immunitenin oluşmaması ve viral persistans göstermesine neden olmaktadır. Genetik heterojenite, karaciğerdeki hasarın ağırlığından sorumlu olabileceği gibi antiviral tedaviye yanıtta da belirleyici olabilir. Daha önce yapılan çalışmalarda, genotip 1b ile oluşan karaciğer hastalığının daha ağır olduğu bildirilmiştir ancak bu çalışmalarda yaş, enfeksiyonun kaynağı ve süresi gibi eşlik eden diğer risk faktörleri gözönünde bulundurulmamıştır. Bu değişkenlerin de değerlendirildiğinde çalışmalarda genotip 1b ile karaciğer hasarının ciddiyeti arasında ilişki saptanmamıştır (27,31).
Epidemiyoloji ve Koruma
Hepatit C virus ile ilgili serolojik testlerin 1989 yılından itibaren rutin olarak kullanılmaya başlanmasından sonra ilk prevalans çalışmaları, değişik risk grupları arasında yapılmıştır (32,33). Başlangıçta yapılan çoğu çalışmada ELISA ile saptanan anti-HCV seropozitifliği doğrulayıcı testler ile konfirme edilmediğinden yüksek oranlarda yalancı pozitiflik saptanmıştır. Daha sonra 2. ve 3. kuşak testlerin kullanılmaya başlanması, ve bunların “recombinant immunoblot assay” (RIBA) ile doğrulanması, daha güvenilir sonuçlar sağlanmıştır. Ülkelerin HCV ile ilgili verileri genellikle gönüllü kan donörleri arasında yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerikanın çoğu bölgesi, Avusturalya, Afrika’nın bazı bölgeleri HCV enfeksiyonu açısından düşük endemik (%0.2- 0.5) bölgelerdir. Brezilya, Doğu Avrupa, Akdenize kıyısı olan bölgeler, Ortadoğu, Hindistan, Afrika ve Asya’nın bazı bölgeleri ise orta endemik (%1-5) bölgelerdir. En yüksek prevalans ise Mısırdan bildirilmiştir (% 17-26) (17). Ülkemizde kan donörleri arasında bildirilen anti-HCV sıklığı Avrupa ülkelerindekinden çok farklı olmayıp %0.6 dolayındadır (20).
8



16. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


16. SAYFA ICERIGI

immunitenin oluşmaması ve viral persistans göstermesine neden olmaktadır. Genetik heterojenite, karaciğerdeki hasarın ağırlığından sorumlu olabileceği gibi antiviral tedaviye yanıtta da belirleyici olabilir. Daha önce yapılan çalışmalarda, genotip 1b ile oluşan karaciğer hastalığının daha ağır olduğu bildirilmiştir ancak bu çalışmalarda yaş, enfeksiyonun kaynağı ve süresi gibi eşlik eden diğer risk faktörleri gözönünde bulundurulmamıştır. Bu değişkenlerin de değerlendirildiğinde çalışmalarda genotip 1b ile karaciğer hasarının ciddiyeti arasında ilişki saptanmamıştır (27,31).
Epidemiyoloji ve Koruma
Hepatit C virus ile ilgili serolojik testlerin 1989 yılından itibaren rutin olarak kullanılmaya başlanmasından sonra ilk prevalans çalışmaları, değişik risk grupları arasında yapılmıştır (32,33). Başlangıçta yapılan çoğu çalışmada ELISA ile saptanan anti-HCV seropozitifliği doğrulayıcı testler ile konfirme edilmediğinden yüksek oranlarda yalancı pozitiflik saptanmıştır. Daha sonra 2. ve 3. kuşak testlerin kullanılmaya başlanması, ve bunların “recombinant immunoblot assay” (RIBA) ile doğrulanması, daha güvenilir sonuçlar sağlanmıştır. Ülkelerin HCV ile ilgili verileri genellikle gönüllü kan donörleri arasında yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerikanın çoğu bölgesi, Avusturalya, Afrika’nın bazı bölgeleri HCV enfeksiyonu açısından düşük endemik (%0.2- 0.5) bölgelerdir. Brezilya, Doğu Avrupa, Akdenize kıyısı olan bölgeler, Ortadoğu, Hindistan, Afrika ve Asya’nın bazı bölgeleri ise orta endemik (%1-5) bölgelerdir. En yüksek prevalans ise Mısırdan bildirilmiştir (% 17-26) (17). Ülkemizde kan donörleri arasında bildirilen anti-HCV sıklığı Avrupa ülkelerindekinden çok farklı olmayıp %0.6 dolayındadır (20).
8

İlgili Kaynaklar







single.php