Baş-boyun radyoterapisi alan hastalarda karadut pekmezinin oral mukozitleri önleme etkisi













































































































20
birlikte uygulanmaktadır (25-37). Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde radyoterapi cerrahi tedavi öncesinde ya da sonrasında uygulanabilir (32).
Preoperatif radyoterapi; cerrahi uygulanamayan tümörlerde tümörü küçülterek cerrahi tedaviye imkan sağlamak amacıyla uygulanır. Radyoterapi sayesinde çıkarılması gereken doku miktarı küçültülerek, uzak metastaz azaltılabilir (32).
Postoperatif radyoterapi; genellikle cerrahi olarak tam çıkarılamayan veya mikroskobik kalıntı olabileceği düşünüldüğünde uygulanır. Işınlanan dokunun ameliyatı zordur, yara iyileşmesi güçtür. Bu nedenle ameliyat sonrası radyoterapi amaliyat öncesi uygulanan radyoterapiye göre daha avantajlıdır (32).
Birleşik Devletlerde standart fraksiyonasyon rejimine göre baş-boyun kanserlerinde radyoterapi haftada 5 gün, günde bir sefer 1.8-2.0 Gy olarak uygulanır. Toplam radyoterapi dozu, verilen tedavi şemasına ve normal dokuları koruma olanağına bağlı olarak 50-70 Gy arasında değişmektedir (27,33). Toplam tedavi yaklaşık 30-40 gün sürmektedir.
2.6.1.1. BAŞ-BOYUN KANSERLERİNDE KULLANILAN RADYOTERAPİ SAHALARI Eksternal radyoterapi baş-boyun kanserlerinin tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Radyoterapi sahaları; tümör yerleşimi, yayılımı, lenf nodlarının durumu, çevre kritik dokulara komşuluğu gibi kriterlere bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir.
Baş-boyun kanserlerinde radyoterapi planlamasını yaparken tedavi hacminin bir kısmı omuzların aşağısında kaldığından bu hacmi birbiriyle çakışan iki ayrı sahaya bölmek gereklidir. Standart üç-alan tekniğinde primer tümör, üst ve orta boyun lenf nodları karşılıklı paralel iki yan sahadan ışınlanırken alt boyun, supraklavikular bölge ve üst mediastinal lenf nodları tek ön sahadan ışınlanmaktadır. Bu tür ışınlamalarda doku kalınlığı fazla olmadığı için Co-60 kaynaklı ışınları, 4 MV, 6 MV yüksek enerjili x ışınları kullanılır. Tedaviye, tümör bölgesi ile ön ve arka servikal lenf nodlarını içine alan karşılıklı iki alan ile başlanır ve 40-45 Gylik tedavi dozundan sonra spinal kord sinirlerini korumak için sipinal kord ışınlama alanından çıkarılarak, tedaviye toplam doz 50 Gy olana kadar devam edilir (32,34,35).
Tedavide ışınlanan bölgeler içine giren organlara göre değişik yan etkiler görülür. Örneğin; tükrük bezlerinin ışınlama sahasına girmesi ile ağız kuruluğu gelişirken, kulağın ışınlama bölgesine girdiği durumlarda işitme sorunları ve kulak çınlaması oluşmaktadır.
20



21. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Larenks hava boşluğunun CO-60 ve 6 MV foton ışınları için etkisinin incelenmesi - Sayfa 25
8 2.1.5 Larenks Kanseri Tedavisi Günümüzde uygulanan kanser cerrahisi yerleşim yerine göre ya geniş doku ya da bir organın kaybı ile sonuçlanmaktadır. Larenks, konuşma ve solunum fonksiyonları olan bir organ olarak radikal cerrahisi sonrasında yüksek morbidite sorunları gözlenen bir organdır. Bu nedenle organ koruyucu cerrahi larenks karsinomlarında önem kazanmaktadır. İlk olarak 1873’te Billrot...
Larenks kanseri tanısı ile radyoterapi uygulanan hastaların prognostik faktörlerinin retrospektif değerlendirilmesi - Sayfa 19
Glottik verrüköz lezyonların radyoterapiye yanıtı kötüdür ve bunların cerrahi ile tedavisi önerilmektedir. (40) Lokal ileri evre glottik kanserlerde pek çok merkezde kabul edilen günümüzdeki tedavi yaklaşımı uygun olgularda parsiyel larenjektomi ve çoğunlukla total larenjektomi ve/veya postoperatif radyoterapidir. Cerrahi sonrası, cerrahi sınır pozitifliği, kıkırdak invazyonu, subglottik uzanım, ...
Baş-boyun kanserleri radyoterapisinde farkli planlama tekniklerinin tiroid bezi dozuna etkisi - Sayfa 23
2.1.4 Nazofarenks Kanserlerinde Tedavi Nazofarenks anatomik olarak baş-boyun bölgesinin orta hattında bulunmaktadır. Cerrahi olarak ulaşılması güç konumu ve çevresinde riskli doku ve organların varlığı tümörün emniyetli bir şekilde çıkarılmasına uygun değildir. Bu sebeple nazofarenks kanseri tedavisinde cerrahinin yeri sınırlıdır (16, 24). Nazofarenks kanserlerinde primer tedavi radyoterapidir (...

21. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

radyoterapi
tedavi
tümör
boyun
alan
lenf


21. SAYFA ICERIGI

20
birlikte uygulanmaktadır (25-37). Baş-boyun kanserlerinin tedavisinde radyoterapi cerrahi tedavi öncesinde ya da sonrasında uygulanabilir (32).
Preoperatif radyoterapi; cerrahi uygulanamayan tümörlerde tümörü küçülterek cerrahi tedaviye imkan sağlamak amacıyla uygulanır. Radyoterapi sayesinde çıkarılması gereken doku miktarı küçültülerek, uzak metastaz azaltılabilir (32).
Postoperatif radyoterapi; genellikle cerrahi olarak tam çıkarılamayan veya mikroskobik kalıntı olabileceği düşünüldüğünde uygulanır. Işınlanan dokunun ameliyatı zordur, yara iyileşmesi güçtür. Bu nedenle ameliyat sonrası radyoterapi amaliyat öncesi uygulanan radyoterapiye göre daha avantajlıdır (32).
Birleşik Devletlerde standart fraksiyonasyon rejimine göre baş-boyun kanserlerinde radyoterapi haftada 5 gün, günde bir sefer 1.8-2.0 Gy olarak uygulanır. Toplam radyoterapi dozu, verilen tedavi şemasına ve normal dokuları koruma olanağına bağlı olarak 50-70 Gy arasında değişmektedir (27,33). Toplam tedavi yaklaşık 30-40 gün sürmektedir.
2.6.1.1. BAŞ-BOYUN KANSERLERİNDE KULLANILAN RADYOTERAPİ SAHALARI Eksternal radyoterapi baş-boyun kanserlerinin tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Radyoterapi sahaları; tümör yerleşimi, yayılımı, lenf nodlarının durumu, çevre kritik dokulara komşuluğu gibi kriterlere bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir.
Baş-boyun kanserlerinde radyoterapi planlamasını yaparken tedavi hacminin bir kısmı omuzların aşağısında kaldığından bu hacmi birbiriyle çakışan iki ayrı sahaya bölmek gereklidir. Standart üç-alan tekniğinde primer tümör, üst ve orta boyun lenf nodları karşılıklı paralel iki yan sahadan ışınlanırken alt boyun, supraklavikular bölge ve üst mediastinal lenf nodları tek ön sahadan ışınlanmaktadır. Bu tür ışınlamalarda doku kalınlığı fazla olmadığı için Co-60 kaynaklı ışınları, 4 MV, 6 MV yüksek enerjili x ışınları kullanılır. Tedaviye, tümör bölgesi ile ön ve arka servikal lenf nodlarını içine alan karşılıklı iki alan ile başlanır ve 40-45 Gylik tedavi dozundan sonra spinal kord sinirlerini korumak için sipinal kord ışınlama alanından çıkarılarak, tedaviye toplam doz 50 Gy olana kadar devam edilir (32,34,35).
Tedavide ışınlanan bölgeler içine giren organlara göre değişik yan etkiler görülür. Örneğin; tükrük bezlerinin ışınlama sahasına girmesi ile ağız kuruluğu gelişirken, kulağın ışınlama bölgesine girdiği durumlarda işitme sorunları ve kulak çınlaması oluşmaktadır.
20

İlgili Kaynaklar

single.php