tamaminda lökositoz ve sekresyon artisi mevcuttu. Üçüncü grupta ise 7 hastadan, 4ünde ates, 6sinda sekresyon artisi görülürken, hastalarin tamaminda lökositoz görüldü.
Yapilan çalisma larda VIP sikligi %8-28 arasinda rapor edilmistir (45,56,57). Bizim çalismamizda, birinci grupta %15, ikinci grupta %16, üçüncü grupta % 11.6 oraninda VIP gelismistir. Bulgularimiz literatürle uyumluluk göstermektedir.
Travma hastalarinda yapilan bir çalismada VIP tanisi için BAL ve kantitatif endotrakeal aspirat kültürlerini karsilastirilmis, endotrakeal aspiratla tedavi karari verilmis hastalarda, % 31 VIP negatif bulunmustur (58). BALda ise bu oran %7-10 olarak rapor edilmistir. Ruiz ve ark. (59,60) VIP tanisi için kullanilan metodlara bakilmaksizin, hastalarin neticelerinin ayni oldugunu, BAL kullanilmasinin mortalite oranini degistirmedigini göstermislerdir. Diger bir çalismada non bronkoskopik tekniklerinde güvenilir ve faydali oldugu bulunmustur (61). BAL yöntemi enfektif patojenler ve kontaminasyonun ayrilmasi için yüksek spesifik olmasina ragmen, bronkoskopi yapmanin erisilebilirliginin düsük olmasi ve hasta için invaziv olmasi, yogun bakim hastalarinda yapilmasinin zor olmasi gibi dezavantajlari vardir. Endotrakeal aspirat hasta için daha az risk içerir ve daha ucuzdur. BAL sonucu, %1 oranda AC parankim hasari ve pnömotoraks gelisebilir (58). Bundan dolayi bu çalismada, BAL yöntemi yerine non invaziv bir yöntem olan derin trakeal aspirat kültürü kullanildi ve VIP gelismeyen hastalarda, endotrakeal aspirat kültürlerinde %12 yanlis pozitiflik saptandi.
VIPe neden olan patojen bakterilerin kaynaklari arasinda orofarinks, endotrakeal tüp kaflari ve gerçek vokal kordlar arasindaki subglottik bölge, dental plaklar ve paranazal sinüsler yer alir. Hastalarin entübasyonu, orofarinks ile trakea arasindaki dogal bariyeri bozar ve endotrakeal tüp etrafindan kontamine sekresyonlarin akcigerlere geçisini kolaylastirir. Bu durum özellikle supin pozisyondaki entübe hastalar için önemlidir (62,63). Nazogastrik tüple beslenen ventile hastalarda, supin pozisyonla birlikte reflü ve trakeal aspirasyonun oldukça yüksek oranda oldugu gösterilmistir (64). Buna karsin gastrointestinal yolun, trakeal ve orofaringeal kolonizasyonun kaynagi olup olmadigi tartismalidir (65,66). Kontamine respiratuar ekipman veya bakim personelinin eli tarafindan fekal oral kros geçis ile de orofarinks ve trakeanin kolonizasyonu potansiyel yollardan daha önemli olabilir. Banyo, oral bakim, trakeal aspirasyon, enteral beslenme ve tüp manüplasyonlari patojenlerin transmisyonunda önemlidir (67). Yapilan bir çalismada, yalnizca oral bakim verilmesinin bile, oral kavitedeki potansiyel patolojik bakteri sayisini azaltarak VIP insidansini azalttigi gösterilmistir (68). Biz çalismamizda, kontaminasyonu engellemek için el yikama, aspirasyon
46



47. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Ventilatöre bağlı hastalarda hidrojen peroksit ile verilen ağız bakımının nozokomiyal pnömoni gelişimini önlemede etkisinin incelenmesi - Sayfa 16
azotemi, alkolizm, diabetes mellitus, lökositoz, lökopeni, pulmoner hastalık, nazogastrik veya endotrakeal tüp kullanımı ve antibiyotik kullanımında aerobik gram negatif basiller ile orofarengeal kolonizasyon daha sık görülmektedir (30). Ahmed ve Niederman’ın (2001) belirttiğine göre, Johanson ve ark. hastane ortamında gram negatif bakterilerle kolonizasyonun normal bireylerde %6 iken hastanedeki...
Mekanik ventilatör ile ilişkili pnömoninin önlenmesinde devamlı subglottik aspirasyonun etkisi - Sayfa 8
Pnömoni, steril olan alt solunum yolu ve akciğer parankimine, konak savunmasında bozulma ile birlikte virülansı yüksek bir mikroorganizmanın yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Yoğun bakım hastasında pnömoni gelişiminde genellikle üç aşama vardır: 1-Patojen mikroorganizma ile kolonizasyon, 2-Savunma mekanizmalarının bozulması, 3-Virülansı yüksek mikroorganizmaların varlığı Ventile edilen hastalarda s...

47. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

hasta
aspirasyon
trakea
trakeal
olan
sekresyon


47. SAYFA ICERIGI

tamaminda lökositoz ve sekresyon artisi mevcuttu. Üçüncü grupta ise 7 hastadan, 4ünde ates, 6sinda sekresyon artisi görülürken, hastalarin tamaminda lökositoz görüldü.
Yapilan çalisma larda VIP sikligi %8-28 arasinda rapor edilmistir (45,56,57). Bizim çalismamizda, birinci grupta %15, ikinci grupta %16, üçüncü grupta % 11.6 oraninda VIP gelismistir. Bulgularimiz literatürle uyumluluk göstermektedir.
Travma hastalarinda yapilan bir çalismada VIP tanisi için BAL ve kantitatif endotrakeal aspirat kültürlerini karsilastirilmis, endotrakeal aspiratla tedavi karari verilmis hastalarda, % 31 VIP negatif bulunmustur (58). BALda ise bu oran %7-10 olarak rapor edilmistir. Ruiz ve ark. (59,60) VIP tanisi için kullanilan metodlara bakilmaksizin, hastalarin neticelerinin ayni oldugunu, BAL kullanilmasinin mortalite oranini degistirmedigini göstermislerdir. Diger bir çalismada non bronkoskopik tekniklerinde güvenilir ve faydali oldugu bulunmustur (61). BAL yöntemi enfektif patojenler ve kontaminasyonun ayrilmasi için yüksek spesifik olmasina ragmen, bronkoskopi yapmanin erisilebilirliginin düsük olmasi ve hasta için invaziv olmasi, yogun bakim hastalarinda yapilmasinin zor olmasi gibi dezavantajlari vardir. Endotrakeal aspirat hasta için daha az risk içerir ve daha ucuzdur. BAL sonucu, %1 oranda AC parankim hasari ve pnömotoraks gelisebilir (58). Bundan dolayi bu çalismada, BAL yöntemi yerine non invaziv bir yöntem olan derin trakeal aspirat kültürü kullanildi ve VIP gelismeyen hastalarda, endotrakeal aspirat kültürlerinde %12 yanlis pozitiflik saptandi.
VIPe neden olan patojen bakterilerin kaynaklari arasinda orofarinks, endotrakeal tüp kaflari ve gerçek vokal kordlar arasindaki subglottik bölge, dental plaklar ve paranazal sinüsler yer alir. Hastalarin entübasyonu, orofarinks ile trakea arasindaki dogal bariyeri bozar ve endotrakeal tüp etrafindan kontamine sekresyonlarin akcigerlere geçisini kolaylastirir. Bu durum özellikle supin pozisyondaki entübe hastalar için önemlidir (62,63). Nazogastrik tüple beslenen ventile hastalarda, supin pozisyonla birlikte reflü ve trakeal aspirasyonun oldukça yüksek oranda oldugu gösterilmistir (64). Buna karsin gastrointestinal yolun, trakeal ve orofaringeal kolonizasyonun kaynagi olup olmadigi tartismalidir (65,66). Kontamine respiratuar ekipman veya bakim personelinin eli tarafindan fekal oral kros geçis ile de orofarinks ve trakeanin kolonizasyonu potansiyel yollardan daha önemli olabilir. Banyo, oral bakim, trakeal aspirasyon, enteral beslenme ve tüp manüplasyonlari patojenlerin transmisyonunda önemlidir (67). Yapilan bir çalismada, yalnizca oral bakim verilmesinin bile, oral kavitedeki potansiyel patolojik bakteri sayisini azaltarak VIP insidansini azalttigi gösterilmistir (68). Biz çalismamizda, kontaminasyonu engellemek için el yikama, aspirasyon
46

single.php