42
geliştiğini bildirilmiştir (71). Çalışmanın sonucunda uzun süreli, 250 seans ve daha fazla PUVA tedavisi ile invaziv melanom gelişim riskinin 3 kat artmış olduğu tespit edilmiş ve riskin geçen süre ile birlikte arttığı vurgulanmıştır. Bizim çalışmamızda ise ortalama 10 yıldır takip etmekte olduğumuz 50 hastamızın hiçbirinde malign melanom gelişimi gözlenmemiştir.
UVR maruziyeti melanositik aktivasyon ve hiperplaziye neden olmaktadır. Dopa tekniği ve elektron mikroskopi incelemesi sonucunda PUVA lentigolarında melanositlerin sayıca artmış olduğu tespit edilmiştir. Klasik lentigolarla (lentigo simpleks, lentigo senilis) kıyasla buradaki melanositler daha hipertrofik ve bazen atipik görünümlü olabilmektedir (100). Fototerapi ile ortaya çıkan lentigoların alışılagelmişin dışında sadece PUVA sonrası değil, dbUVB sonrası da ortaya çıkabildiği bildirilmiştir (101). Friedland ve ark.’nın 2003-2010 yılları arasında dbUVB tedavisi almış 73 MF hastası ile yaptığı çalışmada 10 (%7.3) hastada lentigo gelişimi saptamışlardır. PUVA sonrası lentigoların oluşumu için uzun süreli tedaviler gerekirken, dbUVB lentigoları birkaç ay gibi kısa sürede oluşabilmektedir (101). Rhodes ve ark. PUVA lentigolarının oluşumunu kolaylaştırıcı etmenler açısından araştırdığı bir çalışmada 100 seansın üzerinde PUVA tedavisi, 35 yaşından önce tedaviye başlanmış olması, erkek cinsiyet ve deri tipinin II ve III olması lentigo gelişimi için predispozan faktörler olarak tespit edilmiştir. Fototerapi sonrası 2 yıldan daha uzun süre geçmesi halinde lentigolarda önemli ölçüde azalma tespit edilmiş ve uzun süreli atipik pigmente lezyonların histopatolojik incelemesi önerilmiştir (100). Bizim çalışmamızda hastaların %12’inde (n=6) PUVA lentigoları saptanmıştır. Deri tipleri II ile IV arasında değişen bu hastaların 5’i erkek, 1’i kadındı. Tedaviye başlama yaşları 23 ile 54 arasında değişirken, ortalama başlangıç yaşı 38 olarak saptandı. Alt ve üst ekstremitelerde daha yoğun olmak üzere tüm gövde yerleşimli bu lezyonlara klinik olarak tanı konmuş, histopatolojik olarak teyid edilmemiştir. Bu lentigolu hastaların ortalama UVA dozu 1205.8 J/cm2 ve ortalama seans sayısı 247.5 olarak saptandı. Bir hasta PUVA tedavisi sonrasında nüks eden dirençli MF lezyonları nedeniyle dbUVB tedavisini almaktaydı. Diğer 5 hastada PUVA tedavisinin kesilmesinden sonra ortalama olarak 6 yıl geçmesine rağmen lentigo lezyonları azalmakla birlikte devam etmekteydi. Hastaların hiçbirinde malign melanom gelişimi tespit edilmemiştir. PUVA lentigoları olan hastaların ikisi aynı zamanda Bowen hastalığı ve BHK gelişen hastalardı.
Merkel hücreli karsinom immünsüpresyon ile ilişkisi iyi bilinen bir nöroendokrin tümördür. Lunder ve ark. 1975 yılından beri süregelen 1380 hasta ile yaptıkları PUVA takip çalışmasında 3 hastada Merkel hücreli karsinom gelişimi bildirmiştir. Bu hastaların ikisi 300’den fazla PUVA seansı almış ve 20 yıl sonra Merkel hücreli karsinom gelişimi



51. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hasta
tedavisi
puva
deri
inde
arasında


