Küresel iklim değişiklikleri ve Türkiye iklimi üzerindeki etkilerinin incelenmesi










































































1. CO2, CH4, N2O, CFC-11 ve CFC-12 gibi sera gazları yeryüzünden uzaya ısı geçişini engeller, uzaya transfer edilecek ısıyı geriye yani yeryüzüne gönderir ve böylece dünyanın ısınmasına neden olur. O3 gazı da ayrıca güneşten doğrudan gelen morötesi ışınımı ve yeryüzünden yayılan kırmızı-altı ışınımı yutar.
2. Azot dioksit (N2O), karbon monoksit (CO) ve hidroksi (0OH) radikalleri gibi sera gazları ile kimyasal etkileşime giren gazlar ise ilk gruptaki sera gazlarının konsantrasyonunu etkilerler.
Sera etkisinin ortaya çıkma nedenlerinin yaklaşık % 55i CO2 konsantrasyonundaki artıştan kaynaklanmaktadır. CO2 konsantrasyonun atmosferde çok hızlı arttığı eski ve yeni konsantrasyon değerlerinin karşılaştırılmasından anlaşılacaktır. 100 yıl önce 290 ppm olan CO2 konsantrasyonu bugün 350 ppm in üzerine çıkmıştır. Artışa neden olan emisyonun % 77si fosil yakıt kökenli, % 23ü ise büyük ormanlık sahaların yok edilmesinden kaynaklanmaktadır. Metan (CH4) gazı konsantrasyonu, karbondioksite nazaran çok daha azdır. Ancak metanın kırmızı ötesi ışınları absorblama gücü karbondioksitten çok daha fazladır. Bir kilo metan gazı, bir kilo karbondioksitten 63 kat daha güçlü sera etkisine sahiptir. Kuzey ve güney kutup katmanlarındaki buzul katmanlarından alınan sondaj örneklerinin içerisinde yer alan hava kabarcıkları geçmiş yıllardaki atmosferik CO2 ve CH4 konsantrasyonları hakkında bilgi vermektedir. Bu örneklerin analizi sonucu, havada ki metan konsantrasyonunun 300 yıl öncesine kadar fazla değişmediği, son 100 yılda ise iki katına yakın arttığı (0,9 ppmden 1,72 ppme) ortaya koymuştur. Metanın sera etkisine katkısı halen yüzde 15 dolayındadır. CO2 atmosferde yaklaşık 100 yıl değişmeden kalabilmektedir. Bu süre metan için yaklaşık 10 yıldır (Başkaya, 2004).
Türkiye de sera gazı emisyonu için ilk envanterin azalması, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 19901997 yılları için yapılmıştır. Hükümetler Arası İklim Değişikli Paneli (IPCC) tarafından belirlenen Basit Tier I Metoduna göre, Türkiyenin 1990 yılı sera gazı emisyonu CO2 eşdeğeri olarak 200,7 milyon ton iken, 1997 yılında bu miktar 271,2 milyon tona çıkmıştır. Türkiyenin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesine (İDÇS) ye taraf olması durumunda 20082012 yılları arasındaki toplam sera gazı salınımlarını, 1990 yılında gerçekleşen 200,7 milyon ton civarına çekmesi gerekmektedir (Karakaya vd, 2003).
2.4.2. Fosil yakıtlar ve etkileri
Sera gazı oluşumunda en önemli etken olan fosil yakıt tüketimi kaynaklı emisyonun yaklaşık % 97 gibi çok büyük oranı, CO2 gazından oluşmaktadır. CO2 emisyonları, bir ülkede fosil yakıtların ne oranda kullanıldığı ve bu yakıtların bileşiminin yapısına bağlıdır. (Karakaya vd, 2003).
Fosil yakıtların kullanımında en önemli belirtileri olarak, başta karbondioksit olmak üzere, sera gazlarının yol açtığı küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi gösterilmektedir. Bölgesel ölçekte ise asit yağmurları, ormanların tahribi göllerin asitlik değerinin artması sonucunda ekolojik dengenin bozulması sayılabilecek göstergelerdir.
12



27. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Yeni güvenlik algılaması kapsamında küresel ısınma Yeni güvenlik algilamasi kapsaminda küresel isinma - Sayfa 48
37 Sera etkisi ile ilişkili olan başlıca gazlar iki grupta sınıflandırılmaktadır: 1-CO2, CH4, N2O, CFC-11 ve CFC-12 gibi sera gazlarıyeryüzünden uzaya ısıgeçişini engeller, uzaya transfer edilecek ısıyıgeriye yani yeryüzüne gönderir ve dünyanın ısınmasına neden olmaktadırlar. O3 gazıda ayrıca güneşten doğrudan gelen morötesi ışınımıve yeryüzünden yayılan kırmızıaltıışınımıyutmaktadırlar. 2-Azot...
Erken bitki gelişme aşamasında kuraklık ve tuzluluk streslerine tolerans bakımından fasulye genotiplerinin taranması - Sayfa 21
1. GİRİŞ Emine KAYA ölçekli (küresel) ve önemli yerel etkileri bulunan, uzun süreli ve yavaş gelişen değişiklikler” biçiminde tanımlanabilir (Türkeş, 1997). Yaklaşık olarak son 150 yıldır gittikçe artan ve aşırı miktarda tüketilen petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtları ve arazi örtüsündeki değişimler nedeniyle, büyük miktarda zararlı gaz ve parçacıklar atmosfere salınmaktadır. Bunl...
Uzaktan algılama yöntemiyle karbon depolama miktarının belirlenmesi (Artvin örneği) - Sayfa 43
31 Tablo 2’den de anlaşılacağı üzere, sera etkisi üzerindeki en büyük pay milyonda 1,5 ile CO2 ye aittir. CH4 ün etkisi yüz milyonda 1, N2O nun etkisi ise milyarda 1 den azdır. CFC11’ in etkisi ise, triyonda 268 dir. Bu durum, sera etkisinin birincil nedeninin CO2 miktarının yükselmesi olduğunu göstermektedir (Asan,1999). Karbondioksit (CO2) daha çok mevcut olan sera gazlarından biri olup kürese...

27. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

küresel
sera
gazları
gazlar
yakıtlar
fosil


27. SAYFA ICERIGI

1. CO2, CH4, N2O, CFC-11 ve CFC-12 gibi sera gazları yeryüzünden uzaya ısı geçişini engeller, uzaya transfer edilecek ısıyı geriye yani yeryüzüne gönderir ve böylece dünyanın ısınmasına neden olur. O3 gazı da ayrıca güneşten doğrudan gelen morötesi ışınımı ve yeryüzünden yayılan kırmızı-altı ışınımı yutar.
2. Azot dioksit (N2O), karbon monoksit (CO) ve hidroksi (0OH) radikalleri gibi sera gazları ile kimyasal etkileşime giren gazlar ise ilk gruptaki sera gazlarının konsantrasyonunu etkilerler.
Sera etkisinin ortaya çıkma nedenlerinin yaklaşık % 55i CO2 konsantrasyonundaki artıştan kaynaklanmaktadır. CO2 konsantrasyonun atmosferde çok hızlı arttığı eski ve yeni konsantrasyon değerlerinin karşılaştırılmasından anlaşılacaktır. 100 yıl önce 290 ppm olan CO2 konsantrasyonu bugün 350 ppm in üzerine çıkmıştır. Artışa neden olan emisyonun % 77si fosil yakıt kökenli, % 23ü ise büyük ormanlık sahaların yok edilmesinden kaynaklanmaktadır. Metan (CH4) gazı konsantrasyonu, karbondioksite nazaran çok daha azdır. Ancak metanın kırmızı ötesi ışınları absorblama gücü karbondioksitten çok daha fazladır. Bir kilo metan gazı, bir kilo karbondioksitten 63 kat daha güçlü sera etkisine sahiptir. Kuzey ve güney kutup katmanlarındaki buzul katmanlarından alınan sondaj örneklerinin içerisinde yer alan hava kabarcıkları geçmiş yıllardaki atmosferik CO2 ve CH4 konsantrasyonları hakkında bilgi vermektedir. Bu örneklerin analizi sonucu, havada ki metan konsantrasyonunun 300 yıl öncesine kadar fazla değişmediği, son 100 yılda ise iki katına yakın arttığı (0,9 ppmden 1,72 ppme) ortaya koymuştur. Metanın sera etkisine katkısı halen yüzde 15 dolayındadır. CO2 atmosferde yaklaşık 100 yıl değişmeden kalabilmektedir. Bu süre metan için yaklaşık 10 yıldır (Başkaya, 2004).
Türkiye de sera gazı emisyonu için ilk envanterin azalması, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından 19901997 yılları için yapılmıştır. Hükümetler Arası İklim Değişikli Paneli (IPCC) tarafından belirlenen Basit Tier I Metoduna göre, Türkiyenin 1990 yılı sera gazı emisyonu CO2 eşdeğeri olarak 200,7 milyon ton iken, 1997 yılında bu miktar 271,2 milyon tona çıkmıştır. Türkiyenin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesine (İDÇS) ye taraf olması durumunda 20082012 yılları arasındaki toplam sera gazı salınımlarını, 1990 yılında gerçekleşen 200,7 milyon ton civarına çekmesi gerekmektedir (Karakaya vd, 2003).
2.4.2. Fosil yakıtlar ve etkileri
Sera gazı oluşumunda en önemli etken olan fosil yakıt tüketimi kaynaklı emisyonun yaklaşık % 97 gibi çok büyük oranı, CO2 gazından oluşmaktadır. CO2 emisyonları, bir ülkede fosil yakıtların ne oranda kullanıldığı ve bu yakıtların bileşiminin yapısına bağlıdır. (Karakaya vd, 2003).
Fosil yakıtların kullanımında en önemli belirtileri olarak, başta karbondioksit olmak üzere, sera gazlarının yol açtığı küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi gösterilmektedir. Bölgesel ölçekte ise asit yağmurları, ormanların tahribi göllerin asitlik değerinin artması sonucunda ekolojik dengenin bozulması sayılabilecek göstergelerdir.
12

İlgili Kaynaklar







single.php