Ebû Hanîfe’nin kader, insan fiilleri ve büyük günah hakkındaki görüşleri









































































Allah şerrin yaratıcısıdır dememek için şerrin yaratıcısının Allah olduğunu söyleyen birisine şöyle cevap verileceğini dile getirmektedir.
Ona Allah şerri yarattı mı diye sor, evet derse sözünden kendi iddiasından vazgeçmiş olur. Eğer hayır derse, yukarıda da belirtilen ayeti inkr ettiğinden dolayı kfir olur. Çünkü bu ayet36, Allahın şerri yarattığını haber vermektedir.37
Eb Hanfenin ilim, irade, kudret sıfatlarından hareketle kaderi isbat etmesi onun kaderi inkar eden Mutezile ve Kaderiyyeye yönelttiği bir diğer eleştirisidir.
Cebriyye kulların fiilerinde mecbur oldukları ileri sürmesine karşılık İmam, Allah yarattıklarından hiç birini küfür ve imana icbar etmemiştir; hiçbir kimseyi mümin veya kfir olarak yaratmamıştır. Sadece onları şahıslar olarak yaratmıştır. İman ve küfür kulların fiilidir. Allah kulları küfür ve imandan beri olarak yaratmıştır,38 diyerek karşı çıkmıştır.
Eb Hanfe kadere imanı gerekli görüp kulun iradesiyle fiil yapma gücüne sahip kılındığını kabul etmiş, insanın mümin iken kfir, kfir iken mümin olabileceğini söyleyerek cebir anlayışından uzaklaşmıştır. İnsanın kaderinin insan iradesine göre şekillendiğini kabul etmiş, insan için bir kudret ve irade hürriyeti tanımayan Cebriyyeyi reddetmiştir.
İnsanların nasıl irade edip davranacaklarını Allahın daha onları yaratmadan bilip takdir etmesi kaderleridir. Yani kaderin ezelde tayin olması demek, iradesini kulların iradesine tabi kıldığında ve onların ne yapacaklarını ezeli ilmiyle bilmesi demektir. Levh-i Mahfzda yazılı olan bu bilgi vasıftır, mükellefleri kaderlerinde yazılı olana zorlayıcı bir nitelikte değildir.
Cebriyyenin dediği gibi, kul belli şeyleri işlemeye mecbur olsaydı, işlediği bu fiillerden sorumlu tutulmaması gerekirdi. Halbuki Allah insanları belli işlerle yükümlü tutmuş, yasakları işlediklerinde ceza göreceklerini bildirmiştir.
Eb Hanfe, Allahın ilminin, iradesinin ve kudretinin kinata şmil olduğunu, insanın fiillerinin Onun iradesi olmadan gerçekleşmeyeceğini, taat ve masiyetlerin, irade ve ihtiyarı olduğundan dolayı kula nisbet edileceğini, bundan dolayı Allahın zerre
36 Felak, 113/1-2. 37 el-Fıkhul-Ebsat, s.47. 38 el-Fıkhu- Ekber, s.60.
40



49. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

allah
onları
insan
olan
allahın
irade


49. SAYFA ICERIGI

Allah şerrin yaratıcısıdır dememek için şerrin yaratıcısının Allah olduğunu söyleyen birisine şöyle cevap verileceğini dile getirmektedir.
Ona Allah şerri yarattı mı diye sor, evet derse sözünden kendi iddiasından vazgeçmiş olur. Eğer hayır derse, yukarıda da belirtilen ayeti inkr ettiğinden dolayı kfir olur. Çünkü bu ayet36, Allahın şerri yarattığını haber vermektedir.37
Eb Hanfenin ilim, irade, kudret sıfatlarından hareketle kaderi isbat etmesi onun kaderi inkar eden Mutezile ve Kaderiyyeye yönelttiği bir diğer eleştirisidir.
Cebriyye kulların fiilerinde mecbur oldukları ileri sürmesine karşılık İmam, Allah yarattıklarından hiç birini küfür ve imana icbar etmemiştir; hiçbir kimseyi mümin veya kfir olarak yaratmamıştır. Sadece onları şahıslar olarak yaratmıştır. İman ve küfür kulların fiilidir. Allah kulları küfür ve imandan beri olarak yaratmıştır,38 diyerek karşı çıkmıştır.
Eb Hanfe kadere imanı gerekli görüp kulun iradesiyle fiil yapma gücüne sahip kılındığını kabul etmiş, insanın mümin iken kfir, kfir iken mümin olabileceğini söyleyerek cebir anlayışından uzaklaşmıştır. İnsanın kaderinin insan iradesine göre şekillendiğini kabul etmiş, insan için bir kudret ve irade hürriyeti tanımayan Cebriyyeyi reddetmiştir.
İnsanların nasıl irade edip davranacaklarını Allahın daha onları yaratmadan bilip takdir etmesi kaderleridir. Yani kaderin ezelde tayin olması demek, iradesini kulların iradesine tabi kıldığında ve onların ne yapacaklarını ezeli ilmiyle bilmesi demektir. Levh-i Mahfzda yazılı olan bu bilgi vasıftır, mükellefleri kaderlerinde yazılı olana zorlayıcı bir nitelikte değildir.
Cebriyyenin dediği gibi, kul belli şeyleri işlemeye mecbur olsaydı, işlediği bu fiillerden sorumlu tutulmaması gerekirdi. Halbuki Allah insanları belli işlerle yükümlü tutmuş, yasakları işlediklerinde ceza göreceklerini bildirmiştir.
Eb Hanfe, Allahın ilminin, iradesinin ve kudretinin kinata şmil olduğunu, insanın fiillerinin Onun iradesi olmadan gerçekleşmeyeceğini, taat ve masiyetlerin, irade ve ihtiyarı olduğundan dolayı kula nisbet edileceğini, bundan dolayı Allahın zerre
36 Felak, 113/1-2. 37 el-Fıkhul-Ebsat, s.47. 38 el-Fıkhu- Ekber, s.60.
40

İlgili Kaynaklar







single.php