Domatesin hasat sonrası hastalıklarına karşı kimyasal savaşıma alternatif olabilecek yöntemler üzerine araştırmalar

































































Kekik yağında bulunan timol ve karanfil yağında bulunan ögenolün antifungal etkilerinin mekanizması incelenmiştir. Denemede Saccharomyces cerevisiae Meyen ex E.C Hansen mayası kullanılmıştır. Maya hücrelerinin bu bileşenler ile muamelesi, 260 nmde absorbe edilen maddelerin salınımı ile gösterildiği gibi hücre erimesine öncülük etmiştir. Buna ek olarak elektron mikroskobu gözlemleri sonucu denemede kullanılan maya hücrelerinin neredeyse tamamının zarara uğradığı saptanmıştır. Sonuç olarak timol ve ögenolün antifungal etkisinin mikroorganizmaya ait hücre zarı ve duvarında meydana getirdiği geri dönüşümsüz değişikliğe bağlı olduğu tespit edilmiştir (Bennis ve ark. 2004).
Domateste bakteriyel solgunluk etmeni (Ralstonia solanacearum (Smith) Yabuuchi)ne karşı bitkisel uçucu yağlardan timol ve palmarosa yağının %0,7lik dozları arazi koşullarında uygulanmıştır. Deneme yapılacak parseller, denemeden önce hastalık etmeni ile yapay olarak inokule edilmiştir. İnokulasyondan 2 saat sonra timol ve palmorasa yağları belirlenen parsellere uygulanmış ve uygulama yapılan parseller plastik malçlarla 3-6 gün süre ile örtülmüştür. Plastik örtülerle kaplı parsellere, uygulamadan 7 gün sonra domates fideleri dikilmiştir. Kontrol parsellerinde bulunan domates fidelerinin (çeşit Equinox) %92sinde R. solanacearumdan kaynaklanan bakteriyel solgunluk gözlemlenirken timol ve palmarosa yağları uygulanan parsellerde hastalık önemli ölçüde engellenmiştir. Timolün, palmarosa yağına oranla hastalığı engelleme açısından daha güçlü etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Timol veya palmarosa yağları ile muamele edilen parsellerdeki fidelerde gözlemlenen bakteriyel solgunluk hastalığı oranları sırası ile %33,1 ve %48,1 olarak belirlenmiştir. Bir sonraki yıl tekrarlanan denemede yalnızca timol, bakteriyel solgunluk hastalığına duyarlı Solar Set çeşidinde kullanılmıştır. Yapılan uygulamanın, bu çeşitte görülen bakteriyel solgunluk hastalığının görülme oranını önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Herhangi bir uygulama yapılmayan kontrol grubunda hastalıklı fide oranı %62,5 iken timol uygulananlarda %12 olarak belirlenmiştir (Ji ve ark. 2005).
Thymus eriocalyx (Ronnige) Jalas ve Thymus X-parlock türü kekik bitkilerinden hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağlar elde edilmiştir. Bu yağların A. parasitucusun gelişimi ve aflatoksin oluşumu üzerine etkileri incelenmiştir. GC/MS analizleri sonucu
9



21. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

tespit
karşı
uçucu
yağlar
etkileri
yağların


21. SAYFA ICERIGI

Kekik yağında bulunan timol ve karanfil yağında bulunan ögenolün antifungal etkilerinin mekanizması incelenmiştir. Denemede Saccharomyces cerevisiae Meyen ex E.C Hansen mayası kullanılmıştır. Maya hücrelerinin bu bileşenler ile muamelesi, 260 nmde absorbe edilen maddelerin salınımı ile gösterildiği gibi hücre erimesine öncülük etmiştir. Buna ek olarak elektron mikroskobu gözlemleri sonucu denemede kullanılan maya hücrelerinin neredeyse tamamının zarara uğradığı saptanmıştır. Sonuç olarak timol ve ögenolün antifungal etkisinin mikroorganizmaya ait hücre zarı ve duvarında meydana getirdiği geri dönüşümsüz değişikliğe bağlı olduğu tespit edilmiştir (Bennis ve ark. 2004).
Domateste bakteriyel solgunluk etmeni (Ralstonia solanacearum (Smith) Yabuuchi)ne karşı bitkisel uçucu yağlardan timol ve palmarosa yağının %0,7lik dozları arazi koşullarında uygulanmıştır. Deneme yapılacak parseller, denemeden önce hastalık etmeni ile yapay olarak inokule edilmiştir. İnokulasyondan 2 saat sonra timol ve palmorasa yağları belirlenen parsellere uygulanmış ve uygulama yapılan parseller plastik malçlarla 3-6 gün süre ile örtülmüştür. Plastik örtülerle kaplı parsellere, uygulamadan 7 gün sonra domates fideleri dikilmiştir. Kontrol parsellerinde bulunan domates fidelerinin (çeşit Equinox) %92sinde R. solanacearumdan kaynaklanan bakteriyel solgunluk gözlemlenirken timol ve palmarosa yağları uygulanan parsellerde hastalık önemli ölçüde engellenmiştir. Timolün, palmarosa yağına oranla hastalığı engelleme açısından daha güçlü etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Timol veya palmarosa yağları ile muamele edilen parsellerdeki fidelerde gözlemlenen bakteriyel solgunluk hastalığı oranları sırası ile %33,1 ve %48,1 olarak belirlenmiştir. Bir sonraki yıl tekrarlanan denemede yalnızca timol, bakteriyel solgunluk hastalığına duyarlı Solar Set çeşidinde kullanılmıştır. Yapılan uygulamanın, bu çeşitte görülen bakteriyel solgunluk hastalığının görülme oranını önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Herhangi bir uygulama yapılmayan kontrol grubunda hastalıklı fide oranı %62,5 iken timol uygulananlarda %12 olarak belirlenmiştir (Ji ve ark. 2005).
Thymus eriocalyx (Ronnige) Jalas ve Thymus X-parlock türü kekik bitkilerinden hidrodistilasyon yöntemi ile uçucu yağlar elde edilmiştir. Bu yağların A. parasitucusun gelişimi ve aflatoksin oluşumu üzerine etkileri incelenmiştir. GC/MS analizleri sonucu
9

İlgili Kaynaklar




single.php