Resim 2.3.2: Bjorn Ibsen basit solunum cihazları ile solunum fonksiyonlarını yitirmiş bazı hastaların yaşamı devam ettirilebilmiştir.
Acil serviste kritik bakımın temelini oluşturan başı geri iterek hava yolu açıklığının sağlanması ve ağızdan ağıza solutma yöntemi 1957de Dr. Peter Safar, eksternal kalp masajı ise 1960da Dr. Kouwenhoven, Jude ve Knickerbocker tarafından tanımlanmıştır. Bu gelişmelerden sonra ağızdan ağıza solunum ve kapalı göğüs kompresyonunun kombine kullanılmasıyla yapılan kurtarma işlemlerine Safar tarafından 1963de ilk kez Kardiyopulmoner Resüsitasyon adı verilmiştir [33-35].
Kritik bakım bir yer veya mekn ismi değildir, bu nedenle sadece yoğun bakım ünitesi sınırları içerisinde sağlanan bir tedavi olarak sınırlandırılamaz. Hastanın nerede olduğundan çok hastalığının durumu kritik bakım ihtiyacını tanımlar [17]. Bu nedenle kritik bakım; hastane öncesi, acil servis ve yoğun bakım ünitesi ekibi arasında devamlılık içermelidir. Acil servis ve yoğun bakım ünitesi hayatı tehdit eden akut durumlar konusunda uzmanlaşmış olmalıdır. Kritik hasta grubunun büyük bir kısmı acil servislere başvurmakta ve ilk tedavileri burada başlamaktadır.
Kritik bakım için şart olan hemşire/hasta oranı ise yoğun bakım ünitesi düzeyinde ve acil servis şartlarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu oranlar komitelerce düzenlenmiş olsa da ülkelere göre değişebilmektedir. Hastanelerde istenen en düşük hemşire/hasta oranı; yoğun bakım ünitesi için 1/2, acil servis için 1/4, kritik hastalarda 1/2, travma hastaları için 1/1 olarak belirlenmiştir [36]. Saat başına düşen hasta sayısının acil servis hemşiresi için 1.25 hasta/saati geçmemesi gerektiği belirtilmiştir [37]. Ülkemiz koşullarında ise bu oranlar genellikle yoğun bakım ünitesinde sağlansa da, özellikle kalabalık acil servislerde sağlanamamaktadır.
8



18. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Acil serviste hastaların uzun bekleme sürelerine etki eden faktörler - Sayfa 18
problemdir, çünkü birçok hastalık zaman bağımlıdır ve erken müdahale iyi sonuçları arttırmaktadır. Geç teşhis, kalıcı sakatlığa ya da ölüme sebep olabilmektedir (10). ABD’de yapılan bir çalışmada; acil servislerdeki aşırı yoğunluktan dolayı doktor tarafından görülmeden acil servisi terk etme sıklığının, bazı merkezlerde %15’ler gibi yüksek olduğu rapor edilmiştir (22). Başka bir çalışmada, doktor ...
Acil serviste hastaların uzun bekleme sürelerine etki eden faktörler - Sayfa 53
Robert M Cowan ve Stephen Trzeciak tarafından yayınlanan ‘acil servislerde yığılma ve kritik derecede ağır olan hastalara etkisi’ başlıklı çalışmada; acil servislerin yoğun bakımların ek binası gibi veya ‘de facto yoğun bakım’ olarak hizmet verdiğini, ancak acil servislerin hem personel, hem de ekipman olarak yoğun bakım hastalarına hizmet verecek şekilde planlanmadığını, ideal yoğun bakım şartlar...
TÖTM acil servisine başvuran hastaların değerlendirilmesinde modifiye erken uyarı skoru ve mainz acil değerlendirme skoru kullanımının hasta prognozunu öngörmedeki etkinliği - Sayfa 50
kullanımında azalma sağlamaktadır. Yoğun acil servislerde bu her zaman mümkün olamamaktadır (49,84). Bu tip hastalar tanı ve tedavi için daha yüksek seviyede bakım ve daha uzun süre doktor ve hemşire zamanını gerektirirler; aynı zamanda yatışları için hastane yatağı bulunamazsa, acil servislerde yoğun bakım alanları oluşmasına yol açarak acil servisin döngüsünü yavaşlatırlar (85). Diğer yandan, a...

18. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

yoğun
bakım
hastane
hasta
hastaların
hastaları


18. SAYFA ICERIGI

Resim 2.3.2: Bjorn Ibsen basit solunum cihazları ile solunum fonksiyonlarını yitirmiş bazı hastaların yaşamı devam ettirilebilmiştir.
Acil serviste kritik bakımın temelini oluşturan başı geri iterek hava yolu açıklığının sağlanması ve ağızdan ağıza solutma yöntemi 1957de Dr. Peter Safar, eksternal kalp masajı ise 1960da Dr. Kouwenhoven, Jude ve Knickerbocker tarafından tanımlanmıştır. Bu gelişmelerden sonra ağızdan ağıza solunum ve kapalı göğüs kompresyonunun kombine kullanılmasıyla yapılan kurtarma işlemlerine Safar tarafından 1963de ilk kez Kardiyopulmoner Resüsitasyon adı verilmiştir [33-35].
Kritik bakım bir yer veya mekn ismi değildir, bu nedenle sadece yoğun bakım ünitesi sınırları içerisinde sağlanan bir tedavi olarak sınırlandırılamaz. Hastanın nerede olduğundan çok hastalığının durumu kritik bakım ihtiyacını tanımlar [17]. Bu nedenle kritik bakım; hastane öncesi, acil servis ve yoğun bakım ünitesi ekibi arasında devamlılık içermelidir. Acil servis ve yoğun bakım ünitesi hayatı tehdit eden akut durumlar konusunda uzmanlaşmış olmalıdır. Kritik hasta grubunun büyük bir kısmı acil servislere başvurmakta ve ilk tedavileri burada başlamaktadır.
Kritik bakım için şart olan hemşire/hasta oranı ise yoğun bakım ünitesi düzeyinde ve acil servis şartlarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu oranlar komitelerce düzenlenmiş olsa da ülkelere göre değişebilmektedir. Hastanelerde istenen en düşük hemşire/hasta oranı; yoğun bakım ünitesi için 1/2, acil servis için 1/4, kritik hastalarda 1/2, travma hastaları için 1/1 olarak belirlenmiştir [36]. Saat başına düşen hasta sayısının acil servis hemşiresi için 1.25 hasta/saati geçmemesi gerektiği belirtilmiştir [37]. Ülkemiz koşullarında ise bu oranlar genellikle yoğun bakım ünitesinde sağlansa da, özellikle kalabalık acil servislerde sağlanamamaktadır.
8

İlgili Kaynaklar







single.php