Baş-boyun radyoterapisinde 3 boyutlu bilgisayarlı planlama ile dozimetrik sürecin randofantom üzerinde termolüminisans dozimetre ile kontrolü















































2.3.2. Postkrikoid bölge Aritenoid kıkırdaklardan özafagusa kadar uzanır ve larenksin arkasında kalır.
2.3.3. Posterior farenks duvarı Hyoid kemik düzeyinden krikofarengeus kasına dek uzanır.
2.4. Hipofarenks Kanserleri Hipofarenks kanserleri, yaygın submukozal uzanım ve atlayıcı tarzda, adacıklar
halinde yayılım ile karakterizedir. Yani tümör ile normal mukoza sınırından sonra sağlıklı mukoza altında yayılarak daha ileri bir alanda submukozal olarak yerleşir veya ayrı bir ülsere odak şeklinde başka bir alanda ortaya çıkabilir. Tümörlerin en sık rastlandığı bölge priform sinüslerdir. Priform sinüs mediyalinden tümör larenksi infiltre edebilir ve vokal kord fiksasyonuna sebep olabilir. Priform sinüsten tümör laterale ilerlerse troid kıkırdak destrüksiyonu yapabilir. Priform sinüs tümörlerinde servikal özefagusa bir yayılım pek olamamasına karşın, postkrikoid bölge kanserleri özefagus içine doğru ilerleme eğilimindedir. Postkrikoid kanserlerde krikoid kıkırdak tutulumuda söz konusudur(4).
2.4.1. Tanı Tanıda fizik muayenenin yanında radyolojik olarak incelemeler gerekir. Hipofarenks
kanseri düşünülen hastada akciğer grafisi ile pulmoner metastazlar araştırılmalıdır. Uzak metastaz veya ikinci primer şüphesi olan durumlarda akciğerler bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmelidir. Bilgisayarlı tomografi ve/veya manyetik resonans görüntüleme, tümörün boyutları ve çevre dokulara, özellikle larenkse ve larengeal kıkırdaklara yayılımını göstermede yararlıdır. Ayrıca lenf nodlarının değerlendirilmesini de sağlayarak yapılacak tedavinin planlanmasında önemli bir yer tutar(4).
2.4.2. Tedavi Hipofarenks kanserleri, en az morbiditeye sahip ve en yüksek lokal-bölgesel hastalık
kontrolü sağlayabilmek amacıyla kombine yöntemlerle tedavi edilmektedir Tüm baş-boyun kanserlerinde olduğu gibi erken evrelerde tek başına konservatif cerrahi ve radyoterapi ile eşit sonuçlar alındığı bildirilmektedir. Buna karşılık ileri evrelerde cerrahi ve postopreratif radyoterapi tercih edilen bir yaklaşımdır. Sadece unrezektabl hastalarda preoperatif radyoterapi önerilmektedir. Erken evre hastalıkta özellikle yüzeysel lezyonlarda tek başına
4



14. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Larenks kanserlerinde lazer cerrahisi sonrası nüksü kolaylaştıran faktörlerin incelenmesi - Sayfa 24
Hemoptizi ve yansıyan kulak ağrısı daha nadir rastlanılan semptomlardandır. Dispneye hava yolunu tıkayan büyük kanserlerde rastlanır. Boyun metastazları da özellikle supraglottik kanserlerde sık rastlanan bulgulardır.4 Larenks muayenesine indirekt larengoskopi ile başlanmalıdır. Lezyonun yeri, uzandığı bölgeler ve vokal kord hareketleri hakkında yeterli bilgi veren bir muayene yöntemidir. Palpasy...
Evre IV larenks kanserlerinde sağkalım sonuçlarımız - Sayfa 26
2.5. Larenks Kanserlerinde Tanı ve Tedavi 2.5.1. Larenks Kanserlerinde Tanı Larenks kanseri tanısında anamnez, fizik muayene, radyolojik inceleme ve endoskopinin yeri vardır. Fonksiyonların korunabilmesi için erken tanı ve tedavi şarttır. Hikayede ses kısıklığı, boğaz ağrısı, disfaji, odinofaji sık rastlanılan semptomlardır. Ses kısıklığı glottik kanserlerde erken belirti olmasına rağmen subglot...
Total larenjektomili hastalarda intralüminal ımpedans ve özofagus motilite çalışması - Sayfa 14
Erken evre larinks kanserlerinde çeşitli parsiyel larenjektomi yöntemleri bulunmasına karşın ileri evre kanserlerde total larenjektomi gerekli olmaktadır. Bunun yanında farinks, dil kökü veya deriyi ve diğer ekstralarengeal yapıları infiltre etmiş yaygın tümörler, perinöral, perivasküler invazyonu olan tümörler, subglottik uzanımı olan tümörler, servikal metastazlarda multipl ganglion tutulumu vey...

14. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

tümör
tanı
metastaz
evre
görüntüleme
yayılım


14. SAYFA ICERIGI

2.3.2. Postkrikoid bölge Aritenoid kıkırdaklardan özafagusa kadar uzanır ve larenksin arkasında kalır.
2.3.3. Posterior farenks duvarı Hyoid kemik düzeyinden krikofarengeus kasına dek uzanır.
2.4. Hipofarenks Kanserleri Hipofarenks kanserleri, yaygın submukozal uzanım ve atlayıcı tarzda, adacıklar
halinde yayılım ile karakterizedir. Yani tümör ile normal mukoza sınırından sonra sağlıklı mukoza altında yayılarak daha ileri bir alanda submukozal olarak yerleşir veya ayrı bir ülsere odak şeklinde başka bir alanda ortaya çıkabilir. Tümörlerin en sık rastlandığı bölge priform sinüslerdir. Priform sinüs mediyalinden tümör larenksi infiltre edebilir ve vokal kord fiksasyonuna sebep olabilir. Priform sinüsten tümör laterale ilerlerse troid kıkırdak destrüksiyonu yapabilir. Priform sinüs tümörlerinde servikal özefagusa bir yayılım pek olamamasına karşın, postkrikoid bölge kanserleri özefagus içine doğru ilerleme eğilimindedir. Postkrikoid kanserlerde krikoid kıkırdak tutulumuda söz konusudur(4).
2.4.1. Tanı Tanıda fizik muayenenin yanında radyolojik olarak incelemeler gerekir. Hipofarenks
kanseri düşünülen hastada akciğer grafisi ile pulmoner metastazlar araştırılmalıdır. Uzak metastaz veya ikinci primer şüphesi olan durumlarda akciğerler bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmelidir. Bilgisayarlı tomografi ve/veya manyetik resonans görüntüleme, tümörün boyutları ve çevre dokulara, özellikle larenkse ve larengeal kıkırdaklara yayılımını göstermede yararlıdır. Ayrıca lenf nodlarının değerlendirilmesini de sağlayarak yapılacak tedavinin planlanmasında önemli bir yer tutar(4).
2.4.2. Tedavi Hipofarenks kanserleri, en az morbiditeye sahip ve en yüksek lokal-bölgesel hastalık
kontrolü sağlayabilmek amacıyla kombine yöntemlerle tedavi edilmektedir Tüm baş-boyun kanserlerinde olduğu gibi erken evrelerde tek başına konservatif cerrahi ve radyoterapi ile eşit sonuçlar alındığı bildirilmektedir. Buna karşılık ileri evrelerde cerrahi ve postopreratif radyoterapi tercih edilen bir yaklaşımdır. Sadece unrezektabl hastalarda preoperatif radyoterapi önerilmektedir. Erken evre hastalıkta özellikle yüzeysel lezyonlarda tek başına
4







single.php