5.TARTIŞMA
Perimenopozal ve postmenopozal yaş grupları birlikte dikkate alındığında Jinekoloji polikliniklerine başvuruların %69unu AUK oluşturmaktadır (118). Bu hastalardaki en büyük zorluk sadece ilaç tedavisi ihtiyacı olan, disfonksiyonel hastalığı olan hastalardan cerrahiye ihtiyacı olan organik lezyonları olan hastaların ayrımıdır. 40 yaş üzerindeki kadınlarda meydana gelen anormal uterin kanamalara hızlıca tanı konması gerekir. Postmenopozal ve premenopozal hastalarda patolojilerin çoğu benigndir ve bu hastaların endometrial değerlendirmesinde çeşitli yöntemler kullanılabilir. Postmenopozal kanamaya neden olan organik patolojiler arasında karsinom haricinde, endometriyal polip, myom, endometriyal hiperplazi sayılabilir. Ancak bunlar sıklıkla teşhis edilemez ve yapılan küretaj atrofik
endometriyum, proliferatif endometriyum ve daha seyrek olarak sekretuar endometriyum şeklinde sonuç getirebilir (119). D&C günümüze kadar endometrial patolojilerin tanısında altın standart olarak kabul edilmiştir. Çoğunlukla genel anestezi gerektirmesi, kavitenin görülmeden körlemesine örneklenmesi, hasta toleransının az olması, en belirgin dezavantajlarıdır.
Güdücü ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada (120), histeroskopi ile karşılaştırıldığında, endometrial küretajın sensivitesini %21,4 olarak bulmuşlardır. Yine benzer çalışmalar endometrial poliplerin %50-85inin endometrial küretaj ile atlanabileceği gösterilmiştir (120). Bunun nedeni olarak pedinküllü poliplerin küretle bulunmayacak kadar mobil olmaları ve sesil tabanlı poliplerin de çok fazla parçaya bölünmeleri nedeniyle patolojik olarak tanınamamaları olarak açıklanmıştır. Leather ve arkadaşlarının 1991de yapmış oldukları bir çalışmada, D&C yapılan hastaların %60ında kavitenin yarısından azının, %16 sında ise dörtte birinden azının örneklenebildiği belirtilmiştir (121). Ebstein ve arkadaşlarının çalışmasında D&C ile poliplerin %58i, atipik hiperplazilerin % 60ı ve endometrium kanserlerinin %11inde tanı konulamamıştır (122). Şüpheli endometrial lezyonlardan eş zamanlı biyopsi de yapılabilir oluşu, hem doğru tanı oranını artırmakta, hem de aynı seansta tedavi sağlamaktadır. Bu yöntemin muayene koşullarında uygulanabilir olması, jinekoloğa, tanı ve tedaviyi yönlendirmede büyük kolaylık sağlar. Yüksek doğru tanı oranı ve hospitalizasyona gerek kalmadan uygulanabilmesi, histeroskopinin, anormal uterin kanama tanısında, D&C nin yerini almaya başlamasına neden olmuştur. HS,



62. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Histeroskopinin anormal uterin kanama değerlendirmesindeki yeri - Sayfa 68
58 submüköz myom gibi fokal lezyonlar için sensitivitesi %69, spesifitesi %100, PPD %100, NPD %89 olarak bulunmuştur. Endometrial biopsi fokal lezyonların %31’ini saptayamaz. D&C’nin yanlış negatif oranı %10 olarak bildirilmiştir (171). Bu özellikle polip ve submüközal myomlar için doğrudur. Postmenopozal kadınlarda malign olabileceklerinden poliplerin saptanması önemlidir. Anormal uterin kanamal...
Endometrial patolojilerin tespitinde histeroskopi eşliğinde biyopsi ile dilatasyon küretajın etkinliklerinin karşılaştırılması - Sayfa 5
ÖZET ENDOMETRİYAL PATOLOJİLERİN TESPİTİNDE HİSTEROSKOPİ EŞLİĞİNDE BİYOPSİ İLE DİLATASYON KÜRETAJIN ETKİNLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Amaç: Kadınların yaklaşık %33‟ünden fazlası, jinekoloji kliniklerine anormal uterin kanama nedeni ile başvurmaktadır. Diagnostik histeroskopi ile kombine edilmiş biyopsi bugün anormal uterin kanamalı hastaların tanısında önemli yer tutmaktadır. Endometriyal patoloj...

62. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hasta
anormal
tanı
kanama
inde
histeroskopi


62. SAYFA ICERIGI

5.TARTIŞMA
Perimenopozal ve postmenopozal yaş grupları birlikte dikkate alındığında Jinekoloji polikliniklerine başvuruların %69unu AUK oluşturmaktadır (118). Bu hastalardaki en büyük zorluk sadece ilaç tedavisi ihtiyacı olan, disfonksiyonel hastalığı olan hastalardan cerrahiye ihtiyacı olan organik lezyonları olan hastaların ayrımıdır. 40 yaş üzerindeki kadınlarda meydana gelen anormal uterin kanamalara hızlıca tanı konması gerekir. Postmenopozal ve premenopozal hastalarda patolojilerin çoğu benigndir ve bu hastaların endometrial değerlendirmesinde çeşitli yöntemler kullanılabilir. Postmenopozal kanamaya neden olan organik patolojiler arasında karsinom haricinde, endometriyal polip, myom, endometriyal hiperplazi sayılabilir. Ancak bunlar sıklıkla teşhis edilemez ve yapılan küretaj atrofik
endometriyum, proliferatif endometriyum ve daha seyrek olarak sekretuar endometriyum şeklinde sonuç getirebilir (119). D&C günümüze kadar endometrial patolojilerin tanısında altın standart olarak kabul edilmiştir. Çoğunlukla genel anestezi gerektirmesi, kavitenin görülmeden körlemesine örneklenmesi, hasta toleransının az olması, en belirgin dezavantajlarıdır.
Güdücü ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada (120), histeroskopi ile karşılaştırıldığında, endometrial küretajın sensivitesini %21,4 olarak bulmuşlardır. Yine benzer çalışmalar endometrial poliplerin %50-85inin endometrial küretaj ile atlanabileceği gösterilmiştir (120). Bunun nedeni olarak pedinküllü poliplerin küretle bulunmayacak kadar mobil olmaları ve sesil tabanlı poliplerin de çok fazla parçaya bölünmeleri nedeniyle patolojik olarak tanınamamaları olarak açıklanmıştır. Leather ve arkadaşlarının 1991de yapmış oldukları bir çalışmada, D&C yapılan hastaların %60ında kavitenin yarısından azının, %16 sında ise dörtte birinden azının örneklenebildiği belirtilmiştir (121). Ebstein ve arkadaşlarının çalışmasında D&C ile poliplerin %58i, atipik hiperplazilerin % 60ı ve endometrium kanserlerinin %11inde tanı konulamamıştır (122). Şüpheli endometrial lezyonlardan eş zamanlı biyopsi de yapılabilir oluşu, hem doğru tanı oranını artırmakta, hem de aynı seansta tedavi sağlamaktadır. Bu yöntemin muayene koşullarında uygulanabilir olması, jinekoloğa, tanı ve tedaviyi yönlendirmede büyük kolaylık sağlar. Yüksek doğru tanı oranı ve hospitalizasyona gerek kalmadan uygulanabilmesi, histeroskopinin, anormal uterin kanama tanısında, D&C nin yerini almaya başlamasına neden olmuştur. HS,

İlgili Kaynaklar







single.php