102
kamu hizmeti yayıncılığı, çocuklarla ilgili konularda ilk olarak çocukların görüşlerinin alınmasına büyük önem göstermektedir. Bu nedenle de çocuklara, yaygın medyanın yaptığı gibi tehlikeli değil, aksine tehlikede oldukları göz önünde tutularak yaklaşılması gerekildiğini sosyal sorumluluğun temel ilkesi olarak belirlemektedir.
Genel anlamda, iletişimin yalnızca bir bilgi aktarım sistemi olmadığı, aynı zamanda eğitimin ve kalkınmanın bir parçası olduğu görüşü uluslararası ölçekte kabul görmüştür. Medya toplumdaki farklı grupların seslerini fark gözetmeksizin yansıtır. Medya bu gruplar karşısında tarafsızdır ve gerçeği olduğu gibi yansıtmaktadır. Zaten medyadan da beklenen gerçeği çarpıtmadan yansıtmasıdır. Doğal olarak televizyon yayıncılığının da bu genel kapsamın içinde yer aldığı kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, batının demokratik yapıya sahip olduğu önkoşulunu gerektirmektedir (McQuail, 1979: 70). Ancak özellikle kamu tekeli modelinin geçerli olduğu gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalar televizyonun siyasi iktidarın güdümünde olduğunu göstermiştir. Türkiyede de kamu tekeli uygulamasının en önemli şikayet yönü bu olmuştur.
Değirmencioğlu, günümüzde çocukları konu alan programlarda bile, onların bir özne olarak değil, nesne olarak temsil edildiğini söylemektedir. Bu nedenle bir birey, özne, yurttaş olarak temsil edilmeyen, hak ihlallerine uğrayan çocukların, ÇHS uyarınca, çocuğun yararını gözeten ve bunu onların katılımıyla yapacak bir yayıncılık anlayışının geliştirilmesi gereğini vurgulamaktadır. Çocuğun yararı için yapılacakları; çocuklara daha fazla yer verilmesi, onları ve kamuoyunu bilgilendirecek her türlü programın eğitici ve anlaşılır olmasının sağlanması, bunun için de çocukların seslerine kulak verilmesi, ayrıca habercilik ve yayıncılık süreçlerine katılımının sağlanması biçiminde sıralamaktadır (2007: 152).
Aslında görüntü değiş tokuşu olan modern enformasyonda oldukça fazla çocuk görüntüleriyle karşı karşıya kalmaktayız. Peki dünyayı kuşatan bu çocuk görüntülerini doğru okuyabilmek adına neden dünyada bir çocuk hareketi başlamamaktadır? Şirine göre, asıl sorun, enformasyon egemenliğinin medya iktidarına dayanmasıdır. Enformasyon ideolojisinin egemen rolü çocukluğun üzerindeki örtünün kalkmasına engel olmaktadır (1996: 1343). Medya olaya tanıklık



114. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

ile Türkiye'deki uygulamanın gelişim boyutları - Sayfa 181
169 olmaktadır. 7 Bu değişimin televizyon yayıncılığının örgütlenmesi açısından yapısal, içerik ve politikaların düzenlenmesi açısından işlevsel yansımaları görülmektedir. Yapısal açıdan, zaten temsil edici bir örgütlenmenin bulunmadığı yönünde eleştiriler alan özel televizyon yayıncılığı giderek tekelleşme eğilimine girmektedir.8 Oysa liberal düşüncenin rekabetin gerçekleşebilmesi amacıyla kar...
ile Türkiye'deki uygulamanın gelişim boyutları - Sayfa 166
154 kaynaklandığının belirlenebilmesi için özel televizyon yayınlarının başladığı tarihten günümüze yayıncılık anlayaşının ve uygulamalarının ele alınmasında yarar vardır. Bunun yapılmasında temel alınması gereken ölçütler ise, özel televizyon yayınlarına onay verilirken beklentilerin neler olduğu, uygulamaların beklentilere ne ölçüde yanıt verebildiği; teknoloji, siyasi sistem, ekonomik koşullar...

114. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

kamu
televizyon
alan
medya
yayıncılığı
yayıncılığının


114. SAYFA ICERIGI

102
kamu hizmeti yayıncılığı, çocuklarla ilgili konularda ilk olarak çocukların görüşlerinin alınmasına büyük önem göstermektedir. Bu nedenle de çocuklara, yaygın medyanın yaptığı gibi tehlikeli değil, aksine tehlikede oldukları göz önünde tutularak yaklaşılması gerekildiğini sosyal sorumluluğun temel ilkesi olarak belirlemektedir.
Genel anlamda, iletişimin yalnızca bir bilgi aktarım sistemi olmadığı, aynı zamanda eğitimin ve kalkınmanın bir parçası olduğu görüşü uluslararası ölçekte kabul görmüştür. Medya toplumdaki farklı grupların seslerini fark gözetmeksizin yansıtır. Medya bu gruplar karşısında tarafsızdır ve gerçeği olduğu gibi yansıtmaktadır. Zaten medyadan da beklenen gerçeği çarpıtmadan yansıtmasıdır. Doğal olarak televizyon yayıncılığının da bu genel kapsamın içinde yer aldığı kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, batının demokratik yapıya sahip olduğu önkoşulunu gerektirmektedir (McQuail, 1979: 70). Ancak özellikle kamu tekeli modelinin geçerli olduğu gelişmekte olan ülkelerdeki uygulamalar televizyonun siyasi iktidarın güdümünde olduğunu göstermiştir. Türkiyede de kamu tekeli uygulamasının en önemli şikayet yönü bu olmuştur.
Değirmencioğlu, günümüzde çocukları konu alan programlarda bile, onların bir özne olarak değil, nesne olarak temsil edildiğini söylemektedir. Bu nedenle bir birey, özne, yurttaş olarak temsil edilmeyen, hak ihlallerine uğrayan çocukların, ÇHS uyarınca, çocuğun yararını gözeten ve bunu onların katılımıyla yapacak bir yayıncılık anlayışının geliştirilmesi gereğini vurgulamaktadır. Çocuğun yararı için yapılacakları; çocuklara daha fazla yer verilmesi, onları ve kamuoyunu bilgilendirecek her türlü programın eğitici ve anlaşılır olmasının sağlanması, bunun için de çocukların seslerine kulak verilmesi, ayrıca habercilik ve yayıncılık süreçlerine katılımının sağlanması biçiminde sıralamaktadır (2007: 152).
Aslında görüntü değiş tokuşu olan modern enformasyonda oldukça fazla çocuk görüntüleriyle karşı karşıya kalmaktayız. Peki dünyayı kuşatan bu çocuk görüntülerini doğru okuyabilmek adına neden dünyada bir çocuk hareketi başlamamaktadır? Şirine göre, asıl sorun, enformasyon egemenliğinin medya iktidarına dayanmasıdır. Enformasyon ideolojisinin egemen rolü çocukluğun üzerindeki örtünün kalkmasına engel olmaktadır (1996: 1343). Medya olaya tanıklık

İlgili Kaynaklar







single.php