Ticari açıklık ve iklim değişikliği: Karşılaştırmalı ülke analizi




























































































































































































































































Uzun dönemde, yeryüzünün, güneşten aldığı enerji kadar bir enerjiyi uzaya vermesi gerekir. Güneş enerjisi yeryüzüne kısa dalga boyu radyasyon olarak ulaşır. Gelen radyasyonun bir bölümü, yeryüzünün yüzeyi ve atmosfer tarafından geri yansıtır. Ama bunun büyük bölümü, atmosferden geçerek yeryüzünü ısıtır. Yeryüzü bu enerjiden, uzun dalga boyu, kızılötesi radyasyonla kurtulur. Gezegenimizin yüzeyi tarafından yukarıya salınan kızılötesi radyasyonun büyük bölümünü atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve doğal olarak oluşan diğer sera gazları tarafından emilir. Bu gazlar enerjinin, yeryüzünden geldiği gibi doğrudan uzaya geçmesini engeller. Birbiriyle etkileşimli birçok süreç (radyasyon, hava akımları, buharlaşma, bulu oluşumu ve yağmur dahil) enerjiyi atmosferin daha üst tabakalarına taşır ve enerji oradan uzaya aktarılır (UNEP&UNFCCC, 2004: 4).
Ancak bu uzun dalga boylu enerjinin büyük bir kısmı karbondioksit ve su buharı tarafından atmosferin alt katların absorbe edilir. Bu şekilde gazlar enerji yutarak hareket enerjisi seviyelerini yükseltirler. Ortaya çıkan bu enerjiyi kullanan moleküller hızlı bir şekilde hareket edip çevredeki diğer atmosferik gazlara ait moleküllerle çarpışarak, onlarında hızlanmalarına neden olurlar. Böylece kötü bir radyant enerji yutucusu olan oksijen ve azot moleküllerinin kinetik enerjilerinin artmasına neden olurlar. Neticede artan kinetik enerjiye bağlı olarak ta atmosfer sıcaklığı yükselir. Böylece atmosferin alt katları hem yeryüzüne temas yoluyla hem de infrared yutucu gazlarının sayesinde daha da ısınır. Sonuçta atmosferin alt katları seçici yutucular sayesinde olması gerekenden daha fazla enerjiye sahip olur. İlk bakışta bu durum olumsuz gibi görünse de aslında seçici yutucular olmasaydı atmosferin ortalama sıcaklığı -18oC civarında olurdu. Yerküre atmosferinin ortalama sıcaklığı 15oC olduğuna göre bu gazlar olmasaydı sıcaklık bugünkünden 33oC daha düşük olacaktı (Ahrensten aktaran Karabulut, 2008: 172). İşte güneş ışınlarını girişine izin verip belli oranda çıkmasına izin vermeyen bu gazlara sera gazları; etkiye de sera etkisi denmektedir.
Sera gazları, atmosferde bulunan ve yeryüzünden yayılan enerjiyi absorbe ederek ortamın ısınmasına neden olan gazlardır. En önemli sera gazı su buharıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi doğal sera gazlarının en önemlileri, başta en büyük katkıyı sağlayan su buharı (H2O) ve karbondioksit (CO2) olmak üzere, metan (CH4), diazotmonoksit (N2O) ve ozon (O3) gazlarıdır.
42



54. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

tabs_sener_yagiz_191898 - Sayfa
...


54. SAYFA ICERIGI

Uzun dönemde, yeryüzünün, güneşten aldığı enerji kadar bir enerjiyi uzaya vermesi gerekir. Güneş enerjisi yeryüzüne kısa dalga boyu radyasyon olarak ulaşır. Gelen radyasyonun bir bölümü, yeryüzünün yüzeyi ve atmosfer tarafından geri yansıtır. Ama bunun büyük bölümü, atmosferden geçerek yeryüzünü ısıtır. Yeryüzü bu enerjiden, uzun dalga boyu, kızılötesi radyasyonla kurtulur. Gezegenimizin yüzeyi tarafından yukarıya salınan kızılötesi radyasyonun büyük bölümünü atmosferdeki su buharı, karbondioksit ve doğal olarak oluşan diğer sera gazları tarafından emilir. Bu gazlar enerjinin, yeryüzünden geldiği gibi doğrudan uzaya geçmesini engeller. Birbiriyle etkileşimli birçok süreç (radyasyon, hava akımları, buharlaşma, bulu oluşumu ve yağmur dahil) enerjiyi atmosferin daha üst tabakalarına taşır ve enerji oradan uzaya aktarılır (UNEP&UNFCCC, 2004: 4).
Ancak bu uzun dalga boylu enerjinin büyük bir kısmı karbondioksit ve su buharı tarafından atmosferin alt katların absorbe edilir. Bu şekilde gazlar enerji yutarak hareket enerjisi seviyelerini yükseltirler. Ortaya çıkan bu enerjiyi kullanan moleküller hızlı bir şekilde hareket edip çevredeki diğer atmosferik gazlara ait moleküllerle çarpışarak, onlarında hızlanmalarına neden olurlar. Böylece kötü bir radyant enerji yutucusu olan oksijen ve azot moleküllerinin kinetik enerjilerinin artmasına neden olurlar. Neticede artan kinetik enerjiye bağlı olarak ta atmosfer sıcaklığı yükselir. Böylece atmosferin alt katları hem yeryüzüne temas yoluyla hem de infrared yutucu gazlarının sayesinde daha da ısınır. Sonuçta atmosferin alt katları seçici yutucular sayesinde olması gerekenden daha fazla enerjiye sahip olur. İlk bakışta bu durum olumsuz gibi görünse de aslında seçici yutucular olmasaydı atmosferin ortalama sıcaklığı -18oC civarında olurdu. Yerküre atmosferinin ortalama sıcaklığı 15oC olduğuna göre bu gazlar olmasaydı sıcaklık bugünkünden 33oC daha düşük olacaktı (Ahrensten aktaran Karabulut, 2008: 172). İşte güneş ışınlarını girişine izin verip belli oranda çıkmasına izin vermeyen bu gazlara sera gazları; etkiye de sera etkisi denmektedir.
Sera gazları, atmosferde bulunan ve yeryüzünden yayılan enerjiyi absorbe ederek ortamın ısınmasına neden olan gazlardır. En önemli sera gazı su buharıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi doğal sera gazlarının en önemlileri, başta en büyük katkıyı sağlayan su buharı (H2O) ve karbondioksit (CO2) olmak üzere, metan (CH4), diazotmonoksit (N2O) ve ozon (O3) gazlarıdır.
42

İlgili Kaynaklar







single.php