Mevcut çalışmaların sonuçlarına göre, hava kirleticilerini olumsuz sağlık etkilerini meydana gelmesi için eşik değerlerin varlığı henüz ortaya konamamıştır. Etkinin görülmediği seviyenin ya da etkilerin gözlenemediği bir sınır değerin olmaması, derişimlere sürekli maruz kalmanın ileride kronik etkilere neden olabileceğini de göstermektedir. Olumsuz sağlık etkilerinin ortaya çıkması için eşik değerlerin olmaması, insan sağlığının korunması için kabul edilen hava kalitesi sınır değerlerinin belirlenmesinde güvenli seviye yerine kabul edilebilir kirlilik seviyesi varsayımını gündeme getirmektedir. Kabul edilebilir kirlilik düzeyi kavramı sosyal normlar ve risk algısı doğrultusunda ülkeler arasında değişkenlik gösterebilir (DSÖ 2006).
Hava kirleticilerinin sağlık etkileri kirleticilerin spesifik özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Partiküllerin sağlık etkileri tanecik boyutları ve kimyasal bileşimleri ile yakından ilişkilidir. Büyük partiküller insan vücudunun doğal savunma mekanizması tarafından uzaklaştırılırken, daha küçük partiküler (<10 m) akciğerlerin derinliklerine nüfuz ederek tahriş ve tıkayıcı etkilere sebep olabilirler. Özellikle ince partiküller akciğerlerde gaz alışverişinin gerçekleştiği alveollere kadar ulaşabilir ve orada birikebilirler. Ayrıca, solunabilir partiküllerin üzerlerinde taşıdıkları ağır metaller gibi zararlı maddelerin insan bünyesine geçmesine neden oldukları ve bu maddelerden çözünebilir karakterde olanlarının kana karıştığı da unutulmamalıdır. Ozon, NO2 ve SO2 gibi gaz halindeki kirleticiler ise, yükseltgeme, suda ve dolayısıyla kanda çözünebilme özellikleri nedeniyle, insanlar üzerinde özellikle solunum sisteminde olumsuz etkiler gösterirler. Bunun en büyük etkisi üst solunum yollarının cidarlarını zedelemesi, göğüs ağrısı, öksürük ve hapşırma, göz, burun ve boğaz tahrişi olarak sıralanabilir. Yükseltgeyici gaz kirleticiler akciğer dokusuna zarar verir ve solunum fonksiyonlarını azaltabilirler. Azot oksitler, akciğerdeki nemle birleşerek düşük derişimde nitrik asit oluşturabilirler. Kanın alyuvarlarındaki hemoglobin, karbon monoksitle tercihli olarak karboksihemoglobin kompleksini oluşturduğundan, çok yüksek seviyelerde karbon monoksite maruz kalım dokulara oksijen iletimini engelleyerek ani ölümlere neden olabilir. Toksik olarak nitelendirilen bazı uçucu organik bileşikler ise kanserojenik olan veya olmayan etkilere sahip olabilirler (DSÖ 2006). 25



41. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Benzin istasyonlarında çalışanların maruz kaldıkları kimyasallar ve bunların sağlık üzerine etkileri - Sayfa 110
92 artırılması, mevsim koşulları da düşünülerek temiz hava ile havalandırılan dinlenme alanları önerilebilir. Benzin istasyonları yoğun trafiğin olduğu caddelerde bulunmaktadır. Buralarda çalışanlar istasyonlardaki araçlardan çıkan egzoz gazları ve akaryakıt buharları dışında caddeden geçen araçlardan yayılan egzoz gazlarından da (hava kirleticileri; O3, TPM, SO2 , NOx, CO, Pb) etkilenmektedir. ...
Yapı ürünlerinin çevre ile ilişkisi kapsamında çevre dostu üretimi - Sayfa 75
66 4.3.2 Yapı Ürünlerinin Üretim Sürecinde Canlı Çevre ile Etkileşimi Yapı ürünlerinin üretim sürecinin neden olduğu çevre sorunları canlı çevre sağlığını olumsuz yönde etkiler. Çevresel etkiler olumsuz yönde gerçekleşince vücut sağlığı bozulur. Örneğin, üretim sürecinin her aşamasında hava kirleticileri çevreye yayılır ve bu kirleticilerin atmosferde tehlike sınırlarını geçmesi canlı sağlığını ...
Zonguldak bölgesi sera gazı emisyon miktarlarının belirlenmesi - Sayfa 33
Çizelge 2.2 Hava kirliliğinin etkin olduğu mesafeler (Sienfield and Pandis 1998). Problem Kentsel Hava Kirliliği Bölgesel Hava Kirliliği Asit Yağmurları Toksik Hava Kirleticileri Ozon Tabakasının İncelmesi Sera Gazlarındaki Artış Aerosol – İklim İlişkisi Troposferik Taşınım ve Oksidasyon Prosesleri Stratosferik – Troposferik Değişimler Stratosferik Taşınım ve Oksidasyon Prosesleri Etkin Oldu...

41. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

etkiler
solunum
hava
kirleticiler
insan
etkileri


41. SAYFA ICERIGI

Mevcut çalışmaların sonuçlarına göre, hava kirleticilerini olumsuz sağlık etkilerini meydana gelmesi için eşik değerlerin varlığı henüz ortaya konamamıştır. Etkinin görülmediği seviyenin ya da etkilerin gözlenemediği bir sınır değerin olmaması, derişimlere sürekli maruz kalmanın ileride kronik etkilere neden olabileceğini de göstermektedir. Olumsuz sağlık etkilerinin ortaya çıkması için eşik değerlerin olmaması, insan sağlığının korunması için kabul edilen hava kalitesi sınır değerlerinin belirlenmesinde güvenli seviye yerine kabul edilebilir kirlilik seviyesi varsayımını gündeme getirmektedir. Kabul edilebilir kirlilik düzeyi kavramı sosyal normlar ve risk algısı doğrultusunda ülkeler arasında değişkenlik gösterebilir (DSÖ 2006).
Hava kirleticilerinin sağlık etkileri kirleticilerin spesifik özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Partiküllerin sağlık etkileri tanecik boyutları ve kimyasal bileşimleri ile yakından ilişkilidir. Büyük partiküller insan vücudunun doğal savunma mekanizması tarafından uzaklaştırılırken, daha küçük partiküler (<10 m) akciğerlerin derinliklerine nüfuz ederek tahriş ve tıkayıcı etkilere sebep olabilirler. Özellikle ince partiküller akciğerlerde gaz alışverişinin gerçekleştiği alveollere kadar ulaşabilir ve orada birikebilirler. Ayrıca, solunabilir partiküllerin üzerlerinde taşıdıkları ağır metaller gibi zararlı maddelerin insan bünyesine geçmesine neden oldukları ve bu maddelerden çözünebilir karakterde olanlarının kana karıştığı da unutulmamalıdır. Ozon, NO2 ve SO2 gibi gaz halindeki kirleticiler ise, yükseltgeme, suda ve dolayısıyla kanda çözünebilme özellikleri nedeniyle, insanlar üzerinde özellikle solunum sisteminde olumsuz etkiler gösterirler. Bunun en büyük etkisi üst solunum yollarının cidarlarını zedelemesi, göğüs ağrısı, öksürük ve hapşırma, göz, burun ve boğaz tahrişi olarak sıralanabilir. Yükseltgeyici gaz kirleticiler akciğer dokusuna zarar verir ve solunum fonksiyonlarını azaltabilirler. Azot oksitler, akciğerdeki nemle birleşerek düşük derişimde nitrik asit oluşturabilirler. Kanın alyuvarlarındaki hemoglobin, karbon monoksitle tercihli olarak karboksihemoglobin kompleksini oluşturduğundan, çok yüksek seviyelerde karbon monoksite maruz kalım dokulara oksijen iletimini engelleyerek ani ölümlere neden olabilir. Toksik olarak nitelendirilen bazı uçucu organik bileşikler ise kanserojenik olan veya olmayan etkilere sahip olabilirler (DSÖ 2006). 25







single.php