Siroz olgularında dinamik BT bulgularının klinik ve laboratuvar bulgularıyla ilişkisi

















































etmişlerdir (22). Bununla birlikte bu hesaplamaların ilave data analizlerine ihtiyacı vardır ve nadiren rutin raporlamalarda kullanılmaktadırlar.
Güncel bazı çalışmalarda MR incelemelerinde sirozlu hastaların karaciğer görüntülerinde perikolesistik alanlarda sıklıkla genişleme olduğu dikkati çekmiştir. Bu bulgu genişlemiş safra kesesi boşluğu bulgusu olarak tanımlanmaktadır (23).
2.6.5. Klinik
Etiyolojisi ne olursa olsun siroz genelde subklinik bir hastalıktır ve ileri evrelere ulaşmadan klinik belirti ve bulguları fazla değildir. Bazı semptomlar hastalığın kompansasyon durumuna göre farklılıklar gösterebilir. Hastaların önemli bir bölümünün tanısı asit ve sarılık ortaya çıktıktan sonra konulabilmektedir. Daha küçük bir bölümde ise tanı, tesadüfen başka nedenlerle yapılan muayene ve testler sırasında saptanan bulguların irdelenmesiyle konur(3). Genel olarak bu bulgular halsizlik, hafif ve sebebi belli olmayan ateş, iştahsızlık, bulantı, spontan burun ve diş eti kanamaları, ekimozlar, kas krampları, kaşıntı, dispne, erkekte libido azalması, impotans, kıllanmada azalma ve dağılımında bozukluk, jinekomasti, kadınlarda menstruasyon değişiklikleri, karında şişlik ve ödemdir (3).
Fizik muayene bulguları ise cheilitis, dil papillarında atrofi, ikter, ekimoz, pigmentasyon artışı, parotis bezinde büyüme, spider anjiomalar, kas atrofileri, beyaz tırnak, çomak parmak, tenar-hipotenar atrofi, dupuytren kontraktürü, jinekomasti, testiküler atrofi, siyanoz, dispneik soluma, ödem, asit splenomegali, karın venlerinde belirginleşmedir (3). İleri evrelerde hepatik yetmezliğin belirginleşmesiyle mental fonksiyonlarda bozulma gözlenebilir. Asit ve/veya sarılığın ortaya çıktığı olgular dekompanse siroz, eğer bu bulgular yoksa kompanse siroz olarak tanımlanır (15).
2.6.6. Laboratuvar
Hastalığın evresi, etiyolojisi, ve aktivitesine göre biyokimyasal parametreler farklılık göstermektedir.1 Anemi, lökopeni trombositopeni, koagülasyon testlerinde bozulma, idrar bilirubininde ve ürobilinojende artma, albuminde azalma globülinlerde artma, bilirubinde artma, bazende AST, ALT, ALP, GGT değişiklikleri olabilir (15).
12



23. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Yoğun bakıma yatırılan sirozlu olgularda prognozu belirleyen risk faktörleri - Sayfa 14
2.2.3. Klinik Etyolojisi ne olursa olsun siroz genelde subklinik bir hastalıktır ve ileri evrelere ulaşmadan klinik belirti ve bulguları fazla değildir. Bazı semptomlar hastalığın kompansasyon durumuna göre farklılıklar gösterebilir. Hastaların önemli bir bölümünün tanısı asit ve sarılık ortaya çıktıktan sonra konulabilmektedir. Daha küçük bir bölümde ise tanı ya tesadüfen başka nedenlerle yapıla...
Karaciğer sirozunda azotemik ve nonazotemik hastalarda renal hemodinamik değişikliklerin doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi - Sayfa 26
vene by-pass olması nedeniyle bozulmuştur. Bu da hepatositlerde beslenme bozukluğuna ve sonuçda hepatosit hasarının daha da ilerlemesine neden olmaktadır. Etyolojik nedenden bağımsız olarak, karaciğerin zedelenmeye karşı öncü lezyon olarak verdiği cevap hepatosit nekrozudur. Sonuçda etiyolojiye bakılmaksızın, karaciğerin son histolojik paterni aynı yada aynıya yakındır. Başlangıç safhasındaki öde...
Karaciğer sirozlu olgularımızda sirotik kardiyomiyopatiyle ilgili belirli biyokimyasal ve ekokardiyografik parametrelerin değerlendirilmesi - Sayfa 20
11 Bazı hastalarda portal alanlarda ince fibroz çıkıntılar eklinde rezidüel lezyonlar kalabilir. Yeterli zaman geçti i taktirde mikronodüler siroz remodelinge (dönü üme) u rayarak sırası ile makronodüler siroz, inkomplet septal siroz ve hatta sonunda normale yakın KC’e dönebilecektir. Portal alanlar septumlardan temizlendi inde sıklıkla portal venler görülemeyecektir, dolayısıyla post-regresyon K...

23. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

bulgular
bulgu
siroz
ödem
azalma
klinik


23. SAYFA ICERIGI

etmişlerdir (22). Bununla birlikte bu hesaplamaların ilave data analizlerine ihtiyacı vardır ve nadiren rutin raporlamalarda kullanılmaktadırlar.
Güncel bazı çalışmalarda MR incelemelerinde sirozlu hastaların karaciğer görüntülerinde perikolesistik alanlarda sıklıkla genişleme olduğu dikkati çekmiştir. Bu bulgu genişlemiş safra kesesi boşluğu bulgusu olarak tanımlanmaktadır (23).
2.6.5. Klinik
Etiyolojisi ne olursa olsun siroz genelde subklinik bir hastalıktır ve ileri evrelere ulaşmadan klinik belirti ve bulguları fazla değildir. Bazı semptomlar hastalığın kompansasyon durumuna göre farklılıklar gösterebilir. Hastaların önemli bir bölümünün tanısı asit ve sarılık ortaya çıktıktan sonra konulabilmektedir. Daha küçük bir bölümde ise tanı, tesadüfen başka nedenlerle yapılan muayene ve testler sırasında saptanan bulguların irdelenmesiyle konur(3). Genel olarak bu bulgular halsizlik, hafif ve sebebi belli olmayan ateş, iştahsızlık, bulantı, spontan burun ve diş eti kanamaları, ekimozlar, kas krampları, kaşıntı, dispne, erkekte libido azalması, impotans, kıllanmada azalma ve dağılımında bozukluk, jinekomasti, kadınlarda menstruasyon değişiklikleri, karında şişlik ve ödemdir (3).
Fizik muayene bulguları ise cheilitis, dil papillarında atrofi, ikter, ekimoz, pigmentasyon artışı, parotis bezinde büyüme, spider anjiomalar, kas atrofileri, beyaz tırnak, çomak parmak, tenar-hipotenar atrofi, dupuytren kontraktürü, jinekomasti, testiküler atrofi, siyanoz, dispneik soluma, ödem, asit splenomegali, karın venlerinde belirginleşmedir (3). İleri evrelerde hepatik yetmezliğin belirginleşmesiyle mental fonksiyonlarda bozulma gözlenebilir. Asit ve/veya sarılığın ortaya çıktığı olgular dekompanse siroz, eğer bu bulgular yoksa kompanse siroz olarak tanımlanır (15).
2.6.6. Laboratuvar
Hastalığın evresi, etiyolojisi, ve aktivitesine göre biyokimyasal parametreler farklılık göstermektedir.1 Anemi, lökopeni trombositopeni, koagülasyon testlerinde bozulma, idrar bilirubininde ve ürobilinojende artma, albuminde azalma globülinlerde artma, bilirubinde artma, bazende AST, ALT, ALP, GGT değişiklikleri olabilir (15).
12

İlgili Kaynaklar







single.php