Hadislerde Hz. Peygamber’in yolculukları ve yolculuk adabı
























































































61
getirilmesini emretti (semerlenip) hazırlandı, ona bindi ve (arune) vadisinin ortasına kadar geldi, insanlara hitab etti:
İçinde bulunduğumuz şu ayınız, şu beldeniz ve şu gününüz haram olduğu gibi kanlarınız da ve mallarınız da birbirinize haramdır. Dikkat, Chiliye adetlerinden olan her şey ayaklarımın altında terk edilmiştir. Chiliye devrinden kalma. Kan davaları son bulmuştur, ilk kaldırdığım kan davası bizden, ravi Osman diyor ki: Rabia’nın oğlunun kanıdır. Süleyman: Abdulmuttalib’in oğlu, Haris’in oğlu Rabia’nın kan davasıdır. Ravilerden bazıları şöyle anlatıyor. Rabia: Beni sa’d kabilesinde çocuğuna sütannesi arıyordu, onu Hüzeyl öldürdü. Chiliye devrinden kalma faizler kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz bizden Abdulmuttalib’in oğlu amcam Abbas’ın ribasıdır. Onun hepsi kaldırılmıştır.
Kadınlar hakkında Allah’tan korkunuz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız, Allah adıyla (icabı ve kabulle) onların haram yerlerini kendinize helal kıldınız. Sizin onlar üzerindeki hakkınız; sizin hoş görmediğiniz kimselere döşeklerinizi çiğnetmeyecekler, eğer izniniz olmayanları evinize alırlarsa, yaralamamaksızın onları dövünüz. Onların sizler üzerinizdeki hakları; yiyeceklerini, giyeceklerini, örf ve adette mevcut olduğu gibi temin edeceksiniz. Ben size bir emanet bırakıyorum, ona sağlam yapıştığınız takdirde ondan sonra yolunuzu sapıtmazsınız o da Allah kelamı Kur’an’dır. Siz benden de sorulacaksınız. Ne cevap vereceksiniz? (Biz şehadet ederiz ki, vazifeni tebliğ ettin, emaneti eda ettin, ümmete nasihat ettin,) deriz. Sonra şehadet parmağını semaya kaldırarak, insanlara eğerek (Allah’ım şahit ol, Allah’ım şahit ol, Allah’ım şahit ol) buyurdu.
Bilal, ezan okudu, kamet getirdi. Reslullah (s.) öğleyi kıldı, tekrar kamet getirdi. İkindiyi kıldırdı, bu iki farz arasında bir şey kılmadı. Vakfe yerine geldi. Kasva adındaki devesinin karnını (Cebeli rahmetin dibindeki) taşlara doğru, kum tepeleri gibi yığılan yaya cemaati önüne getirip kıbleye karşı döndü, güneş batana, güneşin cirmi batıp ay kırmızılık kalana kadar vakfeye devam etti. Hz. Üsame’yi terkisine aldı, devesini sürdü, Kasva’nın dizginini o kadar kastı ki, devenin başı palanın önündeki mevrik denen yumruya dokunuyordu, sağ eliyle işaret ederek: Ey insanlar, sakin olun, Ey insanlar ağır, ağır! diyordu. Her ne zaman bir kum tepesine rastlasa ona çıkana kadar devenin dizginini gevşetiyordu. Müzdelifeye kadar geldi. Akşamla yatsı namazları arasını bir ezan ve iki kametle birleştirdi.
Osman diyor ki: Bu iki namaz arasında nafile kılmadı. Sonra raviler (şu mevzuda) ittifak ettiler.
Sonra Reslullah (s.) şafak atana kadar yattı, şafak belli olur olmaz sabah namazını kıldırdı. Ravi Süleyman: Bir ezan ve bir kametle dedi. Yine ittifak, ederek, yine devesine bindi, Meşar-i harama geldi, ta üstüne çıktı. Osman ve Süleyman diyorlar ki: Kıbleye döndü, Allah’a hamdetti, tekbir getirdi, telbiyede bulundu. (Müzdelife ile Mina arasındaki) Muhassar vadisine geldiğinde devesini biraz süratlandırdı. Akabe cemresine çıkaran orta yolu tuttu. Ağacın yanında olan büyük cemreye geldi, onu yedi çakılla taşladı, attığı her taşla beraber tekbir getiriyordu. Her taş (bakla büyüklüğünde) parmakla atma taşı gibiydi, taşları vadinin iç tarafından attı, oradan kurban kesilen yere döndü. Kurbanlarından altmış üç tanesini bizzat kendi eliyle, geri kalanları da Aliye kesmesini emretti.



61. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


61. SAYFA ICERIGI

61
getirilmesini emretti (semerlenip) hazırlandı, ona bindi ve (arune) vadisinin ortasına kadar geldi, insanlara hitab etti:
İçinde bulunduğumuz şu ayınız, şu beldeniz ve şu gününüz haram olduğu gibi kanlarınız da ve mallarınız da birbirinize haramdır. Dikkat, Chiliye adetlerinden olan her şey ayaklarımın altında terk edilmiştir. Chiliye devrinden kalma. Kan davaları son bulmuştur, ilk kaldırdığım kan davası bizden, ravi Osman diyor ki: Rabia’nın oğlunun kanıdır. Süleyman: Abdulmuttalib’in oğlu, Haris’in oğlu Rabia’nın kan davasıdır. Ravilerden bazıları şöyle anlatıyor. Rabia: Beni sa’d kabilesinde çocuğuna sütannesi arıyordu, onu Hüzeyl öldürdü. Chiliye devrinden kalma faizler kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz bizden Abdulmuttalib’in oğlu amcam Abbas’ın ribasıdır. Onun hepsi kaldırılmıştır.
Kadınlar hakkında Allah’tan korkunuz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız, Allah adıyla (icabı ve kabulle) onların haram yerlerini kendinize helal kıldınız. Sizin onlar üzerindeki hakkınız; sizin hoş görmediğiniz kimselere döşeklerinizi çiğnetmeyecekler, eğer izniniz olmayanları evinize alırlarsa, yaralamamaksızın onları dövünüz. Onların sizler üzerinizdeki hakları; yiyeceklerini, giyeceklerini, örf ve adette mevcut olduğu gibi temin edeceksiniz. Ben size bir emanet bırakıyorum, ona sağlam yapıştığınız takdirde ondan sonra yolunuzu sapıtmazsınız o da Allah kelamı Kur’an’dır. Siz benden de sorulacaksınız. Ne cevap vereceksiniz? (Biz şehadet ederiz ki, vazifeni tebliğ ettin, emaneti eda ettin, ümmete nasihat ettin,) deriz. Sonra şehadet parmağını semaya kaldırarak, insanlara eğerek (Allah’ım şahit ol, Allah’ım şahit ol, Allah’ım şahit ol) buyurdu.
Bilal, ezan okudu, kamet getirdi. Reslullah (s.) öğleyi kıldı, tekrar kamet getirdi. İkindiyi kıldırdı, bu iki farz arasında bir şey kılmadı. Vakfe yerine geldi. Kasva adındaki devesinin karnını (Cebeli rahmetin dibindeki) taşlara doğru, kum tepeleri gibi yığılan yaya cemaati önüne getirip kıbleye karşı döndü, güneş batana, güneşin cirmi batıp ay kırmızılık kalana kadar vakfeye devam etti. Hz. Üsame’yi terkisine aldı, devesini sürdü, Kasva’nın dizginini o kadar kastı ki, devenin başı palanın önündeki mevrik denen yumruya dokunuyordu, sağ eliyle işaret ederek: Ey insanlar, sakin olun, Ey insanlar ağır, ağır! diyordu. Her ne zaman bir kum tepesine rastlasa ona çıkana kadar devenin dizginini gevşetiyordu. Müzdelifeye kadar geldi. Akşamla yatsı namazları arasını bir ezan ve iki kametle birleştirdi.
Osman diyor ki: Bu iki namaz arasında nafile kılmadı. Sonra raviler (şu mevzuda) ittifak ettiler.
Sonra Reslullah (s.) şafak atana kadar yattı, şafak belli olur olmaz sabah namazını kıldırdı. Ravi Süleyman: Bir ezan ve bir kametle dedi. Yine ittifak, ederek, yine devesine bindi, Meşar-i harama geldi, ta üstüne çıktı. Osman ve Süleyman diyorlar ki: Kıbleye döndü, Allah’a hamdetti, tekbir getirdi, telbiyede bulundu. (Müzdelife ile Mina arasındaki) Muhassar vadisine geldiğinde devesini biraz süratlandırdı. Akabe cemresine çıkaran orta yolu tuttu. Ağacın yanında olan büyük cemreye geldi, onu yedi çakılla taşladı, attığı her taşla beraber tekbir getiriyordu. Her taş (bakla büyüklüğünde) parmakla atma taşı gibiydi, taşları vadinin iç tarafından attı, oradan kurban kesilen yere döndü. Kurbanlarından altmış üç tanesini bizzat kendi eliyle, geri kalanları da Aliye kesmesini emretti.

İlgili Kaynaklar







single.php