51. SAYFA ICERIGI

42
geliştiğini bildirilmiştir (71). Çalışmanın sonucunda uzun süreli, 250 seans ve daha fazla PUVA tedavisi ile invaziv melanom gelişim riskinin 3 kat artmış olduğu tespit edilmiş ve riskin geçen süre ile birlikte arttığı vurgulanmıştır. Bizim çalışmamızda ise ortalama 10 yıldır takip etmekte olduğumuz 50 hastamızın hiçbirinde malign melanom gelişimi gözlenmemiştir.
UVR maruziyeti melanositik aktivasyon ve hiperplaziye neden olmaktadır. Dopa tekniği ve elektron mikroskopi incelemesi sonucunda PUVA lentigolarında melanositlerin sayıca artmış olduğu tespit edilmiştir. Klasik lentigolarla (lentigo simpleks, lentigo senilis) kıyasla buradaki melanositler daha hipertrofik ve bazen atipik görünümlü olabilmektedir (100). Fototerapi ile ortaya çıkan lentigoların alışılagelmişin dışında sadece PUVA sonrası değil, dbUVB sonrası da ortaya çıkabildiği bildirilmiştir (101). Friedland ve ark.’nın 2003-2010 yılları arasında dbUVB tedavisi almış 73 MF hastası ile yaptığı çalışmada 10 (%7.3) hastada lentigo gelişimi saptamışlardır. PUVA sonrası lentigoların oluşumu için uzun süreli tedaviler gerekirken, dbUVB lentigoları birkaç ay gibi kısa sürede oluşabilmektedir (101). Rhodes ve ark. PUVA lentigolarının oluşumunu kolaylaştırıcı etmenler açısından araştırdığı bir çalışmada 100 seansın üzerinde PUVA tedavisi, 35 yaşından önce tedaviye başlanmış olması, erkek cinsiyet ve deri tipinin II ve III olması lentigo gelişimi için predispozan faktörler olarak tespit edilmiştir. Fototerapi sonrası 2 yıldan daha uzun süre geçmesi halinde lentigolarda önemli ölçüde azalma tespit edilmiş ve uzun süreli atipik pigmente lezyonların histopatolojik incelemesi önerilmiştir (100). Bizim çalışmamızda hastaların %12’inde (n=6) PUVA lentigoları saptanmıştır. Deri tipleri II ile IV arasında değişen bu hastaların 5’i erkek, 1’i kadındı. Tedaviye başlama yaşları 23 ile 54 arasında değişirken, ortalama başlangıç yaşı 38 olarak saptandı. Alt ve üst ekstremitelerde daha yoğun olmak üzere tüm gövde yerleşimli bu lezyonlara klinik olarak tanı konmuş, histopatolojik olarak teyid edilmemiştir. Bu lentigolu hastaların ortalama UVA dozu 1205.8 J/cm2 ve ortalama seans sayısı 247.5 olarak saptandı. Bir hasta PUVA tedavisi sonrasında nüks eden dirençli MF lezyonları nedeniyle dbUVB tedavisini almaktaydı. Diğer 5 hastada PUVA tedavisinin kesilmesinden sonra ortalama olarak 6 yıl geçmesine rağmen lentigo lezyonları azalmakla birlikte devam etmekteydi. Hastaların hiçbirinde malign melanom gelişimi tespit edilmemiştir. PUVA lentigoları olan hastaların ikisi aynı zamanda Bowen hastalığı ve BHK gelişen hastalardı.
Merkel hücreli karsinom immünsüpresyon ile ilişkisi iyi bilinen bir nöroendokrin tümördür. Lunder ve ark. 1975 yılından beri süregelen 1380 hasta ile yaptıkları PUVA takip çalışmasında 3 hastada Merkel hücreli karsinom gelişimi bildirmiştir. Bu hastaların ikisi 300’den fazla PUVA seansı almış ve 20 yıl sonra Merkel hücreli karsinom gelişimi

İlgili Kaynaklar

single.php