12
2.5. EKSTRAKORPOREAL FOTOKEMOTERAPİ
Ekstrakorporeal fotokemoterapi (EKF), ilk kez Edelson ve ark. tarafından 1987 yılında eritrodermik kutanöz T hücreli lenfoma (KTHL) tedavisinde uygulanabilecek bir teknik olarak bildirilmiştir (20). 1988 yılında ileri evre KTHL tedavisinde FDA tarafından onaylanmıştır. Günümüzde tüm dünyada sınırlı endikasyonlarda kullanılabilen, fakat pahalı ve zaman alıcı bir tedavi tekniğidir (21).
Fotoferez uygulaması, lökoferez, fotoaktivasyon, reinfüzyon basamaklarından oluşmaktadır. Periferik veya santral venden alınan kan santrifüj edilerek lökositleri ayrılır. Lökositler salin ve 8-MOP (8-metoksipsoralen) ile karıştırılarak UVA lambalarıyla çevrili film içinden geçirilir. Üç siklus boyunca tekrarlanan bu işlemle fotoakive edilmiş lökositler dolaşıma geri verilir.
Etki mekanizması hala tam olarak bilinmemektedir. Lökositlerin DNAsına kovalan çapraz bağlanan 8-MOP, apopitoza yol açar. Bu hücreleri fagosite eden antijen sunan hücrelerden salınan sitokinler ise regülatör T hücre yanıtına neden olur. Ayrıca klon spesifik baskılayıcı T hücrelerin oluşumu, T hücre fenotipinde kayma ve monosit aktivasyonu ileri sürülen diğer etki mekanizmalarıdır (21).
EKF, güvenli bir tedavi seçeneğidir ve toplam yan etki oranı %1den azdır. Hastaların psoralen ile karşılaşma oranı düşük olduğundan fotosensitivite etkisi çok azdır. Yan etkileri arasında bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, ateş, hipotansiyon, lokalize deri enfeksiyonları, anemi, anormal pıhtılaşma sayılabilir. Şiddetli kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğu ve psoralene aşırı duyarlılık durumlarında EKF uygulaması kontrendikedir (21).
2.5.1. EKFnin Dermatolojide Kullanımı
EKF tedavisinin klasik tedavilere yanıtsız ve dirençli KTHL, Sezary sendromunda kullanılmasının yanı sıra akut ve kronik GVHH, erken dönem sistemik skleroz, nefrojenik sistemik fibrozis, atopik dermatit, psoriazis ve psoriatik artrit, eroziv oral liken planus, pemfigus vulgaris, büllöz pemfigoid hastalarında tek başına veya adjuvan tedavi olarak faydalı olduğu olgu sunumları şeklinde rapor edilmiştir (21-29).
EKF, ayrıca diskoid lupus eritematozus ve subakut lupus eritematozus tedavisinde de faydalı olmuş ve uzun süreli remisyon sağladığı bildirilmiştir (30, 31).



21. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Psoriazisli hastalarda kişilik özellikleri ve aleksitiminin yaşam kalitesi ile ilişkisi - Sayfa 31
nm olduğunun tespitinden sonra spektrumdaki 311-313 nm’lik bu alan dar-band UVB olarak isimlendirilmiştir. Geniş-band UVB (290-320 nm) ile karşılaştırıldığında dar-band UVB’nin fototerapi indeksinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (65). Dar-band UVB tedavisi guttat ve plak tip psoriaziste sistemik tedavi gereken olgularda ilk seçenek olarak önerilmektedir (1). Fotokemoterapi: Psoralen ve UVA’nın ...
Mikozis fungoidesli hastalarda adenozin deaminaz aktiviteleri - Sayfa 36
farklı değildir. Aynı sonuçlar retinoid+sistemik kemoterapi için geçerlidir (57,59). Beksaroten sentetik bir retinoiddir, oral formu geç evre MF tedavisinde FDA onaylıdır. Apoptotik ve antiproliferatif etkilidir. Ellisekiz olguluk faz II ve III çalışmalarda tedaviye yanıt oranı %20-67 saptanmıştır, birkaç ayda relaps ortaya çıkabilir. Monoterapiye yanıt vermeyen dirençli KTHL' li hastaların tedavi...

21. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

tedavi
oral
hücre
psoralen
ileri
deri


21. SAYFA ICERIGI

12
2.5. EKSTRAKORPOREAL FOTOKEMOTERAPİ
Ekstrakorporeal fotokemoterapi (EKF), ilk kez Edelson ve ark. tarafından 1987 yılında eritrodermik kutanöz T hücreli lenfoma (KTHL) tedavisinde uygulanabilecek bir teknik olarak bildirilmiştir (20). 1988 yılında ileri evre KTHL tedavisinde FDA tarafından onaylanmıştır. Günümüzde tüm dünyada sınırlı endikasyonlarda kullanılabilen, fakat pahalı ve zaman alıcı bir tedavi tekniğidir (21).
Fotoferez uygulaması, lökoferez, fotoaktivasyon, reinfüzyon basamaklarından oluşmaktadır. Periferik veya santral venden alınan kan santrifüj edilerek lökositleri ayrılır. Lökositler salin ve 8-MOP (8-metoksipsoralen) ile karıştırılarak UVA lambalarıyla çevrili film içinden geçirilir. Üç siklus boyunca tekrarlanan bu işlemle fotoakive edilmiş lökositler dolaşıma geri verilir.
Etki mekanizması hala tam olarak bilinmemektedir. Lökositlerin DNAsına kovalan çapraz bağlanan 8-MOP, apopitoza yol açar. Bu hücreleri fagosite eden antijen sunan hücrelerden salınan sitokinler ise regülatör T hücre yanıtına neden olur. Ayrıca klon spesifik baskılayıcı T hücrelerin oluşumu, T hücre fenotipinde kayma ve monosit aktivasyonu ileri sürülen diğer etki mekanizmalarıdır (21).
EKF, güvenli bir tedavi seçeneğidir ve toplam yan etki oranı %1den azdır. Hastaların psoralen ile karşılaşma oranı düşük olduğundan fotosensitivite etkisi çok azdır. Yan etkileri arasında bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, ateş, hipotansiyon, lokalize deri enfeksiyonları, anemi, anormal pıhtılaşma sayılabilir. Şiddetli kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği, pıhtılaşma bozukluğu ve psoralene aşırı duyarlılık durumlarında EKF uygulaması kontrendikedir (21).
2.5.1. EKFnin Dermatolojide Kullanımı
EKF tedavisinin klasik tedavilere yanıtsız ve dirençli KTHL, Sezary sendromunda kullanılmasının yanı sıra akut ve kronik GVHH, erken dönem sistemik skleroz, nefrojenik sistemik fibrozis, atopik dermatit, psoriazis ve psoriatik artrit, eroziv oral liken planus, pemfigus vulgaris, büllöz pemfigoid hastalarında tek başına veya adjuvan tedavi olarak faydalı olduğu olgu sunumları şeklinde rapor edilmiştir (21-29).
EKF, ayrıca diskoid lupus eritematozus ve subakut lupus eritematozus tedavisinde de faydalı olmuş ve uzun süreli remisyon sağladığı bildirilmiştir (30, 31).

İlgili Kaynaklar

single.php