plazmanin opsonik fonksiyonu, kompleman sistemi ve PMNL (polimorf nükleer lökosit) fonksiyonlari etkilenir. Immün fonksiyonda olusan bu degisiklikler hastanin direncini etkiler ve enfeksiyon gelisimini artirir (16).
Ani gelisen hastaliklara veya travmaya karsi gelisen akut faz cevabi, zedelenmeye karsi vücut savunmasinin en temel özelliklerinden biridir. Akut faz cevabi, aminoasit dagilimi ve metabolizmasinda degisiklikler, akut faz globülin sentezinde, glukoneogenezde, serum demir ve seruloplazmin seviyelerinde artis ile serum demir ve çinko seviyelerindeki azalmalari içerir. Ates ve negatif azot dengesi bu degisikliklerin sonucu olarak ortaya çikar (17).
Sitokin ve hormon seviyelerindeki degisiklikler, akut cevabin bir parçasi olarak meydana gelirler. Makrofajlar, sitokinler ve peptidler olarak bilinen proteinler salgilanir. Bu proteinler lökositleri etkileyerek çesitli zedelenme türlerine karsi olusan inflamatuar cevabi baslatirlar. TNF a (tümör nekroz faktör a) ve IL 1-16 (interlökin 1-16)dan olusan bu toksinler dolasim yolu ile karacigere ulasir, burada albümin sentezini inhibe edip, akut faz proteinlerinin sentezini uyarirlar. Sentezlenen akut faz proteinleri C-reaktif protein, a1antikimotripsin ve a2-makroglobülindir. TNF a ve bazi interlökinler dolasim yolu ile beyine ulasarak ates olusumundan, ACTH (adrenokortikotropik hormon) saliniminin baslangiç uyarimindan ve takip eden serum kortizol düzeyinin yükselmesinden sorumludur (17).
5.1. KLINIK BESLENME
Klinik beslenmenin ana amaçlarindan biri, organizmanin enerji ihtiyacinin saglanmasidir. Bazal enerji ihtiyaci birçok faktörden etkilenir. Yetersiz enerji verilmesi durumunda malnütrisyon gelisirken, asiri miktarda beslenme durumunda overfeeding sendromu gibi olumsuz sonuçlarla karsilasilabilir. Bu nedenle ideal bir beslenmede kalori açiginin kapatilmasi ya da bunun %80’inin verilmesi önerilmektedir (14).
5.1.1. Ene rji ihtiyacinin hesaplanmasi: Günlük istirahat enerji tüketimi saglikli kisilerde 25-30 kcal/kgdir. Bu miktar normalde %40-45 karbonhidrat, %40-45 yag ve %10-20 oranlarinda proteinlerden saglanmaktadir (13,14). Yogun bakim ünitelerinde tedavi gören hastalarin büyük bir bölümü, travma, sepsis ve agir postoperatif olgulardan olusur. Bu hastalarda hiperkatabolik ve hipermetabolik bir süreç söz konusudur. Yine agir genis yanikli olgularda da metabolik ihtiyaç artmistir. Enerji gereksinimi hesaplanirken bunlar gözönünde tutulmalidir (14).
8



9. SAYFAYA BENZER SAYFALAR

Laparoskopik histerektomi tipleri sonrası doku travmasının değerlendirilmesi - Sayfa 28
VII. Sistemik Bağışıklık Cevabı Operatif işlemler, doku yaralanmasının büyüklüğü ile ilişkili olarak metabolik ve enflamatuar değişikliklere neden olurlar ( 41,42 ). Bunların, insan organizması üzerindeki subjektif etkisi, postoperatif ağrının şiddeti, süresi ve normal aktivitelere dönene kadar geçen süre göz önüne alınarak değerlendirilir ( 43 ). Laparoskopi, minimal invazif bir yöntem olmasına ...
Kritik hastalarda standart ve diyabete özgü beslenme ürünlerinin, sıkı kan şekeri kontrolü üzerine etkilerinin karşılaştırılması - Sayfa 9
arttırır. Çünkü, trigliseridler olarak depolanan serbest yağ asitlerinin esterifikasyonundaki bir substrat olan gliserol fosfatın seviyesini arttırır. Yağ hücreleri içinde insülin, lipolizi yağ asitlerinin salınmasını önleyerek inhibe eder. Yağ asitleri hepatik keton cisim sentezi için önemli bir maddedir. İnsülin bu etkisini hormon sensitif lipazın aktivitesini azaltarak gösterir. Bu enzim depola...
Sürekli ayaktan periton diyalizi yapan hastalarda eritropoietin tedavisine cevap azlığında hepsidinin rolü - Sayfa 23
13  Hepsidindeki azalma daha fazla demirin barsaktan emilmesine, hepatosit ve makrofajlardaki depolardan salınmasına yol açar. Sonuç olarak hepsidin karaciğerde yapılan bir akut faz proteini olup, doğrudan demir metabolizması ile ilişkili görünmektedir. Hepsidinin demir metabolizmasındaki rolünü onaylayan birçok çalışma deney hayvanlarında gerçekleştirilmiştir. Demirden fakir diyetle beslenenler,...

