TARTIŞMA Non-dipper hipertansiyon sol ventrikül fonksiyonları, kardiyovasküler olaylar ve arit-
mi gelişimi açısından kötü prognostik faktördür (50). Atrial fibrilasyon sıklığı hipertansif hastalarda artmaktadır. Arteryel hipertansiyonda sol atriyum ve sol ventrikülde meydana gelen fibröz ve hipertrofik değişiklikler diyastolik disfonksiyon gelişmesine neden olmaktadır. İnter ve intraatriyal ileti zamanlarında uzama ve sinüs uyarılarının homojen olmayan dağılımı, atriyumu fibrilasyona karşı zayıf hale getirdiği bilinen önemli elektrofizyolojik bulgulardır. Hipertansiyonlu bireylerde non- dipper patern olması durumunda bu etkilerin daha erken ortaya çıktığı bilinmektedir. Mitral darlıklı, paroksismal AFli, hipertansiyonlu, ailesel Akdeniz ateşi ve sklerodermalı hastalarda elektomekanikal ileti zamanlarında önemli uzama olduğu bildirilmiştir (51-54).
Literatürde hipertansif non- dipper bireylerde bu komplikasyonların geliştiğini gösteren birçok çalışma mevcut olmasına rağmen yaptığımız taramalar sonuncunda normotansif bireyler diürnal kan basıncı değişiminin LA fonksiyonları üzerine etkisi araştırılmamıştır. Bu nedenle biz bu çalışmaya normotansif olan ve LA fonksiyonlarını etkileyecek herhangi bir ilaç kullanmayan veya altta yatan bir hastalık bulunmayan 60 hastayı alarak diürnal kan basıncı değişiminin normotansif bireylerdeki etkisini belirlemeye çalıştık.
Çalışmamızda inceledeğimiz paramatrelerden biri sol atriyum volumleri idi. Yüksek atriyal volümler AF, kalp yetmezliği gibi komlikasyonlar için risk belirleyicisi olduğu daha önce yapılan değişik çalışmalarla literatürde bildirilmiştir (40). LA volümleri temel olarak basınç ve volüm yükü ile ilşkili olarak artar. LA volümleri yaş, atletler ve intrinsik hastalıklardan etkilenir (diyastolik yetmezlik kapak hastalıkları ve kalp yetmezliği) (45). LA volümlerindeki artış AF, konjestif kalp yetmezliği, inme ve akut miyokart infarktüsü gibi sekonder kardiyak olayların risklerini öngördürür (42, 43). Bizim çalışmamızda grupların LA volümleri arasında anlamlı farklılık tesbit edilmemiş olmasına rağmen TDI
28



28. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Normal koroner anjiografisi olan dipper ve non-dipper hipertansif hasta gruplarında tımı frame skorunun karşılaştırılması - Sayfa 29
endotelyal disfonksiyona neden olabileceğini belirtmişlerdir. Biz de yaptığımız çalışmada non-dipper hipertansif hasta grubunda vücut kitle indeksini dipper hipertansif hasta grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek bulduk. Ersoylu ve ark. (67) 44 dipper hipertansif hasta grubu ile 34 non-dipper hipertansif hasta grubunu sol ventrikül diyastolik disfonksiyonu ve aritmi sıklığı yönünd...

28. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hipertansiyon
ventrikül
çalışma
risk
basıncı
hipertansif


28. SAYFA ICERIGI

TARTIŞMA Non-dipper hipertansiyon sol ventrikül fonksiyonları, kardiyovasküler olaylar ve arit-
mi gelişimi açısından kötü prognostik faktördür (50). Atrial fibrilasyon sıklığı hipertansif hastalarda artmaktadır. Arteryel hipertansiyonda sol atriyum ve sol ventrikülde meydana gelen fibröz ve hipertrofik değişiklikler diyastolik disfonksiyon gelişmesine neden olmaktadır. İnter ve intraatriyal ileti zamanlarında uzama ve sinüs uyarılarının homojen olmayan dağılımı, atriyumu fibrilasyona karşı zayıf hale getirdiği bilinen önemli elektrofizyolojik bulgulardır. Hipertansiyonlu bireylerde non- dipper patern olması durumunda bu etkilerin daha erken ortaya çıktığı bilinmektedir. Mitral darlıklı, paroksismal AFli, hipertansiyonlu, ailesel Akdeniz ateşi ve sklerodermalı hastalarda elektomekanikal ileti zamanlarında önemli uzama olduğu bildirilmiştir (51-54).
Literatürde hipertansif non- dipper bireylerde bu komplikasyonların geliştiğini gösteren birçok çalışma mevcut olmasına rağmen yaptığımız taramalar sonuncunda normotansif bireyler diürnal kan basıncı değişiminin LA fonksiyonları üzerine etkisi araştırılmamıştır. Bu nedenle biz bu çalışmaya normotansif olan ve LA fonksiyonlarını etkileyecek herhangi bir ilaç kullanmayan veya altta yatan bir hastalık bulunmayan 60 hastayı alarak diürnal kan basıncı değişiminin normotansif bireylerdeki etkisini belirlemeye çalıştık.
Çalışmamızda inceledeğimiz paramatrelerden biri sol atriyum volumleri idi. Yüksek atriyal volümler AF, kalp yetmezliği gibi komlikasyonlar için risk belirleyicisi olduğu daha önce yapılan değişik çalışmalarla literatürde bildirilmiştir (40). LA volümleri temel olarak basınç ve volüm yükü ile ilşkili olarak artar. LA volümleri yaş, atletler ve intrinsik hastalıklardan etkilenir (diyastolik yetmezlik kapak hastalıkları ve kalp yetmezliği) (45). LA volümlerindeki artış AF, konjestif kalp yetmezliği, inme ve akut miyokart infarktüsü gibi sekonder kardiyak olayların risklerini öngördürür (42, 43). Bizim çalışmamızda grupların LA volümleri arasında anlamlı farklılık tesbit edilmemiş olmasına rağmen TDI
28







single.php