Baş-boyun radyoterapisinde 3 boyutlu bilgisayarlı planlama ile dozimetrik sürecin randofantom üzerinde termolüminisans dozimetre ile kontrolü















































2. GENEL BİLGİLER
2.1. Baş-Boyun Kanserleri
Baş-boyun bölgesi, anatomik olarak, dudaklar ve burun ucundan özofagus ve trakeaya kadar olan üst solunum ve sindirim yollarını tanımlamakta kullanılmaktadır. Baş ve boyun kanserleri tanımı içine dudak, oral kavite, paranazal sinüsler, nazal fossa, tükürük bezleri, nazofarenks, orofarenks, hipofarenks ve larenksin epitelyal malign tümörleri girmektedir. Tümörlerinin büyük çoğunluğu tanı aşamasında lokal-bölgesel evrelerde olup hastalığa bağlı ölümler genellikle kontrol edilemeyen lokal ve bölgesel hastalık veya bunların komplikasyonları sonucu olur. Bu nedenle, lokal ve bölgesel hastalık kontrolü genel anlamda hastalığın da kontrolü olacağından, lokorejyonel radyoterapi en sık kullanılan tedavi yöntemlerinden birisidir (1).
Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım esastır. Tanı ve evrelemede cerrah, diş hekimi, patoloji ve radyoloji uzmanlarının görüşlerine gerek duyulurken, tedavide baş-boyun ve kranyofasiyal operasyonlar yapan cerrahlara, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, psikiyatri ve fizik tedavi-rehabilitasyon uzmanlarına gereksinim vardır. Baş-boyun kanserlerinde ana tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir (1,2,3).
Gerek fonksiyonel gerekse estetik nedenler radikal cerrahi yaklaşımları sınırlamaktadır. Bu nedenle baş-boyun kanserlerinin tedavisinde lokal-bölgesel radyoterapi, tek başına yada diğer tedavi yöntemleriyle birlikte, sıklıkla uygulanmaktadır. Radyoterapi uygulamasında ise doz sınırlayıcı dokular ve hedef volümler çok yakın komşulukta olup genellikle milimetrik alanlardaki doz dağılımı belirsizliklerine bağlı ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir.
Baş-boyun kanserlerinin gözle görülür bölgelerden gelişmesi, bu tümörlerin erken tanınmasında ve nükslerin erken dönemde saptanmasında avantaj sağladığı halde, ihmal edilmiş olgularda veya tedaviye yanıt alınmayanlarda çok ciddi lokal ve sistemik problemler ortaya çıkar. Ayrıca tedavide başarı sağlansa bile, hastalar yutma ve konuşma bozukluklarının yanı sıra fiziksel görünümlerinin bozulması nedeniyle, sıklıkla psikolojik ve sosyal sorunlarla karşılaşırlar. Tedavi sırasında ve sonrasında oluşan şekil ve fonksiyon bozukluklarının neden olabileceği ruhsal sorunların çözülmesinde plastik cerrahi, kulak-burun-boğaz hastalıkları
2



12. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Lenf nodu metastazı olan baş boyun yassı epitel hücreli karsinomlarında selektif boyun diseksiyonlarının yeri - Sayfa 27
12 2.7. BAŞ BOYUN KANSERLERİ Baş-boyun bölgesi anatomik olarak dudaklar ve burun ucundan özofagus ve trakeaya kadar olan üst solunum ve sindirim yollarını kapsamaktadır. Baş-boyun kanserleri tanımı içerisine dudak, oral kavite, paranazal sinüsler, nazal fossa, tükrük bezleri, nazofarenks, orofarenks, hipofarenks ve larenksin epitelial malign tümörleri girmektedir. Tümörlerin büyük bir kısmı tanı...
Baş ve boyun radyoterapisinde konvansiyonel ve asimetrik ortogonal planlamalarda larinks dozlarının karşılaştırılması. - Sayfa 16
3 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Baş ve Boyun Kanserleri: Baş ve boyun kanserleri dudak, oral kavite, paranazal sinüsler, nazal fossa, tükürük bezleri, nazofarinks, orofarinks, hipofarinks, larinks ve boyun bölgesinin habis tümörlerini içerir. Hastalığa bağlı ölümler genellikle kontrol edilemeyen lokal ve bölgesel hastalık veya bunların komplikasyonları sonucu olur. Lokal ve bölgesel hastalık kontrolü ...
Baş-boyun radyoterapisi alan hastalarda karadut pekmezinin oral mukozitleri önleme etkisi - Sayfa 20
19 olarak sınıflandırılırlar. Vokal kord paralizisi, bir larenks veya hipofarenks primerinde en az T3’ü işaret eder. Çevre dokulara lokal invazyonlu lezyonlar T4’ü göstermektedir (25,26). N sınıflaması nazofarenk hariç tüm primer bölgeler için aynıdır. Nazofarenk hariç tüm primer bölgeler için herhangi bir klinik lenf nodu tutulumu evre III’ü gösterir ve 3 cm’den büyük nodlar T evresine bakılmak...

12. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

lokal
radyoterapi
cerrahi
tedavi
cerrah
erken


12. SAYFA ICERIGI

2. GENEL BİLGİLER
2.1. Baş-Boyun Kanserleri
Baş-boyun bölgesi, anatomik olarak, dudaklar ve burun ucundan özofagus ve trakeaya kadar olan üst solunum ve sindirim yollarını tanımlamakta kullanılmaktadır. Baş ve boyun kanserleri tanımı içine dudak, oral kavite, paranazal sinüsler, nazal fossa, tükürük bezleri, nazofarenks, orofarenks, hipofarenks ve larenksin epitelyal malign tümörleri girmektedir. Tümörlerinin büyük çoğunluğu tanı aşamasında lokal-bölgesel evrelerde olup hastalığa bağlı ölümler genellikle kontrol edilemeyen lokal ve bölgesel hastalık veya bunların komplikasyonları sonucu olur. Bu nedenle, lokal ve bölgesel hastalık kontrolü genel anlamda hastalığın da kontrolü olacağından, lokorejyonel radyoterapi en sık kullanılan tedavi yöntemlerinden birisidir (1).
Baş-boyun bölgesi kanserlerinin tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım esastır. Tanı ve evrelemede cerrah, diş hekimi, patoloji ve radyoloji uzmanlarının görüşlerine gerek duyulurken, tedavide baş-boyun ve kranyofasiyal operasyonlar yapan cerrahlara, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, psikiyatri ve fizik tedavi-rehabilitasyon uzmanlarına gereksinim vardır. Baş-boyun kanserlerinde ana tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir (1,2,3).
Gerek fonksiyonel gerekse estetik nedenler radikal cerrahi yaklaşımları sınırlamaktadır. Bu nedenle baş-boyun kanserlerinin tedavisinde lokal-bölgesel radyoterapi, tek başına yada diğer tedavi yöntemleriyle birlikte, sıklıkla uygulanmaktadır. Radyoterapi uygulamasında ise doz sınırlayıcı dokular ve hedef volümler çok yakın komşulukta olup genellikle milimetrik alanlardaki doz dağılımı belirsizliklerine bağlı ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir.
Baş-boyun kanserlerinin gözle görülür bölgelerden gelişmesi, bu tümörlerin erken tanınmasında ve nükslerin erken dönemde saptanmasında avantaj sağladığı halde, ihmal edilmiş olgularda veya tedaviye yanıt alınmayanlarda çok ciddi lokal ve sistemik problemler ortaya çıkar. Ayrıca tedavide başarı sağlansa bile, hastalar yutma ve konuşma bozukluklarının yanı sıra fiziksel görünümlerinin bozulması nedeniyle, sıklıkla psikolojik ve sosyal sorunlarla karşılaşırlar. Tedavi sırasında ve sonrasında oluşan şekil ve fonksiyon bozukluklarının neden olabileceği ruhsal sorunların çözülmesinde plastik cerrahi, kulak-burun-boğaz hastalıkları
2







single.php