Mezopotamya bölgesinde ilk siyasal gelişmeler





















































































































































5
önemli buluş alet yapan aletlerin yapılmaya başlanmasıdır. Önemli teknolojik gelişmelere karşılık, paleolitik insanı günlük besinini yine avcılık, balıkçılık ve toplayıcılık yoluyla sağlamış, daha ileriye gidememiştir. 20-30 kişiyi aşmayan, dağınık yaşayan göçebe grupların besin düzeninde av hayvanları, balıklar, yabanıl meyve ve sebzelerle, bitki kökleri bulunuyordu. Avcı-toplayıcılar, bu tür besinleri elde etmek için, sık sık yer değiştirmek ve göçebe hayatı yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu dönemde yeni olarak nitelendirebileceğimiz en önemli gelişme ateşin kontrol altına alınmasıdır.
Paleolitik dönemde toplumsal örgüt ve ilişkilerine baktığımızda klan, kabile ve aşiret (göçebe çoban kabileleri) ötesinde bir örgütlenme görülmemektedir. Kuvvetli ve güçlü avcılar, grupları yönetmektedir. Nüfus az, dağınık ve göçebe bir toplum düzeni vardı. İnsan ömrünün 20-25 yıl olduğunu görmekteyiz. Buna bağlı olarak nüfus artışı çok yavaştır.
1.1.1. Paleolitik Toplumun Geçim, Yaşam ve Düşün Biçimleri
Paleolitik dönemde, insanlar doğa ile üretim ilişkilerine girişene dek doğada bir gezgin gibi dolaşmış, olayların nedenlerini kavrayamamış, kendilerince nedenler yakıştınnışlardır. Bu koşullar içinde çağrışımcı, benzetmeci, simgeci, sınıflandırıcı ve olaylar arasında gelişigüzel neden sonuç bağlantıları kuran bir düşünüş biçimi yavaş yavaş belirmeye başlamıştır. Bu düşünüş biçimine “sihirsel düşünüş” denir. İlkel düşünüşün olaylar arasında kurduğu bağlantılar rastlantısal, gelişigüzel olmakla birlikte tümüyle kuralsız değildir. Nesnel olarak benzerliklere, farklılıklara, öznel olarak da insanın gereksinimlerine, isteklerine dayanmaktadır. Bir başka deyişle bu bağlantıları, olaylan kavramak için olmaktan çok onlardan yararlanmak için kurmaktadır, ilkel insanın asalak ekonomisinden dolayı doğa karşısında edilgin olduğu, ancak bu edilginliğin mutlak olmayıp, insanların avcılıkla doğaya karşı saldırıya geçmelerinin ürünü olarak içinde etkin bir bölümün bulunduğu öngörülmektedir. İşte insanın doğa karşısındaki edilgin durumu, düşüncesinin konusunun doğa olmasına yol açmıştır. Bu edilgin durum içindeki etkin tutum da, onun doğa olaylarını düşünsel yollarla ve bu düşünceleri eyleme döken yöntemlerle kendi yararına çevirme yolundaki davranışlarını oluşturur. Böyle bir düşünüşün



22. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


22. SAYFA ICERIGI

5
önemli buluş alet yapan aletlerin yapılmaya başlanmasıdır. Önemli teknolojik gelişmelere karşılık, paleolitik insanı günlük besinini yine avcılık, balıkçılık ve toplayıcılık yoluyla sağlamış, daha ileriye gidememiştir. 20-30 kişiyi aşmayan, dağınık yaşayan göçebe grupların besin düzeninde av hayvanları, balıklar, yabanıl meyve ve sebzelerle, bitki kökleri bulunuyordu. Avcı-toplayıcılar, bu tür besinleri elde etmek için, sık sık yer değiştirmek ve göçebe hayatı yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu dönemde yeni olarak nitelendirebileceğimiz en önemli gelişme ateşin kontrol altına alınmasıdır.
Paleolitik dönemde toplumsal örgüt ve ilişkilerine baktığımızda klan, kabile ve aşiret (göçebe çoban kabileleri) ötesinde bir örgütlenme görülmemektedir. Kuvvetli ve güçlü avcılar, grupları yönetmektedir. Nüfus az, dağınık ve göçebe bir toplum düzeni vardı. İnsan ömrünün 20-25 yıl olduğunu görmekteyiz. Buna bağlı olarak nüfus artışı çok yavaştır.
1.1.1. Paleolitik Toplumun Geçim, Yaşam ve Düşün Biçimleri
Paleolitik dönemde, insanlar doğa ile üretim ilişkilerine girişene dek doğada bir gezgin gibi dolaşmış, olayların nedenlerini kavrayamamış, kendilerince nedenler yakıştınnışlardır. Bu koşullar içinde çağrışımcı, benzetmeci, simgeci, sınıflandırıcı ve olaylar arasında gelişigüzel neden sonuç bağlantıları kuran bir düşünüş biçimi yavaş yavaş belirmeye başlamıştır. Bu düşünüş biçimine “sihirsel düşünüş” denir. İlkel düşünüşün olaylar arasında kurduğu bağlantılar rastlantısal, gelişigüzel olmakla birlikte tümüyle kuralsız değildir. Nesnel olarak benzerliklere, farklılıklara, öznel olarak da insanın gereksinimlerine, isteklerine dayanmaktadır. Bir başka deyişle bu bağlantıları, olaylan kavramak için olmaktan çok onlardan yararlanmak için kurmaktadır, ilkel insanın asalak ekonomisinden dolayı doğa karşısında edilgin olduğu, ancak bu edilginliğin mutlak olmayıp, insanların avcılıkla doğaya karşı saldırıya geçmelerinin ürünü olarak içinde etkin bir bölümün bulunduğu öngörülmektedir. İşte insanın doğa karşısındaki edilgin durumu, düşüncesinin konusunun doğa olmasına yol açmıştır. Bu edilgin durum içindeki etkin tutum da, onun doğa olaylarını düşünsel yollarla ve bu düşünceleri eyleme döken yöntemlerle kendi yararına çevirme yolundaki davranışlarını oluşturur. Böyle bir düşünüşün

İlgili Kaynaklar




single.php