48
hasta grubunda %4 oranında malign deri tümörüne rastlamamız yüksek bir riske işaret etmemektedir (108). PUVA tedavisi MF’in yaygın ve göreceli olarak derine infiltrasyon gösteren lezyonları için kullanılmaktadır. Seçenek olarak kullanılabilecek diğer tedavilerin başka yan etkileri olması doğaldır.
Sonuç olarak, uzun süreli ve yüksek doz PUVA tedavisi çok yüksek olmasa da deri kanseri riski taşımaktadır. Bu risk kalıcıdır ve yıllar içinde artış gösterebilir. Bununla birlikte özellikle yakından izlenen hastalarda kutane maligniteler erken teşhis edilebilmekte ve ciddi bir komplikasyona yol açmamaktadır. MF’de PUVA tedavisine karar verirken yarar/zarar oranı iyi değerlendirilmeli ve doğru endikasyonda kullanımına özen gösterilmelidir. Ayrıca PUVA tedavisi öncesi ve sonrasında maruz kalınabilecek kanser riskini artıran diğer predispozan faktörler göz önünde bulundurulmalı, hastalar tedavi sonrası düzenli olarak takip edilmelidir. UVA maruziyetini en düşük düzeyde tutabilecek tedavi protokolleri seçilmeli, zorunlu olmadıkça toplam seans sayısının 150-200’den fazla olmamasına, kümülatif UVA dozunun 1000 J/cm2’yi geçmemesine dikkat edilmelidir. Yine de yaygın deri lezyonlarına yol açabilen bir deri lenfoması olan MF’de tedavi seçiminde PUVA’nın yol açtığı sekonder deri kanseri riskinin, potansiyel yararlarının önüne geçmeyeceği kanısındayız. Ayrıca iki hastamızda gözlediğimiz deri kanseri PUVA lentigosu birlikteliği dikkat çekici bulunmuştur ve PUVA lentigolarının malign deri kanseri riskinin arttığının işareti olup olmadığının uzun süreli takip çalışmaları ile belirlenebileceği görüşündeyiz.



57. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hasta
tedavisi
puva
risk
uzun
hastalarda


57. SAYFA ICERIGI

48
hasta grubunda %4 oranında malign deri tümörüne rastlamamız yüksek bir riske işaret etmemektedir (108). PUVA tedavisi MF’in yaygın ve göreceli olarak derine infiltrasyon gösteren lezyonları için kullanılmaktadır. Seçenek olarak kullanılabilecek diğer tedavilerin başka yan etkileri olması doğaldır.
Sonuç olarak, uzun süreli ve yüksek doz PUVA tedavisi çok yüksek olmasa da deri kanseri riski taşımaktadır. Bu risk kalıcıdır ve yıllar içinde artış gösterebilir. Bununla birlikte özellikle yakından izlenen hastalarda kutane maligniteler erken teşhis edilebilmekte ve ciddi bir komplikasyona yol açmamaktadır. MF’de PUVA tedavisine karar verirken yarar/zarar oranı iyi değerlendirilmeli ve doğru endikasyonda kullanımına özen gösterilmelidir. Ayrıca PUVA tedavisi öncesi ve sonrasında maruz kalınabilecek kanser riskini artıran diğer predispozan faktörler göz önünde bulundurulmalı, hastalar tedavi sonrası düzenli olarak takip edilmelidir. UVA maruziyetini en düşük düzeyde tutabilecek tedavi protokolleri seçilmeli, zorunlu olmadıkça toplam seans sayısının 150-200’den fazla olmamasına, kümülatif UVA dozunun 1000 J/cm2’yi geçmemesine dikkat edilmelidir. Yine de yaygın deri lezyonlarına yol açabilen bir deri lenfoması olan MF’de tedavi seçiminde PUVA’nın yol açtığı sekonder deri kanseri riskinin, potansiyel yararlarının önüne geçmeyeceği kanısındayız. Ayrıca iki hastamızda gözlediğimiz deri kanseri PUVA lentigosu birlikteliği dikkat çekici bulunmuştur ve PUVA lentigolarının malign deri kanseri riskinin arttığının işareti olup olmadığının uzun süreli takip çalışmaları ile belirlenebileceği görüşündeyiz.

İlgili Kaynaklar

single.php