17
PUVA tedavisinde 0.6-0.8 mg/kg 8-MOP veya 1.2-1.8 mg/kg 5-MOP alımından 1-3 saat sonra UVA uygulanır.
PUVA tedavisinde farklı protokoller bulunmaktadır. EORTC tarafından 2006 yılında yapılan MF tedavisi ile ilgili önerilere bakıldığında başlangıç UVA dozunun 0.5 J/cm2 olabileceği, ancak daha sonra deri lezyonları temizlenene kadar ya da tolere edilebilecek en üst doza ulaşılana kadar UVA dozunun yükseltilmesi önerilmektedir. İndüksiyon fazında haftada 2-4 kez ardışık olmayan uygulamalarla tedaviye 3-4 ay devam edilir. Lezyonların gerilemesiyle tedavi sonlandırılır veya seans sayısı kademeli azaltılarak idame tedavisi şeklinde devam edilir (42, 43, 45). Böylece hastaların %30-50’sinde uzun yıllar remisyon elde edilmektedir. Fakat PUVA’nın melanom dışı deri kanserlerinin gelişme riskini artırdığı ve idame tedavinin nüksü nadiren engelleyebildiği göz önünde bulundurularak toplam dozun en az düzeyde kalmasına özen gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır (42).
2.8.2. UVB Tedavisi
DbUVB ilk kez Hofer ve ark. tarafından erken dönem MF tedavisinde kullanılmış ve etkili olduğu belirtilmiştir (50). Sonraki yıllarda daha fazla sayıda olgu içeren serilerde UVB tedavisinin erken dönem MFde etkinliği değerlendirilmiştir. Olguların %54.2-91inde tam yanıt sağlandığı bildirilmiştir (50-52).
DbUVBnın ışınlama süresinin kısa olması, psoralen ile ilişkili yan etkilerinin olmayışı, gebelikte kullanılabilmesi avantajları arasında sayılabilir. Fakat, PUVA’ya göre doku penetrasyonunun daha yüzeyel olması nedeniyle EORTC tarafından sadece yama döneminde kullanılması önerilmektedir (42). Erken evre MF tedavisinde dbUVB ve PUVA etkinliğini karşılaştıran çok sayıda çalışma yapılmıştır ve etkinlikleri benzer bulunmuştur (51, 53, 54).
2.8.3. UVA1 Tedavisi
UVA1’in yardımcı T hücrelerde apopitoza yol açarak etki gösterdiği bilinmektedir. Buradan yola çıkarak atopik dermatitte olduğu gibi KTHL’da da etkili olacağı düşünülmüştür. Psoralen ilişkili yan etkilerinin olmaması ve dalga boyu nedeniyle daha derine penetrasyonu nedeniyle MF tedavisinde PUVA’dan daha üstün olabileceği, ayrıca nodüler MF lezyonlarında daha etkili olacağı öne sürülmüştür (55). Yapılan karşılaştırmalı çalışmalar



26. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Morfeada fototerapi/fotokemoterapinin etkinliğinin değerlendirilmesi - Sayfa 10
UVB Fototerapi, papiller dermise penetre olabilir. Daha az antiproliferatif etkisi nedeniyle UVB fototerapi sklerotik deri hastalıklarında “graft versus host hastalığı hariç” önerilmemektedir. Darband UVB fototerapinin düşük (20 j/cm2) ve orta doz (50 j/cm2) UVA1 fototerapi ile etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışmada; orta doz UVA1> darband UVB = düşük doz UVA1 şeklinde bulunmuştur. UVA1’in d...
Lokalize vitiligoda hedefe yönelik geniş-bant UVB mikrofototerapisi ile topikal psoralen ve hedefe yönelik UVA mikrofototerapisi tedavilerinin etkinliğinin prospektif olarak karşılaştırılması - Sayfa 42
fototerapisi uygulamışlar tedaviye başladıktan 12 ay sonra 8 hastada % 75 oranında repigmentasyon sağlamışlardır (86). Daha sonra yapılan çalışmalarda DUVB, geniş bant UVB’den daha etkili olarak bulunmuştur (63) Kunisada ve ark. DUVB ile endüklenen malign deri tümörlerinin oranını genişbant ile indüklenenlerden daha yüksek oranda bulmuşlardır (87). Don ve ark. yaptıkları bir çalışmada aktif yayıla...

26. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

puva
etki
inde
tedavi
tedavisi
deri


26. SAYFA ICERIGI

17
PUVA tedavisinde 0.6-0.8 mg/kg 8-MOP veya 1.2-1.8 mg/kg 5-MOP alımından 1-3 saat sonra UVA uygulanır.
PUVA tedavisinde farklı protokoller bulunmaktadır. EORTC tarafından 2006 yılında yapılan MF tedavisi ile ilgili önerilere bakıldığında başlangıç UVA dozunun 0.5 J/cm2 olabileceği, ancak daha sonra deri lezyonları temizlenene kadar ya da tolere edilebilecek en üst doza ulaşılana kadar UVA dozunun yükseltilmesi önerilmektedir. İndüksiyon fazında haftada 2-4 kez ardışık olmayan uygulamalarla tedaviye 3-4 ay devam edilir. Lezyonların gerilemesiyle tedavi sonlandırılır veya seans sayısı kademeli azaltılarak idame tedavisi şeklinde devam edilir (42, 43, 45). Böylece hastaların %30-50’sinde uzun yıllar remisyon elde edilmektedir. Fakat PUVA’nın melanom dışı deri kanserlerinin gelişme riskini artırdığı ve idame tedavinin nüksü nadiren engelleyebildiği göz önünde bulundurularak toplam dozun en az düzeyde kalmasına özen gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır (42).
2.8.2. UVB Tedavisi
DbUVB ilk kez Hofer ve ark. tarafından erken dönem MF tedavisinde kullanılmış ve etkili olduğu belirtilmiştir (50). Sonraki yıllarda daha fazla sayıda olgu içeren serilerde UVB tedavisinin erken dönem MFde etkinliği değerlendirilmiştir. Olguların %54.2-91inde tam yanıt sağlandığı bildirilmiştir (50-52).
DbUVBnın ışınlama süresinin kısa olması, psoralen ile ilişkili yan etkilerinin olmayışı, gebelikte kullanılabilmesi avantajları arasında sayılabilir. Fakat, PUVA’ya göre doku penetrasyonunun daha yüzeyel olması nedeniyle EORTC tarafından sadece yama döneminde kullanılması önerilmektedir (42). Erken evre MF tedavisinde dbUVB ve PUVA etkinliğini karşılaştıran çok sayıda çalışma yapılmıştır ve etkinlikleri benzer bulunmuştur (51, 53, 54).
2.8.3. UVA1 Tedavisi
UVA1’in yardımcı T hücrelerde apopitoza yol açarak etki gösterdiği bilinmektedir. Buradan yola çıkarak atopik dermatitte olduğu gibi KTHL’da da etkili olacağı düşünülmüştür. Psoralen ilişkili yan etkilerinin olmaması ve dalga boyu nedeniyle daha derine penetrasyonu nedeniyle MF tedavisinde PUVA’dan daha üstün olabileceği, ayrıca nodüler MF lezyonlarında daha etkili olacağı öne sürülmüştür (55). Yapılan karşılaştırmalı çalışmalar

İlgili Kaynaklar

single.php