6. SONUÇ VE ÖNERİLER
1) Uterin kavitenin değerlendirilmesinde HSG, TvUSG ve SİS başlıca tanı yöntemleri olarak kullanılmaktadır. MRG, laparoskopi ve histeroskopi ise, bu daha basit yöntemlerle kesin tanı konulamadığında önerilmektedir. Ancak histeroskopinin tanı ve tedavideki önceliğinin yeri, her geçen gün yapılan yeni çalışmalarla
desteklenmektedir. 2) Anormal uterin kanamalı hastalarda, etyolojide %4674 oranında fokal lezyonların olduğu düşünüldüğünde, yönetimde en kost-efektif yöntem, HS ve eş zamanlı endometrial biyopsi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, infertil kadınların yaklaşık %34-%62inde intrauterin patoloji saptanabilir. Anormal uterin kavite bulgularının yüksek prevalansı nedeniyle infertil kadınlarda da temel araştırmada rutin olarak uterin kavite değerlendirilmelidir. Hastalara tedavi seçeneklerinin sunulabilmesi bakımından da uterin kavite patolojilerinin tanısında özenli davranmak gerekmektedir. Tanı yöntemlerinden en iyi şekilde yararlanabilmek için basitten başlanarak ileri yöntemlere doğru gidilmelidir. 3) TvUSG kolay uygulanabilmesi ve ucuz olması nedeniyle ilk uygulanması gereken tanı yöntemidir ancak tek başına kullanıldığında sensivitesi ve spesifitesi en düşük olan yöntemdir. 4) SİS, fokal intrakaviter patolojileri tanımada TvUSG ve biyopsiden daha üstün ancak polip ve myom haricinde bazı konjenital anomaliler ve intrauterin sineşiler gibi endometrial patolojileri tanımada yetersiz kalabilmektedir. SİS; Uterin kavite patolojilerindeki yüksek tanı değerleri, genel anestezi gerektirmemesi, masif kanamalı hastalarda olguların diagnostik veya operatif HSye yönlendirilmesinde olan etkinliği nedeniyle öncelikli olarak tercih edilebilecek yöntemdir. Ancak SİS daha yüksek tanı değeri, düşük komplikasyon oranları, direkt biyopsi olanağı ve eş zamanlı tedavi yapılabilmesi nedeniyle çoğu zaman histeroskopi ile desteklenmelidir. Biz kendi çalışmamızda HS ve SISi randomize etmediğimizden dolayı hassasiyet ve pozitif prediktif değerler tanımlayamadık. 5) Tüm bu çalışmaların ışığında, günümüzde uterin kavitenin değerlendirilmesinde histeroskopi hem tanısal yaklaşımda hem de tedavi aşamasında altın standart olarak kabul edilmektedir ve biz bu özelliğini uzun yıllar koruyacağı kanaatindeyiz.



69. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Ofis histeroskopinin anormal uterin kanama tanı ve tedevisindeki yeri - Sayfa 11
2 göstermesindendir. Birçok çalışmada, postmenopozal endometrial kalınlığın 5 mm’ nin altında olduğu olgularda patoloji saptanmamıştır. Adet gören olgularda, TvUSG ile endometriumun proliferasyon fazında değerlendirilmesi daha faydalıdır (7). TvUSG ile anormal uterin kanama nedeni tespit edilebilir, ancak maligniteyi ekarte etmek için histopatolojik inceleme yapılmalıdır. Ofis histeroskopi ile en...
Histeroskopinin anormal uterin kanama değerlendirmesindeki yeri - Sayfa 69
59 SONUÇ ve ÖNERİLER • Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakütesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, jinekoloji polikliniğine 40 yaş üzerinde anormal uterin kanama ile başvuran hastalarda anormal endometrial patoloji %38’dir. • TvUSG’nin tüm endometrial anormalliklerin saptanmasındaki sensitivitesi ofis histeroskopiye denk olmasına rağmen spesifitesi oldukça düşüktür. Bununla beraber TvUSG ano...

69. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

endometrial
uterin
tanı
inde
myom
kavite


69. SAYFA ICERIGI

6. SONUÇ VE ÖNERİLER
1) Uterin kavitenin değerlendirilmesinde HSG, TvUSG ve SİS başlıca tanı yöntemleri olarak kullanılmaktadır. MRG, laparoskopi ve histeroskopi ise, bu daha basit yöntemlerle kesin tanı konulamadığında önerilmektedir. Ancak histeroskopinin tanı ve tedavideki önceliğinin yeri, her geçen gün yapılan yeni çalışmalarla
desteklenmektedir. 2) Anormal uterin kanamalı hastalarda, etyolojide %4674 oranında fokal lezyonların olduğu düşünüldüğünde, yönetimde en kost-efektif yöntem, HS ve eş zamanlı endometrial biyopsi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, infertil kadınların yaklaşık %34-%62inde intrauterin patoloji saptanabilir. Anormal uterin kavite bulgularının yüksek prevalansı nedeniyle infertil kadınlarda da temel araştırmada rutin olarak uterin kavite değerlendirilmelidir. Hastalara tedavi seçeneklerinin sunulabilmesi bakımından da uterin kavite patolojilerinin tanısında özenli davranmak gerekmektedir. Tanı yöntemlerinden en iyi şekilde yararlanabilmek için basitten başlanarak ileri yöntemlere doğru gidilmelidir. 3) TvUSG kolay uygulanabilmesi ve ucuz olması nedeniyle ilk uygulanması gereken tanı yöntemidir ancak tek başına kullanıldığında sensivitesi ve spesifitesi en düşük olan yöntemdir. 4) SİS, fokal intrakaviter patolojileri tanımada TvUSG ve biyopsiden daha üstün ancak polip ve myom haricinde bazı konjenital anomaliler ve intrauterin sineşiler gibi endometrial patolojileri tanımada yetersiz kalabilmektedir. SİS; Uterin kavite patolojilerindeki yüksek tanı değerleri, genel anestezi gerektirmemesi, masif kanamalı hastalarda olguların diagnostik veya operatif HSye yönlendirilmesinde olan etkinliği nedeniyle öncelikli olarak tercih edilebilecek yöntemdir. Ancak SİS daha yüksek tanı değeri, düşük komplikasyon oranları, direkt biyopsi olanağı ve eş zamanlı tedavi yapılabilmesi nedeniyle çoğu zaman histeroskopi ile desteklenmelidir. Biz kendi çalışmamızda HS ve SISi randomize etmediğimizden dolayı hassasiyet ve pozitif prediktif değerler tanımlayamadık. 5) Tüm bu çalışmaların ışığında, günümüzde uterin kavitenin değerlendirilmesinde histeroskopi hem tanısal yaklaşımda hem de tedavi aşamasında altın standart olarak kabul edilmektedir ve biz bu özelliğini uzun yıllar koruyacağı kanaatindeyiz.

İlgili Kaynaklar







single.php