinen-4-ol molekülü % 4.54 oranıyla A. spinulifolia örneğinde belirlenmiştir.
Antimikrobiyal ilaçlar ilk keşfedildiğinde bakteriyel enfeksiyonların kontrolünde olağanüstü etkilerinin olduğu kanıtlanmıştır. Fakat son bilimsel gelişmelere göre bakteriyel patojenlerin kullanılan etkili ilaçlara karşı çok hızlı bir şekilde direnç kazandığını göstermiştir [7]. Her geçen gün mikroorganizmaların üremelerini inhibe eden birçok yeni bileşik (benzoin ve emetin gibi) bitkilerden izole edilmektedir [106]. Bilim adamları belki bitkilerden yeni izole edilen bu antimikrobiyal bileşiklerin, ilk kullanılan antimikrobiyal ajanlardan farklı bir mekanizmayla bakteri gelişimini inhibe edebileceğini ve belki de dirençli patojen ırklarının tedavisinde önemli bir klinik değere sahip olabileceklerini düşünmektedirler [107].
Uzun yıllardan beri halk arasında tedavide kullanılan Achillea türlerinde de antimikrobiyal özelliği olan böyle moleküller belirlenmiştir.
Başer ve arkadaşları, Türkiyenin iki endemik türü olan A. lyconica Boiss. & Heldr. ve A. ketenoglui H. Dumannin uçucu yağlarını hidrodistilasyon metodu ile elde etmiş ve GC/MS analizi sonucunda ana bileşenlerini belirlemişlerdir. Analizler sonucunda antimikrobiyal özellikleri daha önceden bilinen bileşiklerin varlıklarını tespit etmişlerdir. Santolinoidea seksiyonuna ait olan bu iki türden A. lycaonicada trans-sabinen hidrat (% 9.3), terpinen-4-ol (% 9.0) ve karyofillen oksiti (% 7.2) A. ketenogluide ise borneol (% 14.1) ve terpinen-4-ol (% 14.5)ü ana bileşenler olarak tespit etmişlerdir [58].
68



68. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Muğla-Ula yöresi'nin doğal çay bitkileri ve uçucu yağ bileşenleri - Sayfa 18
9.3 ve A. ketenoglui’de ise borneol % 14.1 ve terpinen-4-ol % 9.3 ana bileşenler olarak tespit edilmiştir. Başer vd. (2000), A. phrygia’da uçucu yağ oranını % 11.231.2 aralığında cis-piperitol olarak bulmuştur. Başer vd. (2002), A. multifida’da uçucu yağ oranının % 60.9 olduğunu ve α-tuyon’nun ana bileşen olduğunu tespit etmişitr. Demirci vd. (2009), A. teretifolia Willd., % 0.48 oranıda uçucu yağ...

68. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

bileşenler
uçucu
borneol
gcms
tespit
sineol


68. SAYFA ICERIGI

[105]. Test örneklerinden A. cappadocica uçucu yağında % 2.9 oranında, A. teretifoliada % 0.33 oranında karyofillen oksit tespit edilmiştir.
Barel ve arkadaşları, A. fragrantissima uçucu yağının antibakteriyal etkisini terpinen-4-ol molekülüne dayandırmışlardır [48]. Ünlü ve arkadaşları da A. setacea ve A. teretifolia örneklerinin GC/MS analizi ile kamfor, borneol, 1,8 sineol gibi anabileşenlerin yanında düşük oranlarda terpinen-4-ol (% 3.5 ve % 3.4) gibi antimikrobiyal özelliği olan maddeleri belirlediklerini rapor etmişlerdir [95]. Araştırmamızda terpinen-4-ol molekülü % 4.54 oranıyla A. spinulifolia örneğinde belirlenmiştir.
Antimikrobiyal ilaçlar ilk keşfedildiğinde bakteriyel enfeksiyonların kontrolünde olağanüstü etkilerinin olduğu kanıtlanmıştır. Fakat son bilimsel gelişmelere göre bakteriyel patojenlerin kullanılan etkili ilaçlara karşı çok hızlı bir şekilde direnç kazandığını göstermiştir [7]. Her geçen gün mikroorganizmaların üremelerini inhibe eden birçok yeni bileşik (benzoin ve emetin gibi) bitkilerden izole edilmektedir [106]. Bilim adamları belki bitkilerden yeni izole edilen bu antimikrobiyal bileşiklerin, ilk kullanılan antimikrobiyal ajanlardan farklı bir mekanizmayla bakteri gelişimini inhibe edebileceğini ve belki de dirençli patojen ırklarının tedavisinde önemli bir klinik değere sahip olabileceklerini düşünmektedirler [107].
Uzun yıllardan beri halk arasında tedavide kullanılan Achillea türlerinde de antimikrobiyal özelliği olan böyle moleküller belirlenmiştir.
Başer ve arkadaşları, Türkiyenin iki endemik türü olan A. lyconica Boiss. & Heldr. ve A. ketenoglui H. Dumannin uçucu yağlarını hidrodistilasyon metodu ile elde etmiş ve GC/MS analizi sonucunda ana bileşenlerini belirlemişlerdir. Analizler sonucunda antimikrobiyal özellikleri daha önceden bilinen bileşiklerin varlıklarını tespit etmişlerdir. Santolinoidea seksiyonuna ait olan bu iki türden A. lycaonicada trans-sabinen hidrat (% 9.3), terpinen-4-ol (% 9.0) ve karyofillen oksiti (% 7.2) A. ketenogluide ise borneol (% 14.1) ve terpinen-4-ol (% 14.5)ü ana bileşenler olarak tespit etmişlerdir [58].
68







single.php