gözlemledik. Başka bir denememizde de konsantrasyonu sabit tutup süreyi 3 dakikaya artırarak kumulus hücrelerinin daha iyi boyandığını gördük.
Besleyici ya da yardımcı hücrelerin kültür mediumundaki toksinleri uzaklaştırarak ve büyüme faktörlerini salgılayarak embriyo gelişimini uyardığı bilinmektedir (Quinn ve Margalit 1996).
Folikül aspirasyonu yöntemiyle elde edilen kumulus hücrelerinin interlökin (IL-6), IGF I-II, vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) üretimleri in vivo ortamda immunassay yöntemi ile test edilmiş, sitokinlerin ve büyüme faktörlerinin kültürdeki kumulus hücrelerinin apoptozisinin başladığı 10. güne dek tespit edilebildiği bildirilmiştir. Tüm bu gözlemler artmış hücresel aktivite sonucudur. Bu çalışmalar bize kumulus hücreleri arası bağlantıları daha iyi anlama olanağı tanımıştır. Hücre-hücre adezyonunu sağlayan, esansiyel besleyici maddelerin embriyoya transferini kolaylaştıran ve uterin implantasyon için çekici bir yüzey oluşturan bağlantılar gözlenmiştir (Parikh ve ark 2006).
Oosit gelişimi temel olarak büyüme, kapasitasyon ve olgunlaşma olarak üç ana kısımdan oluşur. İlk bölümde oositin çapı 30 mden 120 mye ulaşır. İkinci aşamada fertilizasyon prosedürünün oluşabilmesi ve daha sonraki embriyonal gelişimiçin gerekli faktörlerin oosit içinde biriktirildiği dönemdir. Son aşama ise kromozomal olgunlaşması yani M II dönemine ulaşım gerçekleşir. Bu gelişim sırasında kumulus hücreleri gerekli materyallerin ve faktörlerin sentezlenme görevini üstlenmesi ve dış ortamdan oosite bu maddelerin aktarılmasını sağlaması ile çok önemli rol oynar (Hyttel ve ark 1997).
Kumulus hücreleri ortamda bulunan glukozu, piruvatı veya laktatı metabolize edebilmeleri, oosit olgunlaşması için gerekli çeşitli proteinleri sentezlemeleri ve ortama gerekli faktörleri vermeleri nedeni ile oositlerin olgunlaşmalarında oldukça önemli rol oynarlar. Bu özellikleri de yapılarında yüksek miktarlarda bulunan laktat dehidrogenaz ve benzeri enzimlerin sayesinde gerçekleşmektedir (Cetica ve ark 1999).
Çalışmada kumulus hücrelerinin uzaklaştırılması ile oositlerinin olgunlaşma dönemlerinde şekillenen aksaklıklar daha sonraki fertilizasyonları ve ekspanded blastosiste gelişim yeteneklerini azaltmaktadırlar (Birler 1997).
33



40. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Folliküler sıvıdaki TSH değerlerinin oksidatif hasar parametreleri ve in vitro fertilizasyon üzerine etkisi - Sayfa 22
büyük rol oynar. Oositlerin içinde yaşadığı bu mikroçevre, steroid hormon, büyüme faktörü, sitokinler, granüloza hücreleri ve lökositleri içeren ve metabolik olarak aktif bir sistemdir; foliküler olgunlaşma ve granüloza hücre fonksiyonları açısından çok önemlidir. Aynı zamanda, fertilizasyon oranını ve embriyo kalitesini de etkilemektedir (Agarwal ve ark., 2005). Embriyo kalitesinin değerlendirilm...
İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu ? embriyo transferi sikluslarında otolog kumulus hücre - oosit kompleksinin kültür ortamı olarak kullanılmasının embriyo gelişim kalitesine, implantasyon ve gebelik oranlarına etkisinin - Sayfa 68
embriyoyu tüm kenarlardan çepeçevre sardığı ve kokültürün 3-5. günlerinde kumulus hücrelerinin embriyonun altında ve üzerinde büyümeye devam ettiği görülmüştür (şekil 3), (208). Benzer şekilde kumulus hücrelerinin embriyoları sardığı ve kültür dishinde her yöne çoğalarak embriyoyu çevrelediği bizim çalışmamızda da gözlemlenmiştir. Şekil 3 : A; petri kabında kumulus hücrelerinin embriyoya yakın ...

40. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hücreleri
hücrelerin
hücrelerinin
gelişim
oosit
büyüme


40. SAYFA ICERIGI

gözlemledik. Başka bir denememizde de konsantrasyonu sabit tutup süreyi 3 dakikaya artırarak kumulus hücrelerinin daha iyi boyandığını gördük.
Besleyici ya da yardımcı hücrelerin kültür mediumundaki toksinleri uzaklaştırarak ve büyüme faktörlerini salgılayarak embriyo gelişimini uyardığı bilinmektedir (Quinn ve Margalit 1996).
Folikül aspirasyonu yöntemiyle elde edilen kumulus hücrelerinin interlökin (IL-6), IGF I-II, vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) üretimleri in vivo ortamda immunassay yöntemi ile test edilmiş, sitokinlerin ve büyüme faktörlerinin kültürdeki kumulus hücrelerinin apoptozisinin başladığı 10. güne dek tespit edilebildiği bildirilmiştir. Tüm bu gözlemler artmış hücresel aktivite sonucudur. Bu çalışmalar bize kumulus hücreleri arası bağlantıları daha iyi anlama olanağı tanımıştır. Hücre-hücre adezyonunu sağlayan, esansiyel besleyici maddelerin embriyoya transferini kolaylaştıran ve uterin implantasyon için çekici bir yüzey oluşturan bağlantılar gözlenmiştir (Parikh ve ark 2006).
Oosit gelişimi temel olarak büyüme, kapasitasyon ve olgunlaşma olarak üç ana kısımdan oluşur. İlk bölümde oositin çapı 30 mden 120 mye ulaşır. İkinci aşamada fertilizasyon prosedürünün oluşabilmesi ve daha sonraki embriyonal gelişimiçin gerekli faktörlerin oosit içinde biriktirildiği dönemdir. Son aşama ise kromozomal olgunlaşması yani M II dönemine ulaşım gerçekleşir. Bu gelişim sırasında kumulus hücreleri gerekli materyallerin ve faktörlerin sentezlenme görevini üstlenmesi ve dış ortamdan oosite bu maddelerin aktarılmasını sağlaması ile çok önemli rol oynar (Hyttel ve ark 1997).
Kumulus hücreleri ortamda bulunan glukozu, piruvatı veya laktatı metabolize edebilmeleri, oosit olgunlaşması için gerekli çeşitli proteinleri sentezlemeleri ve ortama gerekli faktörleri vermeleri nedeni ile oositlerin olgunlaşmalarında oldukça önemli rol oynarlar. Bu özellikleri de yapılarında yüksek miktarlarda bulunan laktat dehidrogenaz ve benzeri enzimlerin sayesinde gerçekleşmektedir (Cetica ve ark 1999).
Çalışmada kumulus hücrelerinin uzaklaştırılması ile oositlerinin olgunlaşma dönemlerinde şekillenen aksaklıklar daha sonraki fertilizasyonları ve ekspanded blastosiste gelişim yeteneklerini azaltmaktadırlar (Birler 1997).
33

İlgili Kaynaklar







single.php