9. SAYFADAKI ANAHTAR KELIMELER

akut
eden
serum
protein
inin
demir


9. SAYFA ICERIGI

plazmanin opsonik fonksiyonu, kompleman sistemi ve PMNL (polimorf nükleer lökosit) fonksiyonlari etkilenir. Immün fonksiyonda olusan bu degisiklikler hastanin direncini etkiler ve enfeksiyon gelisimini artirir (16).
Ani gelisen hastaliklara veya travmaya karsi gelisen akut faz cevabi, zedelenmeye karsi vücut savunmasinin en temel özelliklerinden biridir. Akut faz cevabi, aminoasit dagilimi ve metabolizmasinda degisiklikler, akut faz globülin sentezinde, glukoneogenezde, serum demir ve seruloplazmin seviyelerinde artis ile serum demir ve çinko seviyelerindeki azalmalari içerir. Ates ve negatif azot dengesi bu degisikliklerin sonucu olarak ortaya çikar (17).
Sitokin ve hormon seviyelerindeki degisiklikler, akut cevabin bir parçasi olarak meydana gelirler. Makrofajlar, sitokinler ve peptidler olarak bilinen proteinler salgilanir. Bu proteinler lökositleri etkileyerek çesitli zedelenme türlerine karsi olusan inflamatuar cevabi baslatirlar. TNF a (tümör nekroz faktör a) ve IL 1-16 (interlökin 1-16)dan olusan bu toksinler dolasim yolu ile karacigere ulasir, burada albümin sentezini inhibe edip, akut faz proteinlerinin sentezini uyarirlar. Sentezlenen akut faz proteinleri C-reaktif protein, a1antikimotripsin ve a2-makroglobülindir. TNF a ve bazi interlökinler dolasim yolu ile beyine ulasarak ates olusumundan, ACTH (adrenokortikotropik hormon) saliniminin baslangiç uyarimindan ve takip eden serum kortizol düzeyinin yükselmesinden sorumludur (17).
5.1. KLINIK BESLENME
Klinik beslenmenin ana amaçlarindan biri, organizmanin enerji ihtiyacinin saglanmasidir. Bazal enerji ihtiyaci birçok faktörden etkilenir. Yetersiz enerji verilmesi durumunda malnütrisyon gelisirken, asiri miktarda beslenme durumunda overfeeding sendromu gibi olumsuz sonuçlarla karsilasilabilir. Bu nedenle ideal bir beslenmede kalori açiginin kapatilmasi ya da bunun %80’inin verilmesi önerilmektedir (14).
5.1.1. Ene rji ihtiyacinin hesaplanmasi: Günlük istirahat enerji tüketimi saglikli kisilerde 25-30 kcal/kgdir. Bu miktar normalde %40-45 karbonhidrat, %40-45 yag ve %10-20 oranlarinda proteinlerden saglanmaktadir (13,14). Yogun bakim ünitelerinde tedavi gören hastalarin büyük bir bölümü, travma, sepsis ve agir postoperatif olgulardan olusur. Bu hastalarda hiperkatabolik ve hipermetabolik bir süreç söz konusudur. Yine agir genis yanikli olgularda da metabolik ihtiyaç artmistir. Enerji gereksinimi hesaplanirken bunlar gözönünde tutulmalidir (14).
8

single.php