Farklı endikasyonlara göre kolesistektomi yapılan olgularda sistik arterlerin histopatolojik olarak incelenmesi










































1- GİRİŞ
Safra kesesi taşı, yetişkin populasyonda %1015 oranında bulunmaktadır (1,2). Ülkemizde gerçek insidansı bilinmemekle birlikte genel cerrahi kliniklerinde en çok yapılan ameliyat türlerinden biri safra kesesi taşları ve meydana getirdikleri komplikasyonlarla ilgili ameliyatlardır. Prevalansı; yaş, cinsiyet ve etnik gruplara göre değişir. Safra taşı olan insanların %4060ı asemptomatik klinik seyir gösterirken semptomatik kolelitiazisi olan olguların çoğunda da asemptomatik bir dönem bulunur. Semptomatik safra taşı olan hastaların %20si akut taşlı kolesistit tablosu ile başvururken, %10′ u komplike kolesistit, sarılık, kolanjit, pankreatit; %6070′ i ise kronik taşlı kolesistit semptomları ile gelirler (3,4).
Akut taşlı kolesistit Hartman poşu olarak adlandırılan safra kesesi bölümüne oturmuş taş(lar)ın safra kesesi çıkımında, sistik kanalda tıkanıklık oluşturması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. En sık sebebi safra kesesi taşları olmasına rağmen diğer akut kolesistit nedenleri; kollajen hastalıkların vasküler yapıyı etkilediği durumlar, ciddi hipertansif vasküler hastalıklar ve sistik arterde trombozdur (5).
Ateroskleroz birden fazla hastalığa neden olan sistemik bir patofizyolojik süreç olarak kabul edilir ve bu süreçte damar duvarında çeşitli histopatolojik değişikler görülebilir (6-8). Damar duvarındaki inflamasyonun şiddeti ile aterosklerozun ilerlemesi arasında bir ilişki mevcuttur. İnflamasyonun iki önemli patolojik sonucu vardır. Bunlar aterom plağı gelişimi ve endotel disfonksiyonudur (8). Bu sonuçlar dolaşım homeostazının devamlılığının bozulmasına ve vasküler patolojilerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır (9). Sistik arter terminal bir arter olduğundan çeşitli nedenlerle arter lümeni ve duvar yapısında oluşabilecek histopatolojik değişiklerin safra kesesinde farklı klinik tablolara yol açabileceği, safra kesesi hastalıklarının, özellikle akut kolesistitin etyolojisinde rolünün olabileceği düşünülebilir.
Bu çalışmada safra kesesinde oluşan patolojilerle sistik arterdeki histopatolojik değişikliklerin ilişkisi ve ayrıca sistik arterdeki histopatolojik değişikler üzerine etkili olabilecek risk faktörleri yaş, cins, yandaş hastalıklar vd.- incelendi.
7



7. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi kliniğinde uygulanan açık ve laparoskopik kolesistektomilerin karşılaştırılması - Sayfa 18
Perkütan Transhepatik Kolanjiyografi (PTK) US veya BT eşliğinde Chiba iğnesi ile cilt ve karın duvarı geçilerek karaciğer dokusuna ulaşılır. Kontrast madde direkt olarak karaciğer içinde saptanan intrahepatik safra yollarına enjekte edilir. Eş zamanlı olarak safra kanalına drenaj katateri yerleştirilebilmesi, yöntemin terapötik yönünü oluşturur (17). Endosonografi Güncel tanı yöntemlerindendir. T...
Ekstrahepatik kolestaz olgularında manyetik rezonans kolanjiyopankreatikografi ve endoskopik retrograt kolanjiyopankreatikografi'nin karşılaştırılması - Sayfa 19
Ayrıca antihelmintiklerin oral yolla verilmesi ile askarisin paralize edilmesi ve peristalitik etki ile de askarisin dışarı atılması sağlanmalıdır(53). 2.4.2.e Hemobili Spontan, travma ya da Perkutan Transhepatik Kolanjiyografi (PTK), ERCP gibi girisimsel işlemler sonrası gelişebilir. MRCP ile bu komplikasyon beklenmez. Hemobilide safra yollarına kanama olduğu için safra kanalları USG ile net gör...

7. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

akut
kolesistit
safra
kesesi
taşı
olan


7. SAYFA ICERIGI

1- GİRİŞ
Safra kesesi taşı, yetişkin populasyonda %1015 oranında bulunmaktadır (1,2). Ülkemizde gerçek insidansı bilinmemekle birlikte genel cerrahi kliniklerinde en çok yapılan ameliyat türlerinden biri safra kesesi taşları ve meydana getirdikleri komplikasyonlarla ilgili ameliyatlardır. Prevalansı; yaş, cinsiyet ve etnik gruplara göre değişir. Safra taşı olan insanların %4060ı asemptomatik klinik seyir gösterirken semptomatik kolelitiazisi olan olguların çoğunda da asemptomatik bir dönem bulunur. Semptomatik safra taşı olan hastaların %20si akut taşlı kolesistit tablosu ile başvururken, %10′ u komplike kolesistit, sarılık, kolanjit, pankreatit; %6070′ i ise kronik taşlı kolesistit semptomları ile gelirler (3,4).
Akut taşlı kolesistit Hartman poşu olarak adlandırılan safra kesesi bölümüne oturmuş taş(lar)ın safra kesesi çıkımında, sistik kanalda tıkanıklık oluşturması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. En sık sebebi safra kesesi taşları olmasına rağmen diğer akut kolesistit nedenleri; kollajen hastalıkların vasküler yapıyı etkilediği durumlar, ciddi hipertansif vasküler hastalıklar ve sistik arterde trombozdur (5).
Ateroskleroz birden fazla hastalığa neden olan sistemik bir patofizyolojik süreç olarak kabul edilir ve bu süreçte damar duvarında çeşitli histopatolojik değişikler görülebilir (6-8). Damar duvarındaki inflamasyonun şiddeti ile aterosklerozun ilerlemesi arasında bir ilişki mevcuttur. İnflamasyonun iki önemli patolojik sonucu vardır. Bunlar aterom plağı gelişimi ve endotel disfonksiyonudur (8). Bu sonuçlar dolaşım homeostazının devamlılığının bozulmasına ve vasküler patolojilerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır (9). Sistik arter terminal bir arter olduğundan çeşitli nedenlerle arter lümeni ve duvar yapısında oluşabilecek histopatolojik değişiklerin safra kesesinde farklı klinik tablolara yol açabileceği, safra kesesi hastalıklarının, özellikle akut kolesistitin etyolojisinde rolünün olabileceği düşünülebilir.
Bu çalışmada safra kesesinde oluşan patolojilerle sistik arterdeki histopatolojik değişikliklerin ilişkisi ve ayrıca sistik arterdeki histopatolojik değişikler üzerine etkili olabilecek risk faktörleri yaş, cins, yandaş hastalıklar vd.- incelendi.
7







single.php