Migren ve epizodik gerilim tipi baş ağrılarının hematolojik parametreler ile ilişkisi































































hastalarına oranla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmamakla birlikte yüksek saptandı. Bu durum platelet fonksiyonları, vizkosite artışı gibi faktörlerin de migren ağrısı ile pozitif ilişkili olabileceğini akla getirmektedir.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda yapılan bir çalışmada, anemisi olan olguların rekombinant insan eritropoetini ile tedavisi sonrasında Hb değeri hedef düzeyin üzerine çıkan hastalarda baş ağrısı gözlenmiş, kan vizkozitesinde veya kan basıncında artışın buna sebep olabileceği düşünülmüştür (59).
GTBA hastalarında demir metabolizması ile ağrı özellikleri arasındaki ilişkinin araştırılması, patofizyoloji hakkında daha detaylı bilgi edinmemizi sağlayacaktır. Çalışmamızda EGTBA hastalarında, ağrı sıklığının Hb, Htc ve ferritin düzeylerinin azalması ile artışı, Hb, demir ve oksijen taşıma sistemlerinin birbirleri ile ilişkisi sonucu kaslara oksijen taşınmasında sorunlar oluşturması ve bununla beraber myofasial girdilerde artışın EGTBAlarının sıklaşmasına ve hatta zamanla kronikleşmesine katkı sağlayabileceğini akla getirmektedir.
Çalışmamızda, hem migren hem EGTBA gruplarında baş ağrısına ait özelliklerden sadece ağrı sıklığı ile demir eksikliği, demir metabolizması ile ilişkili parametreler arasında bir ilinti dikkati çekmektedir. Baş ağrısı şiddeti ve süresi ile bu değişkenler arasında bir ilişki saptanmamıştır. Bu durum, baş ağrısı şiddetinin değerlendirilmesindeki kişisel farklılıkları ve ağrı eşiği, ağrıyı algılama gibi faktörlerle olan ilişkiyi de hatırlatmaktadır.
Benzer şekilde hastalık süresi ile de bir ilişkinin bulunmaması incelenen hematolojik parametrelerin baş ağrısının tetiklenmesinde daha önemli rol oynadıklarını, ağrının şiddet ve sürekliliğinde ek faktörlerin daha baskın rolü olduğunu akla getirmektedir. Şüphesiz bu hipotezlerin doğrulanabilmesi için geniş, kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Sonuç olarak, hem migren hem de EGTBA patogenezlerinde halen tam açıklanamayan hipotezlerin varlığı göz önüne alındığında toplumda sık görülen bu tip baş ağrıları ile demir metabolizması ve demir eksikliği anemisi arasındaki ilişkinin inceleneceği geniş, kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
51



51. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

ağrı
ağrısı
migren
arasında
ilişki
egtba


51. SAYFA ICERIGI

hastalarına oranla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmamakla birlikte yüksek saptandı. Bu durum platelet fonksiyonları, vizkosite artışı gibi faktörlerin de migren ağrısı ile pozitif ilişkili olabileceğini akla getirmektedir.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda yapılan bir çalışmada, anemisi olan olguların rekombinant insan eritropoetini ile tedavisi sonrasında Hb değeri hedef düzeyin üzerine çıkan hastalarda baş ağrısı gözlenmiş, kan vizkozitesinde veya kan basıncında artışın buna sebep olabileceği düşünülmüştür (59).
GTBA hastalarında demir metabolizması ile ağrı özellikleri arasındaki ilişkinin araştırılması, patofizyoloji hakkında daha detaylı bilgi edinmemizi sağlayacaktır. Çalışmamızda EGTBA hastalarında, ağrı sıklığının Hb, Htc ve ferritin düzeylerinin azalması ile artışı, Hb, demir ve oksijen taşıma sistemlerinin birbirleri ile ilişkisi sonucu kaslara oksijen taşınmasında sorunlar oluşturması ve bununla beraber myofasial girdilerde artışın EGTBAlarının sıklaşmasına ve hatta zamanla kronikleşmesine katkı sağlayabileceğini akla getirmektedir.
Çalışmamızda, hem migren hem EGTBA gruplarında baş ağrısına ait özelliklerden sadece ağrı sıklığı ile demir eksikliği, demir metabolizması ile ilişkili parametreler arasında bir ilinti dikkati çekmektedir. Baş ağrısı şiddeti ve süresi ile bu değişkenler arasında bir ilişki saptanmamıştır. Bu durum, baş ağrısı şiddetinin değerlendirilmesindeki kişisel farklılıkları ve ağrı eşiği, ağrıyı algılama gibi faktörlerle olan ilişkiyi de hatırlatmaktadır.
Benzer şekilde hastalık süresi ile de bir ilişkinin bulunmaması incelenen hematolojik parametrelerin baş ağrısının tetiklenmesinde daha önemli rol oynadıklarını, ağrının şiddet ve sürekliliğinde ek faktörlerin daha baskın rolü olduğunu akla getirmektedir. Şüphesiz bu hipotezlerin doğrulanabilmesi için geniş, kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Sonuç olarak, hem migren hem de EGTBA patogenezlerinde halen tam açıklanamayan hipotezlerin varlığı göz önüne alındığında toplumda sık görülen bu tip baş ağrıları ile demir metabolizması ve demir eksikliği anemisi arasındaki ilişkinin inceleneceği geniş, kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
51

İlgili Kaynaklar







single.php