Hadislerde Hz. Peygamber’in yolculukları ve yolculuk adabı
























































































36
Sa’ib İbnu Yezid, -ismini söylemiş olduğu- bir adamdan naklediyor: “Reslullah (s.) Uhud günü (üst üste giyilmiş) iki zırhdan (destek) gördü.”225
Kaynaklar, Hz. Peygamber (s.)in vücdunun Uhudta yara aldığını belirtmektedirler:
Hz. Enes anlatıyor: “Reslullah (s.)ın Uhud günü dişi kırıldı, başından yaralandı. (Yüzüne akan) kanı, yüzünden siliyor ve:
“Allah, kendilerini Allah’a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp, dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflh eder?” diyordu. Bunun üzerine Allah şu yeti indirdi:
“Allah’ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur.226 Çünkü onlar zalimlerdir. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir”227
Uhudta Müslümanlar, yetmiş kadar şehit vermişlerdir. Reslullah (s.), bunların şehit oldukları yerde defn edilmesini istemiştir.
Hz. Cabir anlatıyor: “Uhud günü, halam, kabristanımıza gömmek için babamı (Uhud’dan Medineye) getirmişti. O sırada Reslullah (s.)’ın tellli şöyle nida etti: “Ölüleri yerlerine geri götürün!”228
Tirmiz, Bu hdisin “hasen-sahih” olduğunu belirtir.229 Reslullah (s.), yukarıda geçtiği gibi yaralarını sardırdı, şehitlerin cenazelerinin gömülmesine nezaret etti, namazlara ayakta değil de oturduğu halde imamlık yaptı230 ve kısa zaman sonra da Medineye geri döndü.231 Müşrikler, elde ettikleri üstünlükten yararlanıp Müslümanları imha etmeden savaş alanından ayrıldıklarına pişman oldular. Aralarında, geri dönüp Medine’yi basmayı konuştular. Reslullah (s.) bu durumdan haberdar olunca, Medineye dönüşünden bir gün sonra, Uhud Savaşı’na katılmış olan ashbını toplayarak Medine’den 16 km. kadar uzakta “Hamr’ü’l-Esed” denilen yere kadar müşrikleri takip etti. Gece olunca, burada beş yüz kadar ateş yaktırdı. Müşrikler, takip edildiklerini öğrenince korktular; Medine’yi basma düşüncesinden vazgeçerek, süratle Mekke’ye döndüler.232
Uhudta Hz. Peygamber (s.)in savaşa çıkmadan önce Allahın emri gereği233ashabı ile meşveret etmesi, İslmın düşünceye ve fikir alışverişine ne kadar önem verdiğinin bir kanıtıdır.
Yine Uhudta Müslümanlara verilmek istenen bir ders daha vardır ki, Hz. Peygamber (s.) savaş başlamadan bunun önemini vurgulamış ve ısrarla altını çizmiştir. Onların bize galebe çaldıklarını (ve kuşların cesetlerimize üşüştüklerini)
225Ebu Dvud, Cihad, 68, (2590), III, 71. 226Müslim, Cihad, 37, (1791), II, 1417. İbnu Mace, Tıbb, 15, (3464), II,1147; Buhar, Mağaz, 24, V, 3738; 227Al-i İmran, 3/128129. 228Tirmiz, Cihad, 37, (1717), IV, 215; Ebu Dvud, Ceniz, 38, III, 514. 229Tirmiz, Cihad, 37, (1717), IV, 215 230İbn Hişam, a.g.e. IV,36. 231İbn Hişam, a.g.e. IV,48. 232İbn Hişam, a.g.e. IV,5254. 233Al-i İmran, 3/159; Şra, 42/38.



36. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


36. SAYFA ICERIGI

36
Sa’ib İbnu Yezid, -ismini söylemiş olduğu- bir adamdan naklediyor: “Reslullah (s.) Uhud günü (üst üste giyilmiş) iki zırhdan (destek) gördü.”225
Kaynaklar, Hz. Peygamber (s.)in vücdunun Uhudta yara aldığını belirtmektedirler:
Hz. Enes anlatıyor: “Reslullah (s.)ın Uhud günü dişi kırıldı, başından yaralandı. (Yüzüne akan) kanı, yüzünden siliyor ve:
“Allah, kendilerini Allah’a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp, dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflh eder?” diyordu. Bunun üzerine Allah şu yeti indirdi:
“Allah’ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur.226 Çünkü onlar zalimlerdir. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir”227
Uhudta Müslümanlar, yetmiş kadar şehit vermişlerdir. Reslullah (s.), bunların şehit oldukları yerde defn edilmesini istemiştir.
Hz. Cabir anlatıyor: “Uhud günü, halam, kabristanımıza gömmek için babamı (Uhud’dan Medineye) getirmişti. O sırada Reslullah (s.)’ın tellli şöyle nida etti: “Ölüleri yerlerine geri götürün!”228
Tirmiz, Bu hdisin “hasen-sahih” olduğunu belirtir.229 Reslullah (s.), yukarıda geçtiği gibi yaralarını sardırdı, şehitlerin cenazelerinin gömülmesine nezaret etti, namazlara ayakta değil de oturduğu halde imamlık yaptı230 ve kısa zaman sonra da Medineye geri döndü.231 Müşrikler, elde ettikleri üstünlükten yararlanıp Müslümanları imha etmeden savaş alanından ayrıldıklarına pişman oldular. Aralarında, geri dönüp Medine’yi basmayı konuştular. Reslullah (s.) bu durumdan haberdar olunca, Medineye dönüşünden bir gün sonra, Uhud Savaşı’na katılmış olan ashbını toplayarak Medine’den 16 km. kadar uzakta “Hamr’ü’l-Esed” denilen yere kadar müşrikleri takip etti. Gece olunca, burada beş yüz kadar ateş yaktırdı. Müşrikler, takip edildiklerini öğrenince korktular; Medine’yi basma düşüncesinden vazgeçerek, süratle Mekke’ye döndüler.232
Uhudta Hz. Peygamber (s.)in savaşa çıkmadan önce Allahın emri gereği233ashabı ile meşveret etmesi, İslmın düşünceye ve fikir alışverişine ne kadar önem verdiğinin bir kanıtıdır.
Yine Uhudta Müslümanlara verilmek istenen bir ders daha vardır ki, Hz. Peygamber (s.) savaş başlamadan bunun önemini vurgulamış ve ısrarla altını çizmiştir. Onların bize galebe çaldıklarını (ve kuşların cesetlerimize üşüştüklerini)
225Ebu Dvud, Cihad, 68, (2590), III, 71. 226Müslim, Cihad, 37, (1791), II, 1417. İbnu Mace, Tıbb, 15, (3464), II,1147; Buhar, Mağaz, 24, V, 3738; 227Al-i İmran, 3/128129. 228Tirmiz, Cihad, 37, (1717), IV, 215; Ebu Dvud, Ceniz, 38, III, 514. 229Tirmiz, Cihad, 37, (1717), IV, 215 230İbn Hişam, a.g.e. IV,36. 231İbn Hişam, a.g.e. IV,48. 232İbn Hişam, a.g.e. IV,5254. 233Al-i İmran, 3/159; Şra, 42/38.

İlgili Kaynaklar







single.php