14
Turunçgillerin de içinde bulunduğu meyvelerde sorun olan hasat sonu hastalıklarından korunma amacıyla kültürel, fiziksel, mekanik ve kimyasal mücadele yöntemleri geliştirilmiştir. Hastalıklar açısından uygun depolama şartlarının oluşmasıyla patojenin yoğun inokulum kaynağı oluşturup hızlı bir şekilde epidemi yapması, üreticileri özellikle kısa sürede etkisini gösteren kimyasal pestisitleri uygulamaya zorlamaktadır. Bilinçsizce ve yoğun olarak kullanılan pestisitler gerek kalıntı problemlerine neden olarak gerekse, doğal su kaynaklarına karışarak insan sağlığına ve doğal dengeye önemli ölçüde zarar vermektedir. Bununla birlikte sıkça ve yüksek konsantrasyonlarda kullanılan pestisitlere dayanıklı yeni patojen ırkları ortaya çıkmaktadır (Pappas, 1982). Bu konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda; P. digitatumun thiabendazole, benomyl ve imazalil gibi fungisitlere dayanıklı izolatları vardır. (Kelly ve Austin, 1985; Dave ve ark., 1990; Wild ve Eckert, 1982; Stange ve Eckert, 1994; Özbek ve Delen, 1995; Toker ve Biçici, 2001). B. cinerea izolatları benomyl, dicarboximidlere, pyrimethanile ve procymidonea dayanıklıdır (Dianez ve ark., 2002; Benlioğlu ve ark., 1998), mancozebe duyarlılığı önemli ölçüde azalmış ve thiram ile metiram, mancozeb ile maneb arasında çarpraz dayanıklılık oluşmuştur (Delen ve Tosun, 1995).
Kimyasal uygulamalar sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve diğer mücadele yöntemlerinin etkin olarak kullanılamaması araştırmacıları alternatif mücadele yöntemleri geliştirme konusunda arayışlara yöneltmiştir. Bu amaçla çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek, kalıntı süresi uzun olmayan, kolay elde edilebilen, tıbbi ve baharat niteliği taşıyan bitkilerdeki antimikrobiyal aktiviteye sahip uçucu yağ ve bitki ekstraktlarının kullanımına dair çalışmalara başlanmıştır (Benjilali ve ark., 1984; Tabanca ve ark., 2001; Zaika ve ark., 1983; Alice ve Kıvanç, 1987; Locke ve ark., 1993). Kullanılan baharatların içermiş oldukları uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu uzun yıllardır bilinmektedir (Zaika ve ark., 1983).
Bitkilerin içerdikleri bu uçucu yağlar birbirleriyle sinerjistik etkileşim içinde olan çok sayıda bileşikten oluşmaktadır (Ceylan, 1987). Antimikrobiyal özelliğe sahip bitki uçucu yağlarının bileşenlerinde bulunan fenoller, aldehitler ve alkoller mikroorganizmalara karşı hidrokarbonlar, eteroksit ve ketonlara göre daha fazla antimikrobiyal etkiye sahiptir (Agarwall ve ark., 1979; Benjilali ve ark., 1984).



14. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Domateste Phytophthora infestans ve Sclerotinia sclerotioruma karşı uçucu yağlar ve bitki ekstraklarının antifungal etkileri - Sayfa 14
4 TABANCA ve ark., 2001; KARAMAN ve ark., 2001) etkili oldukları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda bazı kekik türleri, sarımsak, soğan, karanfil, mersin, ökaliptus, defne, duvar sarmaşığı ve nane gibi bitkilerden elde edilen uçucu yağların ve bu bitkilerin ekstraktlarının birçok mikroorganizmaya karşı antimikrobiyal etkiye sahip oldukları bildirilmiştir (ÇAKIR, 1992; YONUCU, 1997; TÜRKÜSAY ve ...
Farklı fungusit ve mikrobiyal gübrelerin İngiliz çimi ve kamışsı yumak bitkilerinin çim performansları üzerinde etkileri - Sayfa 47
Bulut (2013), buğdayda fosfor çözücü Bacillus megatherium var. phosphaticum (M13) ile azot fikse edici Stenotrophomonas maltophilia (82) ve Ralstonia pickettii (73) bakteri ırklarını tekli, ikili ve üçlü olarak kullanmıştır. Çalışmasında kimyasal gübreleri de kullanmış ve tüm muameleleri kontrol muamelesiyle karşılaştırmıştır. En iyi sonuçları kimyasal gübre uygulamaları vermiş olmasına rağmen, ba...
Domateste Phytophthora infestans ve Sclerotinia sclerotioruma karşı uçucu yağlar ve bitki ekstraklarının antifungal etkileri - Sayfa 13
3 Günümüzde baharat, çay, süs bitkisi, parfümeri, ve kozmetik ürün sanayiinde yaygın olarak kullanılan bitkilerin (AKGÜL, 1989a,b,c) tıbbi amaçla kullanılması M.Ö. 5000-3000 yıllarda Sümer ve Ege medeniyetlerine kadar dayandığı bildirilmektedir (CEYLAN, 1983). Bu bitkilerin büyük çoğunluğu kendilerine has karakteristik kokulara sahip olup, bu kokular genellikle bitkilerin içermiş oldukları farklı...

14. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

karşı
bitki
patojen
gibi
bitkilerin
olan


14. SAYFA ICERIGI

14
Turunçgillerin de içinde bulunduğu meyvelerde sorun olan hasat sonu hastalıklarından korunma amacıyla kültürel, fiziksel, mekanik ve kimyasal mücadele yöntemleri geliştirilmiştir. Hastalıklar açısından uygun depolama şartlarının oluşmasıyla patojenin yoğun inokulum kaynağı oluşturup hızlı bir şekilde epidemi yapması, üreticileri özellikle kısa sürede etkisini gösteren kimyasal pestisitleri uygulamaya zorlamaktadır. Bilinçsizce ve yoğun olarak kullanılan pestisitler gerek kalıntı problemlerine neden olarak gerekse, doğal su kaynaklarına karışarak insan sağlığına ve doğal dengeye önemli ölçüde zarar vermektedir. Bununla birlikte sıkça ve yüksek konsantrasyonlarda kullanılan pestisitlere dayanıklı yeni patojen ırkları ortaya çıkmaktadır (Pappas, 1982). Bu konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda; P. digitatumun thiabendazole, benomyl ve imazalil gibi fungisitlere dayanıklı izolatları vardır. (Kelly ve Austin, 1985; Dave ve ark., 1990; Wild ve Eckert, 1982; Stange ve Eckert, 1994; Özbek ve Delen, 1995; Toker ve Biçici, 2001). B. cinerea izolatları benomyl, dicarboximidlere, pyrimethanile ve procymidonea dayanıklıdır (Dianez ve ark., 2002; Benlioğlu ve ark., 1998), mancozebe duyarlılığı önemli ölçüde azalmış ve thiram ile metiram, mancozeb ile maneb arasında çarpraz dayanıklılık oluşmuştur (Delen ve Tosun, 1995).
Kimyasal uygulamalar sonucu meydana gelen olumsuzluklar ve diğer mücadele yöntemlerinin etkin olarak kullanılamaması araştırmacıları alternatif mücadele yöntemleri geliştirme konusunda arayışlara yöneltmiştir. Bu amaçla çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek, kalıntı süresi uzun olmayan, kolay elde edilebilen, tıbbi ve baharat niteliği taşıyan bitkilerdeki antimikrobiyal aktiviteye sahip uçucu yağ ve bitki ekstraktlarının kullanımına dair çalışmalara başlanmıştır (Benjilali ve ark., 1984; Tabanca ve ark., 2001; Zaika ve ark., 1983; Alice ve Kıvanç, 1987; Locke ve ark., 1993). Kullanılan baharatların içermiş oldukları uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu uzun yıllardır bilinmektedir (Zaika ve ark., 1983).
Bitkilerin içerdikleri bu uçucu yağlar birbirleriyle sinerjistik etkileşim içinde olan çok sayıda bileşikten oluşmaktadır (Ceylan, 1987). Antimikrobiyal özelliğe sahip bitki uçucu yağlarının bileşenlerinde bulunan fenoller, aldehitler ve alkoller mikroorganizmalara karşı hidrokarbonlar, eteroksit ve ketonlara göre daha fazla antimikrobiyal etkiye sahiptir (Agarwall ve ark., 1979; Benjilali ve ark., 1984).

İlgili Kaynaklar







single.php