İşçinin özen borcu ve özen borcunu ihlalinin hukuki sonuçları


















































































11
Özen ölçüsünü belirleyen ikinci unsur işçinin (iş görenin) sahip olduğu malumatı derecesi ve mesleki vukufu ile istidat ve evsafı (BK m.321/f.2 c2) bir başka deyişle işçinin şahsıdır16. Kanun, işçinin şahsına ilişkin, bilgisi, uzmanlığı, mesleği, tahsili, ehliyet ve ruhsatları, tecrübesi, yetenek ve becerileri, bedeni ve ruhi yapısı, mizacı, karakteri, eğilimleri, nitelikleri gibi hususların işverenin bildiği ya da bilmesi gerektiği nispette özen ölçüsünde belirleyici olabileceğini eklemektedir.
Gerçekten de iş görme edimli sözleşmelerin ve özellikle iş sözleşmesinin kuruluşunda ve şartlarının şekillenmesinde iş görenin şahsı önem taşır. İşveren bir kişiyi istihdam ederken, işinde değişiklikler yaparken veya iş sahibi işi bir kimseye tevdi ederken, ona sorumluluk, görev ve yetkiler verirken; onun mizacı, beceri, tecrübe, kabiliyeti, karakteri gibi şahsına ilişkin hususları dikkate alır. Kaldı ki, her emek başlı başına münferit, kendine özgü bir değerdir. İş görenin ve işçinin şahsı, sözleşmenin bağıtlanması ile beraber tarafların ortak iradesi olur ve taraflar arasında hüküm ifade eder17. Özen yükümü, tarafların ortak iradesine (sözleşmeye) dayandığından ve borçluya (işçiye) ilişkin olduğundan onun sözleşmenin unsuru olan kişiliğine bağlı olarak şekillenir. Vasıfsız işlerde dahi işveren veya iş sahibi, işçiden veya iş görenden özel nitelikler beklemese bile onun şahsını gözeterek sözleşmeyi kurar, her halde o işi görme bakımından onun zekada, kabiliyette, şahsiyette ortalama-vasat düzeyde, objektif kıstasa uygun olduğunu varsayar. Sözleşmeden, gerek sözleşme öncesi müzakerelerden gerek ücret, işin niteliği gibi sözleşme şartlarından, işverenin, işçinin (iş görenin) özelliklerine önem vermediği anlaşılıyorsa bu takdirde objektif unsur ön plana çıkar.
Somut bir olayda ihlalin ve özen ölçüsünün tespiti bakımından her iki kıstasın da dikkate alınması gerekmektedir. Öncelikle işin niteliği bakımından asgari ve azami dış ve iç özen, daha sonra hizmetin görüldüğü maddi ve manevi koşullar göz önüne alınarak ortalama kişiye yüklenebilecek asgari ve azami ölçüler arasında kalan özen derecesi tespit edilmelidir. İkinci aşamada
16 Akdi yüküm niteliğindeki özen borcunda borçlunun şahsı dikkate alınırsa da haksız fiiller alanında ortalama-standart vatandaş, vasat bir kişilik dikkate alınır. Objektifleştirilmiş bir özen ölçüsünün kıstas olarak alınması, toplum hayatının belli bir standardın altına düşmesini engellemeye yaramaktadır.; İnal, Borç syf.158. 17 Alacaklı borçlunun ifa yeteneklerine güvene bildiği ölçüde toplumdaki değerler paylaşımı, hukuki ve sosyal ilişkiler sağlıklı ve toplum ve birey yararına işler; Gümüş, Özen syf.48.



14. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


14. SAYFA ICERIGI

11
Özen ölçüsünü belirleyen ikinci unsur işçinin (iş görenin) sahip olduğu malumatı derecesi ve mesleki vukufu ile istidat ve evsafı (BK m.321/f.2 c2) bir başka deyişle işçinin şahsıdır16. Kanun, işçinin şahsına ilişkin, bilgisi, uzmanlığı, mesleği, tahsili, ehliyet ve ruhsatları, tecrübesi, yetenek ve becerileri, bedeni ve ruhi yapısı, mizacı, karakteri, eğilimleri, nitelikleri gibi hususların işverenin bildiği ya da bilmesi gerektiği nispette özen ölçüsünde belirleyici olabileceğini eklemektedir.
Gerçekten de iş görme edimli sözleşmelerin ve özellikle iş sözleşmesinin kuruluşunda ve şartlarının şekillenmesinde iş görenin şahsı önem taşır. İşveren bir kişiyi istihdam ederken, işinde değişiklikler yaparken veya iş sahibi işi bir kimseye tevdi ederken, ona sorumluluk, görev ve yetkiler verirken; onun mizacı, beceri, tecrübe, kabiliyeti, karakteri gibi şahsına ilişkin hususları dikkate alır. Kaldı ki, her emek başlı başına münferit, kendine özgü bir değerdir. İş görenin ve işçinin şahsı, sözleşmenin bağıtlanması ile beraber tarafların ortak iradesi olur ve taraflar arasında hüküm ifade eder17. Özen yükümü, tarafların ortak iradesine (sözleşmeye) dayandığından ve borçluya (işçiye) ilişkin olduğundan onun sözleşmenin unsuru olan kişiliğine bağlı olarak şekillenir. Vasıfsız işlerde dahi işveren veya iş sahibi, işçiden veya iş görenden özel nitelikler beklemese bile onun şahsını gözeterek sözleşmeyi kurar, her halde o işi görme bakımından onun zekada, kabiliyette, şahsiyette ortalama-vasat düzeyde, objektif kıstasa uygun olduğunu varsayar. Sözleşmeden, gerek sözleşme öncesi müzakerelerden gerek ücret, işin niteliği gibi sözleşme şartlarından, işverenin, işçinin (iş görenin) özelliklerine önem vermediği anlaşılıyorsa bu takdirde objektif unsur ön plana çıkar.
Somut bir olayda ihlalin ve özen ölçüsünün tespiti bakımından her iki kıstasın da dikkate alınması gerekmektedir. Öncelikle işin niteliği bakımından asgari ve azami dış ve iç özen, daha sonra hizmetin görüldüğü maddi ve manevi koşullar göz önüne alınarak ortalama kişiye yüklenebilecek asgari ve azami ölçüler arasında kalan özen derecesi tespit edilmelidir. İkinci aşamada
16 Akdi yüküm niteliğindeki özen borcunda borçlunun şahsı dikkate alınırsa da haksız fiiller alanında ortalama-standart vatandaş, vasat bir kişilik dikkate alınır. Objektifleştirilmiş bir özen ölçüsünün kıstas olarak alınması, toplum hayatının belli bir standardın altına düşmesini engellemeye yaramaktadır.; İnal, Borç syf.158. 17 Alacaklı borçlunun ifa yeteneklerine güvene bildiği ölçüde toplumdaki değerler paylaşımı, hukuki ve sosyal ilişkiler sağlıklı ve toplum ve birey yararına işler; Gümüş, Özen syf.48.

İlgili Kaynaklar







single.php