solid organın transplantasyonu sonucu bulaşma olmaktadır. HCV ile enfekte donörlerin organlarının kullanılması sonucu alıcıların %24-48’inde HCV enfeksiyonu geliştiği bildirilmiştir (46). Anti-HCV pozitif 13 vericiden alınan organlar 29 alıcıya (19 böbrek, 6 kalp, 4 karaciğer) transplante edilmiş ve alıcıların %75’inde anti-HCV ve HCV-RNA pozitifleşmiştir (47). Uzun süreli hospitalizasyonda HCV açısından bir risk faktörüdür. Özellikle pediatrik onkoloji ve hematoloji servislerinde hastadan hastaya bulaş bildirilmiştir (48).
4. Hemodiyaliz Hastaları
Kronik böbrek yetersizliği nedeni ile hemodiyaliz tedavisi altında olan hastalarda Hepatit C virüsü enfeksiyonu sıklığı genel popülasyona göre oldukça yüksek oranlarda saptanmıştır. Bu hastalar arasındaki HCV prevalansı ülkeler arasında ve aynı ülkedeki üniteler arasında farklılıklar göstermektedir. Bu hasta grubunda anti-HCV prevalansı Kuzey Amerika’da %8-39, Avrupa’da %1-54, Asya’da %17-51 oranlarında bildirilmiştir. Ülkemizde, HCV sıklığının en yüksek olduğu hasta grupları, hemodiyaliz ve renal transplantlı hastalardır. Hemodiyaliz merkezlerinden %14-82.8 arasında değişen anti-HCV seropozitiflik oranları bildirilmiştir. Uludağ üniversitesi hemodiyaliz ünitesinde K. Dilek ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada 99 hastanın %51inde HCV seropozitifliği saptanmış ve bu hastalar 4 yıl takip sonrasında tekrar değerlendirildiğinde tamamında Anti HCV(+) olarak saptanmıitır. Ortalama olarak kronik hemodiyaliz tedavisi altındaki olguların yarısının bu virus ile enfekte olduğu saptanmıştır (33,49,50). Hemodiyalizde kalma süresi, nosokomiyal bulaşma, kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu en önemli risk faktörleridir (51,52). Hemodiyaliz programına hazırlanan hastalarda yapılan medikal, cerrahi ve endoskopik girişimler HCV’nin bulaşmasından sorumlu olabilir. Hemodiyaliz ünitelerinde hastadan hastaya ve replikatif Hepatit C virüsü enfeksiyonu olan sağlık personelinden de hastaya (veya tersi) bulaşma sözkonusu olabilir.
11



19. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


19. SAYFA ICERIGI

solid organın transplantasyonu sonucu bulaşma olmaktadır. HCV ile enfekte donörlerin organlarının kullanılması sonucu alıcıların %24-48’inde HCV enfeksiyonu geliştiği bildirilmiştir (46). Anti-HCV pozitif 13 vericiden alınan organlar 29 alıcıya (19 böbrek, 6 kalp, 4 karaciğer) transplante edilmiş ve alıcıların %75’inde anti-HCV ve HCV-RNA pozitifleşmiştir (47). Uzun süreli hospitalizasyonda HCV açısından bir risk faktörüdür. Özellikle pediatrik onkoloji ve hematoloji servislerinde hastadan hastaya bulaş bildirilmiştir (48).
4. Hemodiyaliz Hastaları
Kronik böbrek yetersizliği nedeni ile hemodiyaliz tedavisi altında olan hastalarda Hepatit C virüsü enfeksiyonu sıklığı genel popülasyona göre oldukça yüksek oranlarda saptanmıştır. Bu hastalar arasındaki HCV prevalansı ülkeler arasında ve aynı ülkedeki üniteler arasında farklılıklar göstermektedir. Bu hasta grubunda anti-HCV prevalansı Kuzey Amerika’da %8-39, Avrupa’da %1-54, Asya’da %17-51 oranlarında bildirilmiştir. Ülkemizde, HCV sıklığının en yüksek olduğu hasta grupları, hemodiyaliz ve renal transplantlı hastalardır. Hemodiyaliz merkezlerinden %14-82.8 arasında değişen anti-HCV seropozitiflik oranları bildirilmiştir. Uludağ üniversitesi hemodiyaliz ünitesinde K. Dilek ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada 99 hastanın %51inde HCV seropozitifliği saptanmış ve bu hastalar 4 yıl takip sonrasında tekrar değerlendirildiğinde tamamında Anti HCV(+) olarak saptanmıitır. Ortalama olarak kronik hemodiyaliz tedavisi altındaki olguların yarısının bu virus ile enfekte olduğu saptanmıştır (33,49,50). Hemodiyalizde kalma süresi, nosokomiyal bulaşma, kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu en önemli risk faktörleridir (51,52). Hemodiyaliz programına hazırlanan hastalarda yapılan medikal, cerrahi ve endoskopik girişimler HCV’nin bulaşmasından sorumlu olabilir. Hemodiyaliz ünitelerinde hastadan hastaya ve replikatif Hepatit C virüsü enfeksiyonu olan sağlık personelinden de hastaya (veya tersi) bulaşma sözkonusu olabilir.
11

İlgili Kaynaklar







single.php