43
gözlenmiştir. Çalışmada genel popülasyona göre insidansın 100 kat artmış olduğu gözlenmiştir (102). Bizim çalışmamızda bu deri kanseri türüne hiçbir hastada rastlanmamıştır.
PUVA ile deri kanseri arasındaki ilişkiyi saptamaya yönelik Avrupa ve Amerika’da yapılan çalışmaların sonuçları birbirinden farklılık göstermektedir. Amerikada yapılan takip çalışmaları sonucunda PUVA tedavisi alan hastalarda hem melanom, hem de melanom dışı deri kanserlerinde riskin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Bunun nedeninin Avrupa’da uygulanan kısa süreli, daha yüksek dozda ve agresif tedaviye karşılık Amerika’da uygulanan düşük dozda, uzun süreli ve daha yüksek kümülatif dozla sonuçlanan fototerapi rejiminin olabileceği öne sürülmüştür (103). Etkinlik açısından Amerika ve Avrupa protokolü arasında fark olmamakla birlikte Amerikan protokolünde hasta %25 daha fazla UVA dozuna maruz kalmaktadır. Avrupa protokolünde minimal fototoksik doz belirlenip tedavi ona göre başlanır ve devam ettirilir. Deri tipine göre UVA duyarlılığı kesin olarak tahmin edilememesi nedeniyle Avrupa protokolü bu açıdan daha avantajlı kabul edilmektedir (2). Fakat ülkemizdeki birçok merkezde ve kliniğimizde daha pratik olması nedeniyle ve zaman kazanmak amacıyla Amerikan protokolü uygulanmaktadır.
Tablo 9’da gösterildiği üzere MF, psoriazis, atopik dermatit gibi hastalıklarda PUVA’nın kanserojen etkilerini araştırmak üzere çok sayıda takip çalışması yapılmıştır. Smoller ve ark. son 1 yıl içinde MF’e yönelik 12’si PUVA olmak üzere farklı şekillerde tedavi görmüş 71 hasta ile yaptıkları çalışmada 7 hastada melanom dışı deri kanseri gelişimi tespit etmişlerdir (89). Bu hastaların 4’ü PUVA tedavisi almış olanlardı. Yani PUVA tedavisi almış 12 MF hastasının %33’ünde SHK gelişmişti. Bu hastalar ortalama 110 seans PUVA tedavisi almıştı. Ortovoltaj radyasyon uygulanan hastaların 5’inde (%38), tüm vücut elektron bombardımanı tedavisi alanların 5’inde (%19), topikal nitrojen mustard ile tedavi görenlerin 6’sında (%11) sekonder deri malignitesi gelişimi gözlenmişti. Ayrıca deri kanseri gelişen bu 7 hastanın şiddetli MF tutulumu nedeniyle ortalama 3.7 farklı tedavi seçeneği almış oldukları, malignite geliştirmeyen diğer hastaların ise ortalama olarak sadece 2 farklı seçenek ile tedavi edildikleri gözlenmişti. Bu çalışmada MF’in tedavisinde kullanılan PUVA’nın yanı sıra elektron bombardımanı şeklinde radyoterapi ve nitrojen mustard uygulaması BHK ve SHK gelişimi ile ilişkili bulunmuştur (65, 95, 104).



52. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

seans
tedavi
tedavisi
hastalarda
hasta
hastalar


52. SAYFA ICERIGI

43
gözlenmiştir. Çalışmada genel popülasyona göre insidansın 100 kat artmış olduğu gözlenmiştir (102). Bizim çalışmamızda bu deri kanseri türüne hiçbir hastada rastlanmamıştır.
PUVA ile deri kanseri arasındaki ilişkiyi saptamaya yönelik Avrupa ve Amerika’da yapılan çalışmaların sonuçları birbirinden farklılık göstermektedir. Amerikada yapılan takip çalışmaları sonucunda PUVA tedavisi alan hastalarda hem melanom, hem de melanom dışı deri kanserlerinde riskin daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Bunun nedeninin Avrupa’da uygulanan kısa süreli, daha yüksek dozda ve agresif tedaviye karşılık Amerika’da uygulanan düşük dozda, uzun süreli ve daha yüksek kümülatif dozla sonuçlanan fototerapi rejiminin olabileceği öne sürülmüştür (103). Etkinlik açısından Amerika ve Avrupa protokolü arasında fark olmamakla birlikte Amerikan protokolünde hasta %25 daha fazla UVA dozuna maruz kalmaktadır. Avrupa protokolünde minimal fototoksik doz belirlenip tedavi ona göre başlanır ve devam ettirilir. Deri tipine göre UVA duyarlılığı kesin olarak tahmin edilememesi nedeniyle Avrupa protokolü bu açıdan daha avantajlı kabul edilmektedir (2). Fakat ülkemizdeki birçok merkezde ve kliniğimizde daha pratik olması nedeniyle ve zaman kazanmak amacıyla Amerikan protokolü uygulanmaktadır.
Tablo 9’da gösterildiği üzere MF, psoriazis, atopik dermatit gibi hastalıklarda PUVA’nın kanserojen etkilerini araştırmak üzere çok sayıda takip çalışması yapılmıştır. Smoller ve ark. son 1 yıl içinde MF’e yönelik 12’si PUVA olmak üzere farklı şekillerde tedavi görmüş 71 hasta ile yaptıkları çalışmada 7 hastada melanom dışı deri kanseri gelişimi tespit etmişlerdir (89). Bu hastaların 4’ü PUVA tedavisi almış olanlardı. Yani PUVA tedavisi almış 12 MF hastasının %33’ünde SHK gelişmişti. Bu hastalar ortalama 110 seans PUVA tedavisi almıştı. Ortovoltaj radyasyon uygulanan hastaların 5’inde (%38), tüm vücut elektron bombardımanı tedavisi alanların 5’inde (%19), topikal nitrojen mustard ile tedavi görenlerin 6’sında (%11) sekonder deri malignitesi gelişimi gözlenmişti. Ayrıca deri kanseri gelişen bu 7 hastanın şiddetli MF tutulumu nedeniyle ortalama 3.7 farklı tedavi seçeneği almış oldukları, malignite geliştirmeyen diğer hastaların ise ortalama olarak sadece 2 farklı seçenek ile tedavi edildikleri gözlenmişti. Bu çalışmada MF’in tedavisinde kullanılan PUVA’nın yanı sıra elektron bombardımanı şeklinde radyoterapi ve nitrojen mustard uygulaması BHK ve SHK gelişimi ile ilişkili bulunmuştur (65, 95, 104).

İlgili Kaynaklar

single.php